Uğur Uludağ

1971 senesinde Tunceli’de doğdu. İlk şiirini yazması ve ilk evden kaçışı aynı tarihe rastlıyor : 1974. Bir sene sonra İstanbul’a geldi bock var gibi. 4 yaşında ilkokula başladı, liseyi bitirdiğinde olması gereken yaştaydı – gerçekten haşarı canım bu oğlan. 1985 yılında, AÇT ile profesyonel oldu- Bodrum’a turne ( ilk kız arkadaş – Belda. İlk içki- şarap. İlk kez sahneye çıkış. İlk kez Bodrum ) 1987’de ustası Cem Yalın ile tanıştı. Tiyatro ahlakı hakkında ne öğrendiyse ondan öğrendi ( Rahat uyu Cem Abi ). 1988 yılında Bakırköy Oyuncuları’ ndaydı. 1990 yılında Gökhan Semiz ile beraber The E.S.E.K.’i kurdu. ( Rahat uyu Gökhan’ım ) 1991 yılında Müjdat Gezen Sanat Merkezi ile tanışma… Öğrencilik zamanlarında çeşitli Televizyon dizilerinde, reklamlarda, oyunlarda,okulda ve bilimum barlarda zaman geçirdi.Kaset bile yaptı…Hehehe…1995 yılında E.S.E.K. profesyonel yaşama, Gökhan Semiz’le birlikte yazılmış olan “Tükürür Kaçarım” adlı oyunla “merhaba” dedi. Aynı sene ( ki Uğur’un kendini Beckett sandığı seneydi ) “En Alt Kattan Geliyorum” isimli oyunu yazdı ve yönetti. Oyun o kadar kötüydü ki, iki temsil ( bu kelimeye bayılıyorkendisi ) sonra, sahnelerden kalktı ve tiyatro camiası rahat bi nefes aldı. Ekiple ilk turnesini Çarşamba’ya yaptı – bu çok önemli ondan yazdım, beğenmiosan okuma!!! Bu turne sırasında oyuncu arkadaşlarına delirdiği bir sırada Gökhan’la beraber “Bizi Bağlamaz” adlı, 2 kişilik oyunu yapmaya karar verdi ve ertesi sezona o oyunla selam çaktı. Aynı sezon, beş kuruşu olmamasına aldırmadan ve Gökhan’ın vefatına çok üzülerek, “Manda Adında Bir Alık” isimli oyunu yaptı. Gurbetçiler adlı dizideki “okitay” ( lan çok komik bu be ) rolüyle halkın beğenisini kazandı – ne de olsa ideal damat adayı tiplemesiydi. Dizinin her bölümünde, o hafta hangi filmi izlemişse, oradaki aktör gibi oynamayı denedi. Bu, Mickey Rourke gibi oynadığı bir hafta, yönetmenden fırça yemesiyle son buldu. Daha doğrusu yönetmen öyle sandı.1998-99 sezonunda “Biz Evrimi Çok Sevmiştik”i yazdı ve yönetti. Radikal Alternatif Tiyatro Konferansı’ndan davet aldı ve gitti. Bi baktı ki lan bu Los Angeles güzel şehir, orada kalmaya karar verdi. Bu arada “Godot’yu İzlerken” i yazdı, bir zenci mahallesindeki boktan otelde. kapak oldu mu sayın Beckett!!! Tüm parasını Las Vegas’ta yedikten sonra moral depolamak için gittiği Meksika’dan iğrenerek uzaklaştı. Sonra askerliğini yapmak için Aydın’a geldi. Askerlik bittikten sonra “Godot’yu İzlerken”i sahneye koydu. 