Güzelim, güzelsin, güzel! (Çirkin Oyunu Eleştirisi) (Rengin Uz)


İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda perde açan Alman yazar Marius von Mayenburg’un ‘ ‘Çirkin’adlı oyunu, çağdaş insanın güzellik tutkusuna, estetik çılgınlığına, kapitalist sistemin acımasızlığına ve giderek aynılaşan insanın trajik komik durumuna ayna tutuyor.

Çalıştığı şirkette, yüksek voltaj konnektörü icat eden Lette, tanıtım gezisine kendisinin değil de teknisyen olan yardımcısının gideceğini öğrenince haklı olarak nedenini merak eder. Patronundan gelen yanıtla, tüm yaşamı değişecektir: ‘Sen çok güzel bir insansın ama yüzün çirkin! Ve bu çirkinlikle de müşterinin karşısına çıkıp bir şey satman olanaksız!’ Yüzünün doğal bir afet gibi olduğunu bir kez de karısından duyan Lette için tek çıkar yol vardır: estetik ameliyatla daha güzel bir yüze kavuşmak. Kendi isteğiyle yüzünden vazgeçer. Estetik ameliyattan sonra herkesin gıpta ettiği ‘Güzel’ bir yüze sahiptir artık. Eski yüzüyle birlikte eski niteliklerini de kaybetmiştir, o artık tam bir narsisttir. Ancak bu yeni yüzle gelen yeni hayat Lette’nin sonu olacaktır. Çünkü Lette artık bir tane değildir, onu kıskanan diğer erkeklerde aynı ameliyatla güzelleşmiştir, kendi yardımcısı dahil bir sürü Lette vardır artık çevresinde…Ve bunun geri dönüşü yoktur.

‘The Ugly One / Çirkin, Alman yazar Marius von Mayenburg’un oyunu. Yazar, Almanya’nın en saygın dergisi olan Theaterheute’nin eleştirmenleri tarafından 1999’un yükselen yazarı olarak nitelendirilmiş. Eserleri 30 dile çevrilen 40 yaşındaki yazarın ‘Çirkin’ oyunu dünya prömiyeri yapıyor. Çirkin’de, iş dünyasına, kapitalist sisteme, modern insanın güzellik kavramının esiri olmasına eleştiri getiriyor. Her şeyin imaja dayanması, yüzleri, bakışları, burunları, elmacık kemikleri, saç modelleri ile aynılaşıp sıradanlaşan insanların bir tane olamama hali, güzellik takıntısı ile estetik cerrahinin geldiği çılgın nokta mercek altına alınıyor.

Çarpıcı ve eğlenceli
Modern dünyada dönen iktidar savaşlarını, rekabeti, güzellik ve estetik kavramının günümüzde nasıl pompalandığını iyi kavrayan yazar, ‘Çirkin’ de, her şeyin nasıl da görüntüden ibaret olduğunu vurucu ama bir o kadar da eğlenceli biçimde aktarıyor. Bu aktarımda, oyunun yönetmeni Metin Belgin’e önemli iş düşmüş, o da bunun altından başarıyla kalkmış. Pekala sıkıcı da olabilecek bu ‘güzellik-çirkinlik’ yüzleşmesini son derece dinamik ve akıcı bir reji ile, modern bir ortaoyunu üslubunda, eğlenceli hale getirmiş. Dört oyuncu sekiz rol üstleniyor ve oyunun ruhuna uygun olarak hiçbir kostüm veya aksesuar değişimi yapılmıyor. Oyuncu doğrudan, yeni repliğiyle, sahne arkasından gelip- ışık oyunlarının (Işık tasarımı Önder Ay) da desteğiyle- bambaşka bir rol kişisi olarak devam ediyor. Lette’nin başta çirkin olduğuna ve estetik ameliyattan sonra güzelleştiğine nasıl ikna oluyorsak, birdenbire patronun estetik cerraha dönüşmesini, Lette’nin karısı Fanny’nin kendisinden 40 yaş büyük, estetik mucizesi şen şakrak bir kadın kimliğine bürünmesini, teknisyenin, eşcinsel bir genç olarak oyunu sürdürmesini kabulleniyoruz. Tiyatronun sihirli gücü sen çok yaşa!

Selen Korad Birkiye’nin dramaturgluğunu üstlendiği oyunda, Metin Belgin, kendisine her anlamda katkı sağlayan oyuncularla çalışmış. Geçtiğimiz sezon, Gyula Hay’ın ‘At’ oyununda izleyip, adını bir kenara not ettiğim Tolga Evren, çok sağlam bir oyuncu. Bir kez daha hayran kaldım. Hani gözünü alamadan seyretmek denir ya, aynen öyle bir duyguyla seyrettim ve alkışladım bu genç aktörü. Sahnede, tamamen aynı fizikte kalarak, önce çirkin olup, ameliyat sonrası güzelleşip bambaşka bir havaya girdiğine bize inandırmakla kalmadı, dışı güzelleşirken içinin nasıl çürüdüğünü, nasıl bir benlik parçalanması yaşadığını da hissettirdi. Ben hissettim! Çirkinlik- güzellik kavramının yüzleşmesi Lette’nin kendi kendisiyle yüzleşmesine dönerken, finalde Tolga Evren abartısız ama son derece etkileyici oyunculuğuyla unutulmayacak bir kompozisyona imza attı. Simay Tuna ve Nişan Şirinyan’ı hiçbir oyunda vasat görmedim, burada da yılların deneyimini konuşturuyorlar. Lette’nin yardımcısı Karlmann’da Şamil Kafkas’ın komediye yatkınlığı oyunculuğundaki ayrıntılarda kendini hemen belli ediyor. Çirkin’in dekor ve kostüm tasarımını yapan Medine Yavuz Almaç da kutluyorum. Oyunculara hızlı hareket kabiliyeti sağlayan sade ve modern dekoru için. Keşke Marius von Mayenburg, galaya gelseydi de oyununun bizim sanatçılarımızla nasıl değer kazandığını görseydi. Geç değil! Çirkin nasıl olsa birkaç sezon daha devam eder.

Tek ve biricik olma özgünlüğünü seçmek yerine, toplumda saygınlık kazanmak adına, aynılaşarak, bir diğerine benzeyip sıradanlaşmak …İşte kapitalist sistemde, insanoğlunun, onu var eden tüm manevi değerlerden, güzelliklerden uzaklaşarak düştüğü tuzak…’Çirkin’, zekice yazılmış, iyi çevrilmiş (Serdar Biliş), ustaca yönetilmiş, başka Tolga Evren olmak üzere kadrosu ile göz dolduran her yönüyle seyre değer bir kara komedi.

Rengin Uz

Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here