Fetö Kaosu Üzerine Felsefe (yurdagül Yurtseven)

Fetö’nün hain darbe kalkışmasının ardından Ohal kapsamında bazı kararlar alındı.

Usta oyuncu Genco Erkal, Kadıköy Kız Lisesi içindeki tarihi Mahmut Paşa Han’ın bahçesini açık hava tiyatrosuna çevirerek oyuncu Tülay Günal’la Nazım ile Brecht’i ‘Güneşin Sofrasında’ birleştirmişti. Ne yazık ki bu güzel oyun güvenlik gerekçesiyle yasaklandı. Oysa Güneşin Sofrası’nda Fetö değil, Yenikapı demokrasi mitinginde Binali Yıldırım’ın da okuduğu
“Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!” şiirinin sahibi Nazım Hikmet vardı.
Umarım bu yasak kısa sürede kaldırılır çünkü Fetö’nün yarattığı kaostan dolayı bozulan toplum psikolojisine en iyi gelen ilaç tiyatrodur.

Tiyatro bir örgüt degil ki neden korkulur anlayamıyorum? Tiyatroda insanlık adına, bilgi adına, aydınlık adına bizlik vardır. Sevinç Erbulak, Kemal Kocatürk, Ragıp Yavuz, Arda Aydın ve diğer sanatçıları uzaklaştırmak demek tiyatroyu ülkeden uzaklaştırmak demektir. Yoksa Fetö Grandfather’ı Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde oynadı da biz mi kaçırdık? Elbette ülke Fetö’nün tüm kırıntılarından temizlenmeli ve gereken en iyi şekilde yapılmalı. Altan Erbulak yaşıyor olsaydı kızının Fetöcülerle birlikte suçlandığını görseydi mizahın en güzelini yapardı. Bizler için ironikomik lakin ülke için trajikomik bir durum.

Üzülüyorum, neden?
Aristo’nun Asos’ta, Diogenes’in Karadeniz’de, Thales’in ve diğer bazı filozofların Milet ve Efes’de sanat, siyaset, insan, doğa, evren adına forumlar yaptığı bu topraklarda “demokrasi” kavramının henüz oturmaması, bu anlamda ülkenin ileriye doğru adım atamaması ne kadar üzücüdür. Jül Sezar’a karşı Cumhuriyet kelimesinin ilk konuşulduğu, tartışıldığı yerdir Efes Antik şehri…
Dini, eğitim ve siyasetten uzaklaştırmazsanız demokrasi kavramının özüne ulaşamazsınız. Demokrasiyi amaç olarak uygularsanız zirveye ulaşırsınız şayet araç olarak kullanırsanız sizi ve dini değerlerinizi de araç olarak kullanırlar ve dibe düşme tehlikesi yaşarsınız. Demokrasi bir eşya değildir. “Din gibi temiz bir duygu, politika gibi kirli oyunlara alet edilemez. din ait olduğu yerde, temiz vicdan sahnesinde yaşanmalıdır.” (Gazi Mustafa Kemal Atatürk)
Bizi bu kaostan kurtaracak rehberimiz belli o da Atatürk’ün fikirleri…

Modmedyan yöntemiyle üniversiteye haksız yere girildiğinde, bu konuda sizleri uyaran Atatürkçüler, solcular değil miydi?
2011 yılında Fetö’ye karşı yapılan benimde katıldığım, tiyatrocular başta olmak üzere yazarlar, sanatçıların destek verdiği liselilerin Taksim’deki eylemini dün gibi hatırlarım.
Tiyatro muhaliftir kendine bile… Nerede kusur, haksızlık varsa orada durur tepkisini gösterir.

Sanat-Felsefe kavramları doğa ve insanla bir bütündür. Bir ağaç kesilirse orada durur, sorgular hele ki ülkenin geleceğini etkileyecek bir hainlik söz konusuysa yine orada durur tepkisini gösterir.
Levent Üzümcü’de Sosyalist Enternasyonalde içeriğinde 12 Eylül darbesiyle ilgili anısını ve darbeye karşı olduğunu anlattığı konuşma nedeniyle Şehir Tiyatroları’ndaki işine son verilmişti. Peki, kimler hem suçlu hem güçlü? Ya da kimler suçlu, kimler haklı? Fakat şu bir gerçek Levent Üzümcü başta olmak üzere Sevinç Erbulak, Kemal Kocatürk ve diğer uzaklaşma alan sanatçılara haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Umarım hakları geri iade edilir.

Her görüşten kitlenin yer aldığı demokrasi eylemlerine katıldım. 15 Temmuz günü yakın arkadaşımın eşi darbeye karşı gelerek ayağından yaralandı. Aile doktorumuz o gece köprüdeydi ve yaralıları hastanesine götürerek ilgilendi.
Demokrat insan, farklı görüşlere, inançlara, ırklara, dillere tahammül edebilen bu anlamda insanlığını gerçekleştirmiş hümaniter kişidir. Demokrasi, sizi seçenleri severken, diğerlerini sevmemek, ayrıştırmak değildir. Devlet kendisini seçenin ve seçmeyenin devleti olmalı halkları kucaklamalı, sahiplenmelidir. Aksi halde dış ve içte bulunan hainlerin ekmeğine yağ sürersiniz.
Umarım bu Ohal kapsamında taşlar yerine oturur, doğrular ve yanlışlar ayıklanır bazı hatalar düzeltilir.

Ülkece Fetö kaosu yaşadığımız şu günlerde birlik-beraberlik, doğruluk, dürüstlük, sevgi, samimiyet ve hoşgörü içerisinde ülkemizin kısa sürede bu kaosu atlatacağına ve daha da güçleneceğine inanıyorum. Yeter ki yandaşlık duygusundan uzak, yansız-tarafsız olarak birbirimize inanalım, güvenelim, birbirimizi sevelim ve anlayabilelim.

Alkışlarımla,
Yurdagül Yurtseven
yurdayurtseven@gmail.com

1 YORUM

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here