NORA/NURÊ, Kumbaracı 50'de!
Saat 20.30
2009 İbsen Ödülleri’ne layık görülen Nora/Nûrê projesi, 3 Mart 2010’da Batman’da prömiyer yaptı. Diyarbakır, Van, Kars-Dağpınar, Doğubeyazıt, Ankara, İstanbul-Esenyurt ve Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde seyirciyle buluştu.
Türkçe Çeviri: FERİDE ERALP, JALE KARABEKİR
Kürtçe Çeviri: AYDIN ORAK
Reji: JALE KARABEKİR
Reji Asistanları: AYDIN ORAK, FERİDE ERALP
Oyuncular: ŞENGÜL ÖZDEMİR, AYDIN ORAK, REMZİ PAMUKÇU
Müzik ve Fotoğraf: MURAT HASARI
Kostüm ve Mask Tasarım: KÜBRA ERİŞİR
Onuncu yılını kutlayan Tiyatro Boyalı Kuş, ünlü Norveçli yazar Henrik Ibsen’in 1879’da yazdığı kadın özgürleşme hareketiyle özdeşleşmiş “Nora: Bir Bebek Evi” adlı oyununu Kürtçe sahneleyecek. 2009 Ibsen Ödülleri’ne (Ibsen Awards) layık görülen bu proje, sahnelemede klasik ile çağdaş, doğu ile batı, geleneksel ile modern arasındaki gelgite meydan okuyor. Bir dengbej hikayesi olan Nurê ile Norveçli Nora’nın hikayesindeki benzerlikler, Ibsen’in oyununa evrensel bir boyut katıyor. ‘Işık’ anlamına gelen Nurê, Nora karakterlerinin hikayesi tiyatro spotlarıyla aydınlanıyor ve seyirciye tüm kadınların ‘ortak’ hikayesini anlatıyor.
“Nora: Bir Bebek Evi” Norveç’li oyun yazarı Henrik İbsen’in 1876 yılında yazdığı bir oyundur. Hem o dönemde Norveç’te yeni yeni ortaya çıkan feminist hareket hem de daha sonrasında uluslararası feminist hareket için bu oyun çok önemli bir yer tutmuştur. Çünkü bir kadının babası ve kocası için, özellikle dönemin burjuva toplumunda, bir “oyuncak bebek” olmaktan öteye gidememesi ifşa edilmiş ve Nora’nın o “bebek evi”ni terk etmesi, kadının özgürleşmesi için bir simge olmuştur. Aile denen kurumun aslında nasıl bir “vitrin” olarak kurulduğu ve kadının da bu vitrini güzelleştirmekten öte bir anlamının olmadığı bu oyunda gözler önüne serilir. Tüm oyun boyunca hep evin içinde, bu vitrinin bir parçası olarak bulunan Nora’nın sonunda kapıyı çarpıp çıkması, çocuklarını ve kocasını terk ederek “önce kendisine karşı olan görevlerini yerine getirmeye” gitmesi elbette bir devrim niteliğindedir.
KÜRT ‘NORA’: NURÊ
Nora’nın hikayesini, Şemdin, Karapete Xaco ve Şakiro gibi dengbejlerin seslendirdiği, ve Kürtçe’de bir klasik olmuş olan “Saliho ve Nurê’nin hikayesi”nde de bulduk... Saliho, Nurê’nin amcasının oğlu (pismam) ve sevdiğidir, Diyarbekir’de zindana düşer. Nurê onu kurtarmak için savcılarla, hakimlerle konuşur, Cumhuriyet’e dilekçeler yazar ancak hiçbir çözüm bulamaz. Altınlarını satıp hakime rüşvetler verir ve eninde sonunda Saliho’yu hapisten kurtarmayı başarır. Saliho’nun çıkar çıkmaz yaptığı ilk iş Ulu Camii’nin önünde Nurê’yi öldürmektir çünkü, kendi dediğine göre “Nurê kadın başına erkek toplumuna girmiştir.” Orada işi nedir? "Ezê te bikujim çima ku tu li ber hukumatê geryayî," der Saliho; yani “ben seni öldüreceğim, çünkü hükümetin önünde geziniyorsun.” “Saliho dema ji zindan derdikeve te Nûrê dikujê. Çima kû nava mêranda geryayê û çuyê li dû hukumete geryaye” Demek istenen şudur: “Salih hapisten çıktığında Nure’yi öldürmeye gelir. Çünkü erkeklerin arasında gezdin, gittin hükümetin önüne.” Yani, ana sorun Nurê’nin Saliho’nun namusuna laf getirmesi, ‘erkek işi’ne karışmasıdır…
“Hiçbir erkek bir kadın için onurunu feda edemez” der, aynı Saliho gibi…
“Yüzlerce kadın bunu her gün yapıyor ama” der.
