Ben Türkiyeyim (Yurdagül Yurtseven)

Platon, “insanları biraya getiren şey ihtiyaçlarıdır” diyerek üç insan ruhundan bahseder. Bilgeler, aklın egemen olduğu, iyi ideasına ulaşmaya çalışan ve ülkeyi yönetmesi gereken kişiler.. koruyucular, her tür kötülüğe, yanlışa karşı mücadele eden onurlu kişiler.. besleyiciler, her tür kötülüğün kölesi olmuş hırsızlar, sapıklar, katiller…

Hayatımızı tercihlerimiz belirler. Sizi yönetenleri siz seçerseniz, hayatınızı birleştireceğiniz kişiyi eşinizi, arkadaşınızı… Peki ya doğduğunuz yeri yaşadığınız ülkeyi, taşıdığınız kültürü siz mi tercih ettiniz? Doğuştan sahip olduğunuz bu ülkenin iyi-kötü size yaşattıklarından, yaşanmışlıklarından bir anda vazgeçip kopabilir misiniz?

Sizi anlıyorum korkuyorsunuz, korkuyoruz çünkü 3 yaşında bir kız çocuğu tecavüze uğruyor, hayvanlara, kadınlara şiddet hızla artıyor, günde sekiz saatten fazla çalışıyorsunuz ve hayalinizdeki o evi ya da arabayı alamıyorsunuz. Şirketiniz var ülkenin ekonomisi sizi endişelendiriyor “ya iflas edersem” diyorsunuz. Üniversite son sınıfta işsizlik korkusu yaşıyorsunuz, dünyaya bir çocuk getirdiniz geleceğinden korkuyorsunuz. Ülkenin sosyolojik, psikolojik durumu bir köpeğe, 3 yaşındaki bir çocuğa tecavüz edecek kadar bozulmuşsa, işsizlikten kendini yakacak kadar bozulmuşsa psikoloji hepiniz korkularınızda haklısınız çünkü “bende korkuyorum ama hiç bir yere gitmemem gerektiğini hissediyorum.”

Bu günlerde buz kütlesi Kanada size sıcak gelebilir, Paris’in müzeleri, Eyfel’in romantik duruşu, Venedik’in gondolları, Berlin’in Potsdamer Platz’ı size sıcak gelebilir. Siz bu sıcaklığı hissederken, geçtiğimiz günlerde galasına katıldığım, Bakırköy Belediye Tiyatrosu Yunus Emre Kültür Merkezi’nde oynanan, Ceren Ercan’ın yazdığı, Yelda Baskın’ın yönettiği, Alican YÜCESOY, Damla KARAELMAS
Defne ŞENER GÜNAY, Emre KOÇ, İrem Sultan CENGİZ’in müthiş performans sergiledikleri Seni Seviyorum Türkiye oyununu mutlaka izleyin derim.

Oyun, İstanbul’da bir çamaşırhanede beş kişinin arasında geçiyor. Bu çamaşırhanede kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz diyaloglara tanık olacaksınız. Gülerek düşünecek, düşünerek ağlayacaksınız. Oyun fizyolojik olarak çok hareketli olduğu gibi metnin kurgusal akışıda oldukça hareketli geçiyor. Bu arada Alican Yücesoy’un muhteşem oyunculuğuna hayran olacaksınız. Böylesi yoğun performans içerikli oyunları yönetmek kolay değil bu anlamda Yelda Baskın’ı tebrik etmek gerekir.

Oyun “üzgün olmaktansa öfkeli olmayı yeğlerim” diyen Ulrike Meinhof’a da vurgu yapıyor.
“ Ulrike’nin intiharına değmiyor Almanya.. insanlar problemi çözmede sessiz kaldığında bu bana Nazileri hatırlatıyor.”

“Mutlu bir şekilde uyanabilirdik, bu ülkenin her hangi bir yerinde.. Kaş olmayan, Bodrum olmayan, İzmir olmayan…Başka bir yer. Olabilir miydi? Bizim ülkemiz nerede başlıyor? Nerede bitiyor bizim ülkemiz?”

Bu ülkeyi terketmek mi istersiniz yoksa Platon’un tanımladığı ülkenizin onurlu koruyucusu mu olmak istersiniz?

İnsan korkuyu hissettiğinde en sevdiği şeylere sarılır, tutunur ya.. daha çok sarılın kitaplara, arkadaşlarınıza, annenize, babanıza, sıkıca tutun kaleminizi, sevdiklerinizin elini…

En güzel hayaller, idealler kaotik zamanlarda gerçekleşir unutma!
Korkuyorsunuz ve gitmemeniz gerektiğini biliyorsunuz fakat gitmeniz gereken ve “buradayım ve ben Türkiye’yim” diyen bir yer var Anıtkabir. Daha çok sarılın ona.

Alkışlarımla,

Yurda Yurtseven
(yurdayurtseven@gmail.com)

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here