Nejat Uygur ve Öğretisi (Kaan Erkam)

kaanerkam.JPG”> Uzun zamandır bekleniyordu ölümü ustanın. Ani ve şaşırtan bir ölüm değildi. Kendince zaten ölmüştü. Çünkü bir tiyatrocu ancak sahneye çıkamadığı zaman ölür.

Daha çocukken tanıdım onu. Ankara’da hiçbir oyununu kaçırmadım. Çoğunlukla BATI SİNEMASI ve TALİP SİNEMASI’na gelirdi. Hangi oyununu hangi salonda oynadığını hiç unutmam. Hatta en son ULUS 100.YIL da oynamıştı.

Videoculardan betamax olan kasetlerini kiralar kaybettim der öderdim ki her oyunu evimizde olsun diye…

Ve bir gün tanıştım onunla. Usta dedim bak ben de öğrenciyim.Tiyatrocu olacağım.Ne yapmam lazım.Bana destek olur musun? Tabii dedi o yeşil ray-ban larının altından bakarak. Ben-ded,-istanbula gidiyorum kocamustaaa paşa (öyle derdi) ya gel bir izlerim seni.

Biz sözü almıştık. Ben ve tiyatroyu kurduüum üç arkadaşım bindik trene gittik tiyatrosuna.İstanbulu bilmediğimizden sabahın köründe tiyatronun önüne dikildik. Ta ki o gelene kadar.

Yirmi dakika falan izledi beni.Güldü. Beni mi taklit ediyorsun dedi. Evet dedim. O da bana sesimi değil tarzınmı taklit et. Tuluat yap. İyi sallıyorsun sahnede dedi. Sonra telefon defterine telefonumu yazdı. Ve yolladı bizi. Bu arada daktiloyla yazdığım skeçlerimi aldı. Bunlardan bazılarını kullanırım dedi ve kullandı. Hatta HAYALİ KÜÇÜK ALİ-nin yani karagözün en önemli divanının torunu olan Beliz in bana verdiği dökümanlardan uyarladığım bazı skeçleri de aldı benden- sonra kullandı. İyi de etti. Bu da beni yazmaya teşvik etti.

Aradan bir yaz geçti ev telefonu çaldı bir cumartesi. Annem Kaan Nejat Uygur arıyor dedi. Ben Arkadaşım Levent beni işletiyor sandım. 19 yaşındayım ve Nejat Uygur beni arıyor. Olacak iş mi.

Evim oteldeyim Kızılay da dedi. Gel bakayım yanıma.

Fırladım atladım motoruma gittim. Çok şaşırdı. Otelin önünde oturuyordu merhum Bahri Beyat ile.

Sen motor mu kullanıyorsun-dedi. Kızdı sandım. Değilmiş. O da motor kullanırmış. Ve bir gün ptt çukuruna düşmüş. Tek kulağı ağır işitir olmuş. Hatta karısı ne zaman dırdır yapsa o kulağıyla dinlermiş.

Güldük.

Çok cimriydi Nejat baba. Ankara’daki oyunlarda benim ekibimin ona eşlik etmesini istiyorud. Böylece dört kişiyi İstanbul’dan getirmek zorunda kalmayacaktı. Otel, çift yevmiye ve yemek vs den kurtulacaktı. Aynen böyle dedi zaten. Ve biz Hastane mi kestane mi ile başladık oyuna. Fuayede aldık provaları. Ben,Ataman,Beliz ve Mustafa.
Sonra bindi motorumun arkasına evimize geldi. Düşünsenize o zamanın ankarası Nejatu UYGUR bizim evimizde. Bütün mahalle kapıya yığıldı. Bu da Ankara’da bana çok şey kattı sonraki yıllarda. Artık bir ustam vardı.

Ve arkadaşlarımızın hayranlığını kazanarak Nejat UYGUR’un Ankara kadrosu oluverdik.
Oğullarıyla tanıştım. Süha en sevdiğim oldu. Onunla samimi olduk. Yönetim ondaydı. Süheyl soğuktu Behzat ile de sadece futbol oynanırdı. Onları yetenekli bulmuyordum. (Hala da bulmuyorum.)

