•  
     


    Tiyatro Dünyası
    Tiyatro Dünyası Bu Sahnede !

     
             Ana sayfa
             Hakkımızda
             Tiyatro Haberleri
             Yazarlar
             Sahne Arkası
             Forum
             Sesli Yayınlar
             Serbest Kürsü

             Eleştiriler
             Polemik
             Makaleler
             Röportajlar
             Sizden Gelenler
             Tiyatro Oyunları
             Tiyatro Grupları
             Tiradlar
             Kaynak
             Tiyatro Tekstleri
             Duyurularınız
             Reklam Verin !
        

    SON EKLENENLER

      Ruhundan Tramvay Geçen Adam
      Fuck Buddy Aranıyor, GAF'ta Oynuyor
      Profesyonel - Parantez İçindeki Hayatlar
      Ölmemiş Bir Sanatçının Cenazesinin Düşündürdükleri
      Sahi erkeklerin vicdanları neden temizdir?
      Ezilenlerin Kısık Sesi - Hizmetçiler
      Vanilyalı İlişkiler ve Küba'nın Havanası'ndan Genco Erkal Resitali
      Ümraniye Kültür ve Sanat Merkezi'nde Çocuk Tiyatrosu
      Öfke kusan bir -Şölen-
      Devrimin Ayak İzlerini Küba'da Sürmek...
      Kendisi ile Zenginleşecek bir Oyun: Resmi Geçit - Semaver Kumpanya
      İBBŞT Çocuk Tiyatroları Birimi'nden Örnek Bir Oyun: Kazuu
      Böyle Oyunlarla Seyirciye Yazık Ediliyor: Fesleğen Çıkmazı
      İstanbul 2010 Kültür Başkenti Üzerine Yazı-Yorum
      Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu'nun açılışında Muhsin Ertuğrul'u öldürdüler! Nasıl mı?
      Ergün Işıldar'dan Gizli Oturum (Sartre)
      Hakan Gerçek Güneşe Uçuyor, Uçarken Düşmüyor: Van Gogh
      Muhsin Ertuğrul-Nazım Hikmet-Memleket-Millet
      Pornografi: Sıradan İnsanlar, Karmaşık İlişkiler…
      Özür Dilerim Başkanım

    Ali Erdoğan


    Arda Aydın


    İsmail Can Törtop


    Melih Anık


    Nedim Saban


    Rengin Uz


    Yurdagül Yurtseven


    Üstün Akmen

    Tüm Yazarlar

    Yazar olmak için can@tiyatrodunyasi.com adresine mail atınız..

    Tiyatro Dünyası ailesine katılmak
    ister misiniz?

    Son Eklenen Tiyatro Tekstleri
    - Nazlı Sevda
    - Dünya'nın Sonunu Beklerken
    - Anton Çehov'dan Tek Perdelik 9 Oyun
     

     

     

          İstanbul Yeni Sahne, Tiyatromuza Hoş Geldi: Uçurtmanın Kuyruğu
    ( Üstün Akmen )
           11/18/2009
     


    Işıklar içinde yatsın güzel insan Savaş Dinçel (1942–2007), önemli bir tiyatro oyuncusu ve yönetmeniydi. Yaşadığı süre içinde sinema filmleri ve televizyon dizilerinde de her zaman başarılı oldu. Karikatüristti. Yani doğuştan cevherdi. Bildiğim kadarıyla yazdığı ve sahne ışığına kavuşmamış bir çalışması daha vardı, ama ilk kez 2001–2002 sezonunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda izlediğimiz “Uçurtmanın Kuyruğu”, olayları yüreğiyle izleyen bir sanatçının deneyimlerinin imbiğinden süzülmüş; tiyatromuza yeni bir ses, yeni bir nefes getiren oyun olarak dikkat çekmişti. “Uçurtmanın Kuyruğu” o günden bu yana değişik sahnelerde perde açtı.

    Kısa bir süre önce kurulan İstanbul Yeni Sahne de Savaş Dinçel’e saygı duruşunda bulunmak istemiş olacak ki ilk oyun olarak “Uçurtmanın Kuyruğu”nu seçmiş. İlk oyun… İlk Gala… Önemli! Adana kökenli kadro Adana, Seyhan, Çukurova, Tepebağ, Güney Rotary Kulüpleri’nin sponsorluğu yanı sıra, on dört kuruluşun da desteğini arkasına alarak, iki oyuncusunun Adana’da çekilmekte olan “Hanımın Çiftliği” televizyon dizisinde oynamakta oluşlarını da göz önüne alarak, galalarını Adana’da yaptı.

