Ölü Adamın Cep Telefonu: Naif bir Komedi (Ayşe Müge Gerdan)

ÖLÜ ADAMIN CEP TELEFONU
– Naif Bir Kara Komedi


Prömiyer heyecanını yaşamak, ilk sancılar, ilk buluşma, koşturmacalar ve perde… Gerçekten uzun zaman sonra perde ile açılan bir oyun…
Sarah Ruhl genç bir yazar, güncel konulardan kara komedi örneğine uygun bir oyun yazmış, akıcı, sürprizli. İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda Temiz Ev ile tanışmıştık kara komedisiyle. Arda Aydın ilk yönetmenlik denemesinde çok keyifli, tadında bir oyun çıkartmış. Arda Aydın her fırsatta yazar; Londra’ya gittim, oyunu buldum, Michael Jackson dansıyla hemen onu hissettim, iz bırakmış sanki. Ekipteki sanatçıların pek çok oyununu izledim, ancak kara komedide tüm ekibin biraraya gelmesi, yer yer abartılar, o sesler, hareketler büyüdü büyüdü, salondan yükselen kahkahalar, Arda Aydın’ın oyun kitapçığında bile ısrarla belirttiği “Telefonunuzu sakın sessize almayın; kapatın…” cümlesine hatta sahneden başka bir yerdeyken bile orada olamamak, cep telefonuyla ilgilenmek repliklerine inat titreşen telefonlar , öğretmenleri, ustaları ile sahnede ve sahne gerisinde yer almak hem oyuncu hem yönetmen kimliğiyle tarif edilmez duygulardı seyirciye de yansıyan. Arda Aydın’ın konuşmasının ardından Nergis hanımın çıkıp tekrar Arda Aydın’ı yanına çağırması , o anda Arda Aydın’ın ruh hali, Nergis hanımın öğrencisinin oyununda oynamayı anlatışı çok etkileyiciydi. Usta çırak ilişkisi ve yollar bir şekilde böyle kesişiyor ve bu enerji seyirciye geçiyor. Oyuncu ve yönetmenlerin o akşamki gerginliklerinin aksine bu tür detayları öğrenebilmek adına prömiyer ve galaların ayrı bir önemi var benim için. Minik bir ayrıntı oyunla ilgili kocaman bir zenginlik belki … Okuyup geçtiğimiz bir kitap sahnede kimbilir ne gizlerle karşımızda…

Çeviri İrem Arslan Aydın’a, yönetmen yardımcılığı Özgür Atkın’a, dramaturji Dilek Tekintaş’a, kostüm tasarım Nihal Kaplangı’ya, uygulama Hacer Duran’a, hareket ,dans tasarımı İbrahim Ulutaş ait. Oyun Eylül Gürcan’ın illüstrasyonları ve perde arkasındaki gölgelerle zenginleşiyor hem oyun arka plan hem de danslarda, ışık tasarım Murat Selçuk’a ait, uygulamalar Mehmet Kunduracı ve Orhan Ören’ce destekleniyor. Efekt tasarım Erhan Aşar ‘a ait. Işık ve efektlerle boyut değiştirmeler vb. çok naif işlenmiş. Oyuncu-yönetmen-sahne düzeni olarak Arda Aydın karşımızda, uygulaması Yeşim Türkgeldi tarafından yapılan sahne dekoru çok sade, işlevsel ve kalabalık sahne teknisyenlerinin dekor değiştirişleri öyle belirsiz, sessiz ve hızlı ki… Fotoğraflar Selin Tuncer ve Ümran İnceoğlu imzalı, siyah beyaz.
Oyun kara komedi ama bana öyle naif geldi ki, diğer izlediğim kara komedilerde durum biraz daha farklı ve absürddü, gülümsüyorduk belki ama daha sert çizgiler hakimdi. Bu oyunda ölü bir adamın cep telefonunu sahiplenen kız ve ölen adamın yakınları arasındaki iletişimsizlik, Jean’in telefonu sahiplenişi ve melek rolünde yaptıklarıyla ölen adamla yakınları arasında bir iyilik yapma mücadelesi, arayı düzeltme çabası da diyebiliriz, cep telefonunun hayatımıza girişi ve yaşamımızı engellemesi bir ölçüde! öyle güzel işlenmiş ki. Bayan Gottlieb’i canlandıran Nergis Çorakçı bağlanmaktan korkan ama sevgiyi arayan biri, kendi doğrularıyla yaşayan , oğluna koşan ölümünden sonra; Carlotta’da Nurseli Tırışkan , Gordon’un sevgilisi ve ölümünden sonra işini yürüten kadınsı görünüm ve davranışlarla ön plana çıkan ; Hermia , dul eş, Pelin Budak bambaşka bir oyunculuk sergiliyor, vücut dili kara komedide devleşiyor, perde arkasındaki danslarla coşuyor. Hele kilise sahnesindeki başsağlığına gelenler oyunun sürpriziydi sanırım. Jean -Yeliz Gerçek, bir ölünün cep telefonunu sahiplenip ,ölü ve yakınları arasında bağ yaratmaya çalışırken aradığı aşka yelken açan biri. O kadar sevecen, iyiliksever ki her ortamda bunun için öyküler oluşturuyor. Gordon ve Dwight Arda Aydın, iki ayrı karakter, isimleri gibi biri daha aktif, biri daha içe dönük iki kardeş. Aile bağlarının kopukluğu, yaşantıları, Gordon’un işi ve bunu ailenin bilip bilmediği hep bir cep telefonundan yola çıkılarak itiraflar ve hissedilenler çerçevesinde işleniyor. Jean ve Dwight’in aşkları, dansları, birbirleriyle uyumları sahnede insanı alıp götürüyor. Jean ve Dwight kırtasiyedeyken çalan telefona bakmamasını ister Dwight Jean’den. “Hayat yaşamak içindir Jean. Sen, Ben, yaşamak. Hayat… Hayat… Hayat…” Özet… Yolda, sokakta, otobüste, işte, arkadaş buluşmalarında, tiyatroda, konserde hatta tuvaletlerde herkes dünyadan kopuk , orda ama orda değil aslında, kendi dünyasında / yoksa olmak istediği dünyada mı , beden ve ruh ne zaman beraber giderler bu yolda, yaşam kayıyor kronometre geri sarmaya devam ediyor.

Oyunculuklar, müzik, danslar keyifle seyredilen iki perdelik bir oyun. Her birinin gözlerindeki heyecanı görmek, ilk alkışların arasında yer almak…

Cep telefonlarınızı kapatın ve gerçekten o an oyunu izleyin sadece… İyi seyirler…

Ayşe Müge Gerdan
19.02.2014, Ümraniye Haldun Alagaş Sahnesi

Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here