8 Nisan günü Ataşehir Watergarden’da bulunan Das Das sahndeydim.. seyircilerin bazıları Avrupa yakasından geldiği için benim gibi bazı kişilerde sahneyi bulmakta zorlanmışlar. Çünkü sahne yeni bir sahne… İstanbul ise sürekli değişime maruz kalan koca bir kent ve burada doğsanız dahi mutlaka bir gün adres sormak zorunda kalırsınız.
Öncelikle Ataşehir Belediyesi’ni tebrik ederim böylesi kültür-sanat-eğlence mekanı olan Watergarden’ı halka kazandırdıkları ve böyle bir imkanı sundukları için… Das Das Sahne Wetergarden’ın 1.katında solda bulunuyor, bu arada Nostalji Sokağı’nı gezmenizi de tavsiye ederim.

Das Das sahne hepimizin alışık olduğu klasik tiyatro sahnelerinden oldukça farklı… Girişte beklediğinizde loş bir hava hakim. Merdivenler, sahne, tribün korkulukları metalik olarak endüstriyel-loft stili dekorasyonla tasarlanmış yani eski bir depo düşünün onun metalik tarzda modernize edilerek yenilenmiş hali gibi…
Sahne yuvarlak, etrafı dört tribünle çevrilmiş ve oyuncular seyirciyle göz göze gelecek kadar yakın.. tribünde yerinizi aldığınızda metalik kokuyu sizlerde hissedeceksiniz. Das Das Sahne’nin yapımında Harun Tekin, Koray Candemir ve Mert Fırat’ın katkısı olduğuna hiç şaşırmadım zira sahnenin sanatsal bir havası var. Bu tür sahnelerin diğer şehirlerede yayılmasını dilerim.

Böylesi bir sahnede oynamak motivasyon ve vücut dilinizi kullanmak açısından hiçde kolay değil… çünkü seyirciyle çok yakınsınız ve onları görmezden gelmekte kolay değil… bu tip sahnelerde perde yok, o yüzden oyuncu her sahne geçişlerinde kıyafetini ve sahne dekorunu kısa sürede ve hatasız değiştirmek zorunda… Bu yüzden Joseph K. oyuncularını sahne performanslarından dolayı tebrik ederim. Mert Fırat zaten kendini kanıtlamış başarılı bir oyuncu. Özellikle Didem Balçın karakterden karaktere bürünürken duygusal geçişlerdeki ses tonunundaki değişimleri müthişti. Bir oyunda bir kaç role bürünmekte kolay değil. Didem Balçın, Joseph K.’da takdire şayan bir oyunculuk sergiliyor. Ayrıca Onur Dilber ve Özgün Aydın’da çok çok iyiydi kısacası bu oyun için doğru seçimler yapılmış diyebilirim.

Joseph K. Franz Kafka’nın Dava isimli kitabından modern hayata uyarlanılmış. Yazar Tom Basden müthiş bir kurgusal zekayla Kafka’nın Dava’sını tiyatroya kazandırmış. Oyununun ilerleyen kısmında Joseph K.’nın avucuna “senin davanı çözdüm” denilerek iki cam top bırakılır aslında bunun anlamı, ikiside aynı sonuca çıkan bir tercihtir çünkü Kafka romanında Joseph K.yı iki arada bir derede bırakmıştır.

Joseph K. her sabah radyosunu açıp müzik eşliğinde ip atlayan, mesleğinde başarılı, global bir bankada çalışan üst düzey yönetici, üstelik tutumlu rasyonalist kişilik. Oyunda Joseph K.’nın bilinç altı yansımalarıda vurgulanmış.

Joseph K. birazda Kafka’nın ta kendisidir. Kafka hukuk bölümünü bitirmiş stajından sonra hukuk sistemindeki adaletsizliklerden dolayı edebiyata geçiş yapmıştır.. bürokrasideki aksaklıklar, haksızlıklar onu bu kitabı yazmaya itmiştir.

Oyun, Joseph K.ya birileri tarafından gönderilen yenilmiş bir pizza siparişiyle başlıyor. Çulluk (Özgün Aydın) Joseph K.’ya sebebi belli olmayan tutuklanma belgesini imzalatıyor işte bu imza Joseph K. nın hayatını bilinmezliğe ve karmaşaya sokuyor. Şehrin gizemli sesleri Joseph K.’nın bilinçaltı yansımaları diyebilirim. Oyunun en iyi ve en komik sahneleri ise, Joseph’in bankada sırasını beklediği, avukatıyla görüştüğü ve Avukatlık Servisi’ni aradığı sahneler…

Joseph K. Avukatlık Servisi’ni arar karşısına tuşlamak için şıklar çıkar.
Cinayet, tecavüz, aşırı hız, dolandırıcılık…
Kendine uygun şık bulamayınca isyan eder “katil olacağım!!!”
Servis cevap verir “cinayet”
…..
Avukatının dikkat çeken cümlesi “Ayrıcalık eğitimi doğurmaz, eğitim ayrıcalığı doğurur”

“Ben tutuklanacak en son kişiyim” diyen Joseph K. bilmediği bir suç yüzünden kanunsuz mahkemelerde oradan oraya savrulmuş iktidar, yasa ve devlet üçgeninin totaliter yapısının kurbanı olmuş, antagonist karakterlerle mücadele eden protagonist bir karakter. Oyun kara mizah yüklü, psikodarama türünde…

Sözün özü, Sezar’ın gönderdiği o pizzayı almayacaktın Joseph K.

Sezar’ın olduğu topraklarda hepimiz birer Joseph K.yız aslında…

İnsan tutuklu,
İnsan tutkulu…

Alkışlarımla,

Yurda Yurtseven
(yurdayurtseven@gmail.com)

1 YORUM

  1. Okuduğum en iyi Joseph K. eleştiri yazısı olmuş çünkü yazınızda edebiyat ve felsefe etkisi var. Çok zekice ve etkileyici yüreğinize sağlık.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here