    İstanbul Yeni Sahne’ye katkı sağlayan kuruluşlar arasında Adana Alışveriş Merkezi içinde yer alan M1 Cinebonus Sineması da vardı. Sahnesini, İstanbul Yeni Sahne’ye “tahsis” etmiş, yetinmemiş, tiyatro yapılacak bir alan yaratmak için bir takım “tadilat”lar da yapmıştı. Sinema sanatı nasıl tiyatronun yerini tutamıyorsa, sinema salonu da tiyatro salonunun yerini tutamıyor Dostlar! Anında anımsadım: “İlk” gençliğimde Kadıköy Süreyya Sineması’nın bahçesine tiyatrolar turneye gelirdi. Kendi salonlarında (iyi-kötü) gözüme görkemli görünen dekorlar, oyuncular ve kostümler Süreyya Sineması’nın bahçesinde bu kere bana pek komik gelirdi. Hele bir de rüzgâr çıkıp dekoru dalgalandırmaz mı?

    Neyse!

    Babasının otoritesi altında, bir anlamda gençliğini yaşayamamış, bastırılmış duygularıyla silik bir kişiliğe bürünmüş olan “Adam”, tam da canına kıymayı kafasına koymuşken, aniden davetsiz bir konuk çıkagelir. Kimdir bu “Gelen Adam”? Bir iç ses midir, otoriter babayı mı simgelemektedir ya da kişiliğini, varoluşunu, düşüncelerini, alışkanlıklarını, zayıflıklarını irdeleyen, alaya alan, “ikinci ben” midir? Bir hesaplaşma başlar. Oyunda iki “ben” “başrol” oynamaktadır. Biri “Adam”, diğeri “Gelen Adam”. Bunlardan biri, ötekinin dışsal yansıması, uzamsal ve deyim yerindeyse toplumsal tasarımlamasıdır. Öteki ben, derin bir içe atımla elde edilmiştir ve Savaş Dinçel’in ustalıkla çizdiği karakter yapısında, içsel durumlar durmaksızın “oluş” içindeki canlı şeyler olarak birbirlerinin içine sızmakta ve süreç içindeki peş peşelikler türdeş bir uzamda yan yana gelmektedir. Esasında peş peşeliklerin hiçbir ortak yanı yoktur. Savaş Dinçel’in “Adam”ının geçmişiyle geleceği, simetrik bir çizgi üstündedir. “Başlangıcı olmamış bir adam”dır, ama içindeki geçmişi yaşatır. Geçmiş, onda sanki yankı bulmakta olan sestir. “Hiçbir şeye başlamadığını” söylerken, biçimden başka bir şey olmayana güç vermektedir. Hatta daha da ileri gitmekte, biçimlerin çokluğuna tek bir biçim kazandırmaktadır. Onda geçmiş, gerçekliğin ağırlığını kazanmıştır. Gelecek, isteği ne denli ileri doğru atılsa da, derinliği olmayan bir perspektiftir. “Adam”ın gerçekle arasında hiçbir sağlam bağ bulunmamaktadır ya da kalmamıştır. “Adam”ın karşıtı olan “Gelen Adam”sa çoğumuzun içinde büyüttüğü “ikinci ben”dir. Yani, toplumun kendi yapısına göre şekillendiremediği, sistemin dönen çarkları arasına sokuşturamadığı, kendisini dünyaya getirenlerin istekleri doğrultusunda “prototip” yaratmak uğruna torna tezgâhına yatıramadığı “Adam”dır. Savaş Dinçel bu oyunda, sürenin doğrudan gücünün olmadığının, gerçek zamanın ancak yalıtılmış an ile sahiden varolabileceğinin altını çizmektedir.

    Oyunun yönetmeni Erdal Cindoruk, iyi bir sahneye koyuş planı yapmış, ama zannım o ki, sinema sahnesinin olanaksızlıklarından kaynaklanan sahne trafiğindeki zorunlu aksamalar, plan milan bırakmamış. “Black out”lar uzamış da uzamış, her “black-out” izleyicide perde sonu izlenimi yaratmış. Böylece tempo düşmüş, oyun hantallaşmış. Diğer taraftan, oyuncuların giriş-çıkışlarını olduğu kadar, yerlerini ya da durumlarını iyi saptamış, eylemin akışına zarar vermeden sahneleme planını oluşturmuş. Oyunun yorumunda ve kendi özel perspektifinin yerleştirilmesinde, belli bir oyuncunun belli bir anda, belli bir durumda bulunması, belli bir heyecanla harekete geçerek sahne üzerinde belli bir noktaya yaklaşması ya da o noktadan uzaklaşmasının önemini bilmiş ve uygulamış.

