İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Eleştiriler

Dinmeyen Alkışlar - Cahide Sonku

Cüneyt İngiz ,


Bir kelebeğin ömrü bir gündür. Kozasında kıvranmaya başladığı andan itibaren doğa koşullarıyla baş başa kalır. Tek amacı bir an önce kozasından çıkıp, tüm güzelliğiyle gökyüzünde uçmak, kendini sergilemektir. Tüm çetin kış şartlarına rağmen o direnir hayata ve onun için bir yıl gibi gelen bir günlük hayatını tamamlar.
Türk Sineması’nda bir dönemin dev ismi Cahide Sonku işte tam da böyle bir hayat yaşamıştır. Döneminin primadonnası, Muhsin Ertuğrul hocamızın elinden tutması, fırsatlar yaratmasıyla parlak bir yıldız, tüm albenisiyle eşsiz bir sanatçı, renk renk, desen desen kanatlarıyla yıldızlara uçan bir kelebek haline gelmiştir.
Ama bu kelebeğin ömrü, alkol, hızlı hayat ve en önemlisi de Muhsin Ertuğrul’u inatla dinlememesi, sözlerine kulak asmamasıyla hızla inişe geçerek kısalmıştır. Her ne kadar dönemin en güzel kadını, en yetenekli aktirisi olsa da her insan gibi, arzu, ihtiras ve tutkularına yenik düşmekten kurtulamamıştır. Alkolün ve evlendiği erkeklerin hayatını bitirdiğini fark edene kadar içemeye ve evlenmeye devam etmiştir.
Şehir Tiyatroları, eski adıyla Dar-ül Bedayi’de sahneye çıkan Cahide Sonku’nun hayatı bu oyunla canlandırılarak, biraz da dönemin Şehir Tiyatroları’nı ve Türk Tiyatrosu’nun mimarı Muhsin Ertuğrul’u anlatan yarı belgesel bir nitelik kazandırılmıştır. Muhsin Ertuğrul hocanın vazgeçilmez bir yönetici, sahnelemede usta bir rejisör, sanatçı seçiminde eşsiz bir deha olduğunu da bu oyunla daha net anlıyoruz.
Rejisini Engin Gürmen’in yaptığı Dinmeyen Alkışlar oyunu, yönetmenin elinde bir pırlanta kıvamına gelmiş. Sayın Engin Gürmen, bu oyunla hem bir dönemin yıldızını anlatmış, hem de kendi gözünden o döneme bakışını sunmuş. Bunu yaparken fazla abartıya kaçmadan, sade bir dille, zaten aslında trajik bir hayat yaşayan Cahide Sonku’yu olduğu gibi resmederek, günümüz seyircisine aktarmış. Aslında bir yıldız olan Cahide Sonku’yu bütün rollerinden soyarak, sadece insan olma vasıflarını gözler önüne sermiş.
Oyun tam bir ekip çalışması içinde yürüyor. Oyunda başroller dışında, tüm oyuncular hiç gölgede kalmadan, kendi oyunlarını bütün ciddiyetliyle sahneye aktarıyorlar. Özellikle Muhsin Ertuğrul’u canlandıran Aziz Sarvan sahneye girdiği anda, sanki Muhsin Ertuğrul hoca hayattaymış izlenimi yaratıyor. Rolünü öyle bir üstüne giymiş ki Aziz Sarvan, tüm mimikleri, hareket, tavır ve konuşmaları Muhsin Ertuğrul imajı çıkarıyor ortaya. Aynı şekilde Aslı Seçkin de tam bir Cahide Sonku olarak duruyordu karşımızda.
Oyunun dekoru, her tabloda değişim göstermesine rağmen, sade, anlaşılır, abartıdan uzak tutularak asıl olanı anlatma derdinde olduğundan seyirciyi yormuyor. Seyircinin odaklandığı oyuncuların önünde bulunduğu bir dekorla, rahat ve akışkan bir izleme sağlanıyor.
Aynı şekilde oyunun ezgileri de alabildiğine dramatik ve oyunun akışına göre, adeta oyunun nabzını tutarak, ritmi yükseltip alçaltıyor. Duygusal çalkantıyı da çok güzel dengeliyor.
Şehir Tiyatroları’nın bu sezon için en güzel ve uzun soluklu olmaya aday oyunlarından biri olmaya aday Dinmeyen Alkışlar. Yine de mutlak herkesin izlemesi ve alkışlaması gereken bir oyun.
Cüneyt İngiz
Paylaş X Facebook WhatsApp E-posta

Cüneyt İngiz imzalı diğer yazılar

Yazarın sayfası
Eleştiriler

Arlecchino'dan Kean'e: Aktör Kean

Neden doyumsuzdur insanoğlu? Neden yokluğun sınırlarında açlıkla, açıklıkla mücadele ederken, acıların en sonsuzunu yaşarken, talihinin dönmesiyle yükselişe geçtiği merdivenlerin basamaklarında…

Eleştiriler

Gerçekten 'Olacak Şey Değil'

İnsan hayatında kaç defa hata yapar? Peki bu hataları düzeltmek yerine, üstüne yeni hatalar ekleyerek, bir hatalar binası oluşturmak insana ne kazandırır?