BEHİÇ AK’TAN YALNIZLAŞAN DÜNYA: TEK KİŞİLİK ŞEHİR
Ahmet Kara ,
1956 yılında Samsunda doğan Behiç Ak, mimarlık eğitimi görmüş olmasına rağmen, aynı zamanda karikatür sanatçısı, romancı, çocuk kitapları yazarı ve tiyatro oyunları yazarıdır. Türk Tiyatrosuna Fay Hattı, Tek Kişilik Şehir, Bina, Hastane, Newton Bilgisayardan Ne Anlar, Ayrılık, Benim Küçük Global Köyüm, İmaj Katili ve İki Çarpı İki isimli eserler kazandırmıştır.
Daha önce Aksanat’ta sahnelenen Tek Kişilik Şehir oyunu bu kez Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahneleniyor. Sezon başından beri Ankara’da sahne alan oyun bu kez İstanbul seyircisiyle buluşmak için turneye çıkmış. Beykoz Belediyesi tarafından inşa edilen ve bu yılın başında açılışı yapılan Feridun Karakaya sahnesinde dört gün arka arkaya İstanbul seyircisine görücüye çıkıyor.
Salona girdiğinizde perde açık ve sahnede, bir lokantada, her masada tek başına oturmuş, yemek yiyen insanlar var. Çevreyle hiç ilgileri yok. Kendi iç dünyaları ile başbaşalar. Oyunun başlama saati geldiğinde teker teker lokantadan ayrılıyorlar. Bu arada elinde çantasıyla, kulağında takılı kulaklıktan telefonla konuşan delikanlı giriyor içeriye. Ne garson kızla, ne çevresiyle hiç ilgilenmeden bir masaya oturuyor ve hemen bilgisayarını açıyor. Bilgisayarda gördüğü tekneyi hemen iki motosiklet ve bir arabayla değiştiriyor. Denizle hiç ilgisi yoktur, hatta yüzme bile bilmemektedir. Ama tekneyi almıştır. Onu kullanmak için değil hemen bir başkalarına satmak için almıştır. Zaten bu yolla bir sürü şey alıp satmaktadır. Bütün dünyası bilgisayarıdır ve her şeyini bilgisayardan halletmektedir. Hatta buraya da, dört yıldır bilgisayardan mail’leştiği sanal kız arkadaşıyla tanışmak için gelmiştir. Ama temennisi kızın gelmemesidir. Yüzyüze tanışıpta ne olacaktır sanki. Bir sürü formalite. Halbuki sanal alemde yazışmaya devam etmek en iyisidir.
Lokantanın bulunduğu gökdelen, bedeninden sıkılan insanlar için intihar kulesi olarak kullanılmaktadır. Şehirde bunun gibi bir çok gökdelen vardır ama intihar kulesi olarak en iyi iş yapan bu kuledir. İntihar edenlerin sağlam organlarını organ bankasına satmaktadırlar. Böylece bazen bir bedenden üç çocuk bedeni kurtarma olanağı olmaktadır. Teknoloji çok gelişmiştir. Yazın üşümemiz, kışın terlememiz sağlanmaktadır. Şehirler şehir dışına taşınmaktadır. Havanın ve suların temizlenmesinden ekonominin kötüye gittiğini kolayca anlayabiliriz. Hayat bir takım kurslara gitmekten ibaret olmuştur. Kendimizi en yalnız hissetmediğimiz anlar, yalnız kaldığımız anlardır. Aileler artık tek kişilik olmuştur.
Bu arada beklenen sanal sevgili gelmiştir ve delikanlı ile sanal sevgili ve garson kız arasındaki diyaloglar devam etmektedir.
Oyunun yönetmeni Serhat Nalbantoğlu oyunu çok iyi özümsemiş ve dolayısıyla sahneye çok güzel yansıtmış. Işın Mumcu dekor ve kostümde çok başarılı. Işık tasarımını Şükrü Kırımoğlu yapmış ve Mehmet Nuri Kılavuz ışığa çok iyi kumanda etmiş. Zaman zaman oyun esnasındaki, ama özellikle oyunun sonundaki efekt tasarımı kim tarafından yapılmış bilmiyorum ama inanın yıllarca etkisinden kurtulamayacağınız kadar güzel yapılmış.
Oyunculara gelince, Genç adam da Cüneyt Mete, garson kızda Devrim Yakut ve sanal sevgilide Benian Dönmez sahnede çok iyi performans sergiliyorlar. Diğer rollerde Merve Gül, Ercan Uğur ve Melih Duran için de söyleyecek olumsuz hiçbir sözüm yok. Devlet Tiyatrolarında inanın Ankara her zaman İstanbul’a fark atmaktadır. Bunu bir kez daha kanıtladılar.
Ara dahil 1 saat 40 dakika süren oyunu zevkle izleyeceğinizden emin olduğum için ne yapıp edip mutlaka izlemenizi öneririm.