    Erdal Cindoruk, oyunun sonunda Gelen Adam’ın, içinde: “Unutmayın hangi yaşa gelirseniz gelin, çocukluk etme hakkınız saklıdır” yazan (“Uçurtmanın Kuyruğu”- Bu Yayınevi/2003) mektubu yırtıp, parçalarını savuruşundan sonra, içeri giren uçurtma kuyruğuna tutunup dışarı “uçması” tablosunda da mükemmel bir değişiklik yapmış. Gelen Adam’a babanın resmini değil, ilk gelişinde paketlenmiş olarak yanında getirdiği uçurtma resmini astırmış. Babanın resmini ise uçurtmanın kuyruğuna takması, oyuna (bence tanık olsaydı Savaş Dinçel’in de seveceği, alkışlayacağı) ayrı bir tını getirmiş. Erdal Cindoruk’un yorumunda anlayamadıklarımsa, Gelen Adam’ın: “… Baksana şuna, dünyaya bok koklamış gibi bakıyor (“Uçurtmanın Kuyruğu” – Bu Yayınevi/2003 – Sayfa 19): ,”u ve: “Hayvan herif (Sayfa 29)…,” repliklerini neden dış sese söylettiği!

    Duygu A. Cindoruk’un demir konstrüksiyondan berjer koltuk, iskemle, masadan oluşturduğu ve gene demir konstrüksiyondan simgesel kitaplık, simgesel içki dolabı, simgesel duvar ve simgesel pencere ile tamamladığı dekor işlevsel, işlevsel olmasına işlevsel de, siyah fon metal rengini hepten öldürüyor. Arkadaki panoları ise sanırım ve umarım ki sadece bu sinema salonundaki gösteri için asmıştır. Kitaplıktaki kitapların (“Safahat” dışında) yeni yayınlar olmasıysa bence pek bağışlanabilir bir savsaklama değil.

    Gene Duygu Cindoruk’un imzasını taşıyan kostümler iyi. Keşke “Gelen Adam”ı da genel olarak açık renk giydirseymiş… Siyah deri ceketiyle oyuncu, siyah fon önünde kayboluyor. Kadir Özdal’ın ışığına “sinema salonu” mazereti nedeniyle hiç değinmeyeceğim. Burak Çöllü’nün müzikleri iyi.

    Oyunda “Adam”ı Caner Cindoruk, “Gelen Adam”ı Necip Memili oynamakta. Caner Cindoruk, Adam’ı çözümlemenin sadece zihinsel bir süreç olmadığının ne yazık ki ayırtında değil. Hem Adam spastik değil ki, neden sol tarafının kaslarını kasıyor, neden istem dışı olarak sol elini ters döndürüyor? Adam’ın başka başka unsurlarını, en başta da doğasını, tüm olarak içine alamamış Cindoruk ve niteliklerini işin içine katamamış. Adam’ın gizli duygularının derinine inememiş, Adam’ın ruhunda saklı, görünmeyen, işitilemeyen ya da bilinç yoluyla bizim ulaşamadıklarımızı tanımamış, duyumsayamamış, aktaramamış.

    Necip Memili ise “Gelen Adam”a fiziksel olarak hayat buldururken, rolün içsel yüzeylerini sadece gözleri, yüz ifadesi, sesi ile değil, gövdesini de kontrol ederek mükemmelleştirmiş. “Baba”, Doktor”, Komutan”, “Rum Meyhaneci”, “Öğretmen”, “Avukat” karakterlerini, Adam’ın ikinci “ben”inin olgularına ve kurgularına, içsel içerikleri de katarak seyircisine nakletmiş. Coşkuları harekete geçirtebileceği dinamiği edinmiş. Necip Memili, (Rum Garson’un: “Babanız artık gelmoor,” deyişini düzelteceğine inanarak söylüyorum) lehçe yeteneğini de iyi geliştirmiş.

    Uzun sözün kısası: İstanbul Yeni Sahne, tiyatro dünyamıza iyi bir iş getirmiş. Hoş gelmiş…

    Üstün Akmen
    Evrensel Gazetesi

    Yazarın Tüm Yazıları

    Bu Yazıyı TAVSİYE ET!


    Yorumlar

    selçuk

    12/4/2009 

    elinize yüreğinize sağlık.çok beğendim.

     

    burak

    12/18/2009 

    oyunu adana büyükşehir belediye sahnesinde izlediğim de çok etkilenmiştim.bir yolunu bulup galasında da izleme şansım oldu,gala da izlediğim ilk izlediğimin %40’ıydı diyebilirim.bu yüzden yazınızdaki tespitleri çok hoş görüyorum.dekorun uyutluğu ve ışıkların tasarım ve uygulanışı için söyledikleriniz de beni aydınlattı.elinize sağlık.