Borç alarak, çalışıp didinerek, yalanlar söyleyerek, kendi rahatından kocası için feragat ederken hiçbir şey yokmuş gibi davranarak yaptığı tam da budur, aynı Nurê gibi…
Nora/Nurê. Biri Norveç’li diğeri Kürt’tür ama ikisinin de hikayesi aynıdır: kadınlığın hikayesidir onlardan dinlediğimiz. Ve aslında, ne düşünülürse düşünülsün, ‘coğrafi’ uzaklıklarına rağmen bu hikayenin özü pek de değişmez..
Türkiye’nin alternatif feminist tiyatro topluluklarından Tiyatro Boyalı Kuş 2000 yılında kuruldu. On yıldır sahnelediği oyunlarla ve düzenlediği etkinliklerle Türkiye Tiyatrosu’na yeni bir dil ve yeni bir bakış açısı kazandıran topluluk, kadın bakış açısıyla kendi oyun metinlerini oluşturdu, var olan metinleri kadın bakış açısıyla ele aldı. Farklı ülkelerden sanatçılarla birlikte çalışan ve dünya tiyatrosunu takip eden Tiyatro Boyalı Kuş, yapılanması, çalışma teknikleri ve özgün teatral biçemiyle profesyonel bir feminist tiyatro olma özelliği de taşıyor.
Tiyatro Boyalı Kuş’un bugüne dek sahnelediği oyunlar: "Ferhat ile Şirin"(2001), "aşk ihanet yalnızlık vesaire"(2003), “Dış Ses”(2004), Böyle Bir Aşk Masalı (2004), Kadınlar Savaşı (2006) ve 15. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali için özel olarak hazırladığı Bavullar (2006), Çernobil’den Sesler (2007), Tahterevallide Aşk (2008), Seni Seviyorum Diyecek kadar Sarhoş? (2010), Ophelia’yı Kim Öldürdü? (2010).
Tiyatro Boyalı Kuş, 2000 yılından bu yana başta İstanbul olmak üzere; Ankara, İzmir, Muğla, Tekirdağ, Bartın, Sinop, Samsun, Ordu, Trabzon, Rize, Artvin, Amasya, Adana, Mersin, Antakya ve Diyarbakır illerinde oyunlarını sergilemiştir.
Tiyatro Boyalı Kuş ayrıca, 2008 yılında gönüllü kadın katılımcılarla birlikte “Feminist Dramaturjiyle Okuma Tiyatrosu” etkinliklerine başlamış, “Vatan yahut Silitre”, “Şair Evlenmesi” ve “Çıkmaz Sokak” gibi Tanzimat ve Meşrutiyet dönemi oyunlarını farklı bir bakışla seyirciyle paylaşmıştır.
Augusto Boal’ın Ezilenlerin Tiyatrosu ile 2000 yılından beri çalışmakta olan Tiyatro Boyalı Kuş, 2009 yılında ‘Dar-alan’ adlı yeni bir Forum Tiyatrosu örneğiyle de yurt içinde ve dışında festivallere katılmaktadır.
Tiyatro Boyalı Kuş, ITO (Uluslararası Ezilenlerin Tiyatrosu Organizasyonu – International Organization of the Theatre of the Oppressed) ve Magdalena Project (Çağdaş Tiyatroda Uluslararası Kadın Ağı – Network of Women in Contemporary Theatre) üyesidir.
Adres: İstiklal cad. Meşelik sok. 6/8 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 245 21 09 / 0542 477 27 53