2001 yılında, “Üçüncü Türden Yakın İlişkiler”i yazdı ve yönetti. Oyun accaip beğenildi, kendisinin g.tü kalktı. Selim Naşit Genç Başarı, Rotary Club Yılın Tiyatro Sanatçısı ve Magazin Gazetecileri Derneği- En iyi oyun ödülünü aldı. Derdi tarihe geçmekti ve bunun en kısa yoldan olmasını istiyordu. Türk Tiyatro tarihine, “ilk bilim-kurgu tiyatro oyununun yazarı” olarak geçmek onu kesmedi ve “Üçüncü Türden Yakın İlişkiler 2″yi yazarak ( film mantıklı devam oyunu ) dünyada bir ilki gerçekleştirdi. Bu da dünyaya kapak oldu. ( Bu ne hırs e eşşek?! ) Show TV için Bekarlar isimli bir dizi yaptı. Show TV yetkilileri,”bu dizi bize fazla, sen uza anam” dedikleri için dizi iki bölümden sonra yayından kalktı ( bu da uğur’a kapak oldu ) ve sonra dellenip Yağmur Kaşifoğlu ile evlendi.Altın Keser ismiyle bir ödül düzenlemeye kalktı. Yemediği fırça kalmadı. Bi de üstüne çarşamba’yı sel alıp, güvendiği dallara kar yağınca… Türkiye’nin ilk müzikli-fantastik-komedi’si olan Tanrım Beni Baştan Yarat’ı yazdı, yönetti, oynadı – ne iş olsa yaptı. Bu arada Neredesin Firuze isimli filmde oynadı. Manasız bi kaç reklam filminden sonra, “3. Tür” isimli bir dizi yaptı, Show Tv yetkilileri bu kez haklıydı- dizi yayından kalktı. Bunun üzerine “27 Numara” isimli oyunu yaptı. “Oyun tutmasa da gitsem buralardan” diye düşünürkene, oyun tuttu mu? Tuttu. Sonrasında zamanında öldürmeyi tasarladığı CemÖzer’i kıramayarak, eşi Nurgül Yeşilçay ile oynayacağı “Sen Olmasaydın” isimli oyunu yazdı. Cem yönetti ve şahane oynadılar. Bu da kesmedi, “3. Türden Yakın İlişkiler”i bir de roman olarak daha da genişletmek suretiyle yazdı. Tam bu sıralar biraz dinlenmeli diye düşünürken. “Bir İhtimal Daha Var” diye bir senaryo yazıp, bir de hiç utanmadan filmi yönetmeye kalktı. Dünyada seferberlik ilan edildi film için. Yabancısı, Türk’ü hepsi çok önemli aktörler, bir kuruş almadan filmde oynadı. Seyirci filme gitmedi. “Olsun”du. Film içine sinmişti. Bir şey istiyorduk olmuyordu, istiyorduk olmuyordu, istiyorduk olmuyordu, istiyorduk olmuyordu ve biz buna “hayat” demiyor muyduk yani? Ekip kalabilmek zordu bu coğrafyada ve buna “tower” olarak, hayatına dair bir özeleştiri kaleme aldı ve “Kaygan Zemin” isimli ortaya çıktı. Kendisinin bu oyunda oynamaması, camiaya rahat bi nefes aldırırken “bari yapımcılık olayına gireyim” dedi ve, başrolünde Adrian Sparks’ın oynadığı, PAPA isimli, ingilizce bir oyunun yapımcılığını üstlendi ve müslüman mahallesinde salyangoz satma denemesi yaparak oyunu, altyazıyla türkiyede vizyona soktu. Yok adam olmayacak bu yok!!! Bir diğer ustasını da kaybetti, çok canı yandı çok. ( Rahat uyu Savaş Dinçel Baba’m )

Şu sıralar, tek kişilik oyunu “Yolu Biliyorum”un hazırlıkları içinde..

Kısacası güzel bir insandır, asi bi çocuktur. Aydın bir serseridir sizin anlayacağınız.

…ve elbette ki bunların hepsi önemsizdir dostlarım. Çünkü inandığı tek şey; “gidebilme cesaretidir” ve inanın ki “bir gün mutlaka”, “gidecektir”.

kaynak:uguruludag.com

Sanatçının sitemizdeki oyunları:


3. Türden Yakın İlişkiler – Başlangıç
Sen Olmasaydın
Ferrari’ye Aç Bilge
Kaygan Zemin

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here