     


    YORUM YAZ
    Adınız :

    İsim Yazılmamış Yorumlar Onaylanmayacaktır !

    yorumunuz

    En çok okunan 40 Yazı

    - KONSERVATUAR SINAVLARI HAKKINDA SIKÇA SORULAN SORULAR
    - Konservatuara Hazırlık
    - Röportaj : Bennu Yıldırımlar
    - KADIKÖY'ÜN HALDUN TANER'İNE BİR DAMLA GÖZYAŞI
    - YAŞAR NE YAŞAR NE YAŞAMAZ (Çalgılı, Şarkılı Oyun) - İstanbul Şehir Tiyatroları
    - Tiyatro Yüzleşme ile Söyleşi
    - İsa Karslı'dan Konservatuar Adaylarına Bilgiler
    - Üç Kızkardeş - İstanbul Şehir Tiyatroları
    - Müjdat Gezen'den: MUSTAFAM KEMALİM
    - Keşanlı Ali Destanı
    - Sermiyan Midyat Söyleşisi
    - TİYATRO YAPMAK
    - Röportaj : Nejat İşler
    - Tekrar Çal Sam – İstanbul Şehir Tiyatroları
    - Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu ve Çeşme’nin Anfi(!) Tiyatrosu…
    - 9 AY sON GÜN - Tiyatro Oyunbozan
    - Oyunun Oyunu - Yasemin Yalçın Tiyatrosu
    - Bülent Emin YARAR - Söyleşi
    - Bernarda Alba'nın Evi - İstanbul Şehir Tiyatroları
    - KAÇ BABA KAÇ - Sadri Alışık Tiyatrosu
    - Kürklü Merkür - Tiyatro Dot
    - Leonce ile Lena: Entelektüel Atraksiyon - Festivallik Oyun
    - Kuva-i Milliye Kadınları - Konya Devlet Tiyatrosu
    - Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler - Oyun Atölyesi
    - Şehir Tiyatroları Ticketturk'e Teslim mi Edildi?
    - HARCANAN BİR ÇEHOV OYUNU: ÜÇ KIZ KARDEŞ
    - KONSERVATUVAR EĞİTİMİ ŞART MI?
    - OYUN YAZMA TEKNİĞİ
    - Oyun Atölyesi - Testosteron: Soytarılar Panayırı
    - Haldun Dormen Söyleşisi
    - Tek Kişilik Şehir - Ankara Devlet Tiyatrosu
    - “YAŞAR NE YAŞAR NE YAŞAMAZ” OYUNU ÜZERİNE BİR ELEŞTİRİ DENEMESİ !
    - Ben Artist Olmak İstiyorum - Bursa Devlet Tiyatrosu
    - Genco Erkal’ın bu oyununu izlemek, aydınlığa ibadettir: Sivas’93
    - Koca Bir Aşk Çığlığı - Aysa Prodüksiyon
    - Çılgın Dünya
    - KANTOCU - İBB Şehir Tiyatroları
    - AKLIN AŞKLA ÖRTÜLMESİNİN ESKİMEYEN ÖYKÜSÜ: “LEYLA İLE MECNUN”
    - TÜRKER İNANOĞLU’NUN GÖNLÜNDE YATAN ASLAN: “ROMANTİKA”
    - İstanbul' da Sanatçı Olmak
      Sonraki ve Önceki Yazılar

