Sanat Yönetmensiz Sanat Kurumumuz Var, Biliyor Muyuz? (Kemal Başar)

Sanat Yönetmensiz Sanat Kurumumuz Var, Biliyor Muyuz?

Ankara Devlet Tiyatrosu Sanat Yönetmeni diye bir ünvan yoktur. İstanbul Devlet Tiyatrosu Sanat Yönetmeni diye de. Ankara Devlet Tiyatrosu Müdürü vardır, İstanbul’unki de müdürdür, diğer bölgelerinkiler de… Müdürlüklerde müdür olur. Sanat yönetmenliği diye bir makam, sanat yönetmeni diye bir ünvan olmayınca sanat yönetmeni yardımcısı da olmaz. Müdür olur, müdür yardımcısı olur. Oyuncuların bir bölümü bu makamları kapmaya bayılır, böylece memur olurlar, ama kendilerine sanatçı derler, hatta sanat yönetmeni!

Devlet Tiyatroları’nın sanat yönetmeni dünyadaki örneklerinde olduğu gibi başrejisör olmalıdır, o yüzden bu makam genel müdürlükçe hep sulandırılır. Genel müdür bu işi üstlensin, kendine sanat yönetmeni desin diye. Oysa o genel müdürdür. Kurumun en kıdemli memurudur. O makama gelen oyuncu memurluğu kaptırmamak için her şeyi yapar, memurdur, ama kendine sanatçı der, hatta sanat yönetmeni!

Hiçbiri kendilerine olmadıkları mertebeleri yükleyerek kurumu ve kendilerini küçük düşürdüklerinin farkında değildir.

Buraya kadar ilkokul seviyesinde yazdım, çünkü bu arkadaşlardaki ortak seviye bu. Bir okumada anlasınlar diye.

Devlet Tiyatroları çok değerli, ama işte bu değerdekilerce yönetiliyor.

Kurumun 1941 tarihli yasası bellidir. Müdürken, genel müdürken sanat yönetmeniyim demek, ahlaki yönü bir yana, yasadışıdır.

Devlet Tiyatroları bir sanat kurumudur. Ama varolan yasasında sanat yönetmeni diye bir mevhum yok. Genel müdür var. Genel müdür yüksek dereceli memurdur. Sanatla memuriyet ise bağdaşmaz. Sanat yapan emir kulu olamaz. Sanat özgürlük, özgünlük ister. Yasa bunun için yapılmıştır. Amaç sanat yapanları baskıdan kurtarmak, ellerini rahatlatmaktır. Ama eksiktir, güncellenmesi gerekir. Oyuncuların değil memurların genel müdür olması gerekir, dünyadaki gibi. Sanat yönetiminin de yönetmenlere bırakılması; oyunculara değil!

1941 tarihli yasadan pek çok yıl sonra bu ülkemiz, halkımız için çok değerli sanat kurumunun bir sanat yönetmeninin olması konusu gündeme geldi ve dönemin genç genel müdür Lemi Bilgin’i de yönlendiren çok güçlü başrejisörü Erhan Gökgücü başrejisörlüğün görev tanımını belirledi, yönetmeliğe soktu ve sanat yönetmenliğini üstlendi. Bu olması gerekendi. Bir adım daha vardı atılacak, ilgili yasaya bir ek madde eklemek, becerilemedi.

Erhan Gökgücü çaptan düştü, Lemi Bilgin derhal eski uygulamaya döndü, tek adamlığın keyfini bayağı bir süre yaşadı. Çöküş de bu yıllarda hızlandı. Artık kurum tek adamın yönetemeyeceği kadar büyüktü. Yasada sanatın nasıl yönetileceğine dair bir hüküm olmaması, gerçekte sanat dışındaki işlerle ilgilenmesi gereken genel müdürün yasa tarafından kurumun en yüksek çalışanı olarak belirlenmesi ve genel müdürlerin sanat yönetmenliği ünvanını çok saygın bulup yasadışı olmasına rağmen ağızlarını şapırdatarak yurtiçinde ve dışında her mecrada istekle kullanması, sahip oldukları güçle başrejisörü pasivize etmeleri gibi nedenlerle kurum sanat yönetmensiz kaldı. Böyle pasif bir görevi sanıyorum makam sahibi olmak için kabul eden başrejisörler başlarını belaya sokmamak için pıstı, genel müdürler Türkiye’nin her yanındaki 60 küsür sahnede senede 100 küsür yeni oyunu, çalışan 2000 küsür kişiyi, mali işleri, disiplini yönetmeye, ezcümle her işi yapmaya çalışan ve doğal olarak becermekten aciz, bu nedenle konumunu korumak için politikacılara yanaşan yüksek memurlara dönüştü.

Devlet Tiyatrosu’nun büyük sıkıntısı budur. Genel müdür, genel müdürdür. Sanat kurumunun sanat yönetmeni yoktur.

Bu durumdan nemalanan yazar, çevirmen, serbest yönetmen, oyuncu, eleştirmen, reklam alan tiyatro dergisi sahibi kim varsa susuyor, bir Cumhuriyet kurumunun hızla yok olması pahasına günü kurtarıyor, vergilerimizle geçiniyor.

Geleneği, çok iyi oyuncuları, tasarımcıları, yetişmiş teknik elemanları, donanımlı salonları ve dünya çapında atölyeleriyle en değerli Cumhuriyet kurumlarımızdan biri olan Devlet Tiyatroları’nın yasasında zaman kaybetmeden değişikliğe gidilmesi ve vatandaşların vergileriyle ödeneği sağlanan başsız beden halindeki bu devlet kurumunun dünyayla yarışabilecek gerçek tiyatroyu yapabilmesi için öncelikle gerçek bir sanat yönetmenine kavuşması gerekir.

Kemal Başar
Uluslararası yönetmen, oyuncu, eğitmen
www.tiyatrokeyfi.com.tr
Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here