Çok şey öğrendim usta’dan. Bir gün sahnede bir espri yaptı. Ben de tak diye farklı bir cevap verdim. O da bana başka bir cevap verdi. Seyirci yarılıyordu gülmekten. Bir süre oynadık. Yenemedi beni. Toparladı çıktık antreye. Ben artık tebrik bekliyordum ustamdan.

Ara verildiğinde bana odunla bir vurdu.. Neye uğradığımı şaşırdım. Bak dedi. Bir tiyatroda bir komik olur. Diğerleri pas verir. Golü komik atar. Bir daha asla tuluat yapma bana-dedi. Ama usta güldüler-dedim. Sana değil bana güldüler-dedi. Ve gitti. Kızmasına rağmen hiç unutmayan o hafızasıyla o bölümleri de oyuna ekledi.

Ama bu bana ders oldu tabii. Çok dikkat ettim kendi oyunlarımda da. İki komik olmaz. Biri pas verir.

Ama bu arada ceza olarak ertesi gün çekilen hastane mi kestane mi’nin videosunda beni oynatmadı. Aslında bu fikir eşinindi.

Sonuç olarak temelimi atmama yazmamam ve sahnede bu kadar güçlü ve rahat olmama sebep olmuştur Nejat baba.

Sonraki yıllar ben geldim o geldi derken Balıkesir’de bir festivalde karşılaştık.
Biz oda tiyatrosu olarak 800 kişilik açık havadaydık. O da daha büyüğünde miydi aynı yerde miydik neyse-YERLİ MALI AŞK oyunumuz dolup taşıyordu. Balıkesir bize bayılmıştı. Oyun uzatılmış o Cuma cumartesi ve pazara da konulmuştu. Ama izleyiciyi bölüyorduk tabii. Ve Süha geldi otele babam çağırıyor seni dedi. Çok şaşırmış ve sevinmiştim. Koşarak gittim ustaya yıllar sonra.

Öptüm ellerinden. Aynı yeşil pilot gözlüklerin arkasından baktı bana. Pazar oynama dedi.

Anlamadım ama tamam dedim. Son görüşümdü onu. Sonra oyunlara daldım. Ara sıra selamlar ilettim.

Hatta tip olarak Nejat Uygur’a en çok benzeyen Kemal Uygur’a sık sık rastladığımdan ona hep selam ilettim.

Ve hikayemiz burada bitti.

Çok istedim ama ustayı ziyarete gidemedim. Hep bir şey çıktı o taraftan. Hasta. Bu ara uyuyor. Tadı yok vs gibi.

Aslında buna o da sevinmiştir.

Bir tiyatrocu sahnedeki görüntüsüyle anılmak ister. Yatakta hasta haliyle değil.

Disiplini ondan öğrendim. Ne olursa olsun bir oyunun bırakılmayacağını da ondan öğrendim.

Günümüzde tiyatrocuymuş gibi geçinen-sezonun ortasında ben oynamıyorum babam kızıyor diye çekip giden ne bileyim provaya geç gelen-önce para düşünen düzeysiz zavallı oyunculardan olmamayı öğrendim. Hiç para almadım ondan. Sadece yol parası verirdi. Onu da vermese olurdu. Okuldu çünkü bir ustanın yanında olmak.

Şimdi ise sahneye çıkıp merhaba diyen öğrencilerin kaç para alacağım-dediği günlerdeyiz.

İşte böyle.

İlk örnek aldığım usta’nın ani olmayan ölümü beni aldı geçmişe götürdü.
Hiçbir şeyin değişmeyeceğini anlamamı sağladı bir kez daha.

Güzel oyunlar oynadık güldürdük ve unutulduk.

Cenazeye gidilecek sonra bir daha hiç ziyaret edilmeyecek olan ölmüş aktörler zincirine bir kişi daha eklendi. Hoşça kal Nejat babam. Nasıl olsa görüşürüz.

Kaan Erkam

Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here