    - Balıkesir Muhasebecisi'nden: Tek Sermaye Namus'tur
    - Nedim Saban'dan Bayram Yazısı
    - -Çıkmaz Sokak- Çıkmazları
    - -Tarla Kuşuydu Juliet- Müzikali
    - Başaramadım ya da Ülkemle Birlikte Yenildim
    - Şehir Tiyatroları'ndan Bir Efsane: Şahmeran
    - Hiçbir Şey Her Şeyse Eğer, Her Şey Hiçbir Şeydir: Şölen
    - Düşmanınızı Bile Bağrınıza Basabilecek Misiniz?
    - Tarla Kuşuydu Juliet
    - Bırakın Kavgayı! Kolunuzdaki Saat Ecele Akıyor: 7-Şekspir Müzikali
    - Hakiki Gala - Tiyatrotem
    - Bir Süre Sonra Görüşmek Üzere
    - Rize Valisinin İzni, Obama'nın Kavliye Özgür Tiyatro
    - Bir İntiharın Provası - Kurt Neden Ot Yemez?
    - Tiyatronun kraliçesinden -Kraliçe Lear-
    - Kendilerini Kendileriyle Aldatan İnsanların Öyküsü: İki Çarpı İki
    - Nedim Saban, Eleştirmenler Birliğini Eleştirdi!
    - İnsancıl Tiyatro'da -İlk Adım-
    - Cüneyt Gökçer'in Ardından...
    - Kent Oyuncuları -Bu Devirde Cimrilik Kaçınılmaz- Diyor: Cimri
    - Atatürk …….. Merkezi
    - Lursin Sokağı Cinayeti
    - Bozuk Düzen
    - Cüneyt Gökçer’in Ardından Bir Yorum
    - Yar Bana Bir Eğlence
    - Çikületa Ayten ve S.K.
    - Ali Taygun'a Saygı
    - Kendi Ateşleriyle Çevrelenmiş Akreplerin Öyküsü: Quintet
    - Kendi Ateşleriyle Çevrelenmiş Akreplerin Öyküsü: Quintet
    - Bir Aynadır Shakespeare
    - Ay Işığında İlk ve Son Tango
    - İstanbul Efendisi
    - Benim Komik Dedişlerim - Mavi Uçurtma Komedi Tiyatrosu
    - VAHŞET TANRISI: Fazlasıyla medeni bir uzlaşma!
    - İhsan Devrim'in Ardından...
    - Ödenekli Tiyatroların Ödeneksizleştirilmesi (İskender Pala Yaklaşımına Bakış)
    - Yanılgılar prensi İskender Pala!
    - Belediye tiyatrolarına baskı dinmiyor! Afyon tiyatrosuz kaldı!
    - İskender Pala'nın Yalnızlığı - Katre-i Matem
    - İBBŞT Çocuk Biriminden Bir Oyun: Benim Arkadaşım Yok
     


     

     

    Popüler Tiyatro Oyunları
    Mecbur Adam
    Lüküs Hayat
    Bozuk Düzen
    Aşk Sözleri
    Evvel Zaman İçinde (Çocuk Oyunu)
    Basit Bir Ev Kazası
    İstanbul Efendisi
    Tak Tak Takıntı
    Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
    Çıkmaz Sokak

    Merak Edilen Tiyatro Oyunları
    Kibarlık Budalası
    Üç Kızkardeş
    Basit Bir Ev Kazası
    Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
    Baş Belası
    Lüküs Hayat
    Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler
    39 Basamak
    İstanbul Efendisi
    Tatlı Kuş (Çocuk Oyunu)

    Son Eklenen Tiyatro Oyunları
    Cerb (Deney)
    Binali İle Temir
    Olur Böyle Şeyler
    Dullar
    Annemin Cesareti
    Bana William Deyin
    Kül Bellek
    Kuzguncuk Türküsü
    Fesleğen Çıkmazı
    Kod Adı Kongo

    Popüler Sanatçılar
    Hayran Olunan Sanatçılar

    Popüler Tiyatro Grupları

    İstanbul Şehir Tiyatroları
    Oyun Atölyesi
    İstanbul Devlet Tiyatrosu
    Tiyatrokare
    Tiyatro Kedi
    Bakırköy Belediye Tiyatroları
    Kent Oyuncuları
    Semaver Kumpanya
    Altıdan Sonra Tiyatro
    Tiyatro Oyunbozan
    Sadri Alışık Tiyatrosu
    DOT
    Dostlar Tiyatrosu

    Sesli Yayınlar
    Metin Serezli Söyleşisi
    Hakan Gerçek Söyleşisi
    Sevinç Erbulak Söyleşisi
    Livane Kültür Güncesi-Tiyatro Sohbetleri 2
    Nedim Saban Söyleşisi
    Tüm Yayınlar

    Google Groups
    Tiyatro Dünyası
    e-posta grubuna üye olun

    e-posta:
                           

    Grup Sayfasını ziyaret edin


    Tüm Tiyatroların
    Oyun Programları

     
       
    Linkler
    Mail Grubumuza Siz de Üye Olun !!

    Tiyatro Dünyası'nı ayda yaklaşık
    180.000 farklı kişi
    ziyaret ediyor
    ve 500.000'den fazla sayfayı inceliyor!

     
    www.tiyatrodunyasi.com sitesinde yayınlanan tüm yazılar tamamen yazarların kendi görüşlerini yansıtmaktadır.
    Yazıların hiçbir bölümü tiyatrodunyasi.com'un ve site editörlerinin görüşleri olarak değerlendirilemez...
    Yazıların içeriğine ait doğacak tüm yasal yükümlülükler yazara aittir.
     
     
     Tiyatro domain Webmasterim.Com
    Çok Arananlar    ..