Çocuk Tiyatrosu’nda Yeni Arayışlar – 1 (Rasim Aşın)

HER YAŞA AYRI OYUN METNİ OLUŞTURULMA ÇALIŞMASI

Her şeyin hazır sunulmadığı, çocukların yaratıcılıklarını besleyecek bir tiyatro anlayışının oluşumuna örnek olabilecek çalışmamızda çocuk tiyatrosu denildiğinde genel kabul gören üç yaştan on dört yaşa geniş bir yaş aralığını çocukların gelişim dönemlerine uygun saysalarda benim de içinde bulunduğum “yeni çocuk tiyatrosu poetikası” arayışında olanlar pedagog ve psikologlarında önemle üzerinde durarak vurguladıkları rol yapanların sahnesini izlemesinde yararlı olunacağı süreci 4-12 yaş aralığındaki çocukların izlediği çocuk tiyatrosu biçimine ayırdık. Çalışmamızda Türkiye Devlet Tiyatrolarının özellikleri gereğince “7-9 ve 10-12 yaş çocuklarının seyredeceği biçime göre çocuk oyunu yeniden yazıldı. Oyunlarımızı Aristotelesçi oyun anlayışı yerine Epik tiyatro formunun özelliklerine yakın ama öz de ve biçimde önemli değişikler gösteren Rasim Aşın’ın üzerinde çalıştığı “Psikosof Tiyatro Poetikası”nın özelliklerinin yeni çocuk tiyatrosu poetikası arayışına uygunlaştırdığı poetikasının gereklerine uygun olan bir katılımlı oyun şartlarına göre sahneye taşıdık. Çünkü Aristo mantığındaki üç birlik kuramının yarattığı sahne büyüsünün kurulduğu sahnelemede çocuk pasifleşecektir. Çocuğun gelişimi ve eğitimi için çocuğun aktif olacağı bir sahne düzeni önem kazanır. Yedi dokuz yaş çocuğu hayalle gerçeği tam olarak ayıramaz. Oyunlarında kurduğu dünyanın gerçekliğine inanan bir çocuk, sahnede gördüğüne inanmaya hazırdır. İzlediğinin bir gerçeklik olmadığını anlayabilmesi için sahne büyüsünün kırılması gerekir. Bu kırılmayı epik formunda kullanıldığı yeni çocuk tiyatrosu poetikamızın şartları içinde gerçekleştirebiliriz.

Tiyatro, çocukların eğitimindeki araçlardan biridir. Çocuğa izlediği aracılığıyla bilgiyi nasıl ulaştıracağımızı belirlememiz gerekir. Gelişimine uygun yaklaşımla ve sahnelemede gerçekliğin kırılmasıyla çocuğun bilgiyi kalıp bir şekilde edinmesi engellenmiş olur. Kendi kültürümüze ait konuların seçilmesiyle tiyatronun eğitici yanı da desteklenmiş olur. Evrenselliğini koruyan Dede Korkut Hikayelerimiz çocukları hem dünle, hem bugünle, hem yarınla buluşturacak özelliklere sahiptir. Bu hikayeler özellikle çocukların gelişiminde onlara didaktik olmayacak bir şekilde değerlerin öğretilmesi için son derece renkli bir dünya kurar.

Bu hikayelerin içinde “Boğaç Han” çocukların özdeşlik kurabileceği bir kahramana sahiptir. Onun aracılığıyla akıl ve bilgi gücünün önemi çocuklara ulaştırılır. Hasan Erkek Dede Korkut’un “Boğaç Han” hikayesini oyunlaştırarak bizi kültürümüzün çok önemli bir parçasıyla buluşturuyor. Hikayeyi oyunlaştırırken, destanın diline sadık kalarak oluşturduğu dille bugün için daha anlaşılır bir metnin oluşmasına özen gösteriyor.

Çocukların gelişim özellikleri göz önünde bulundurulduğunda her yaş algılama ve anlayışta ki farklılıkları yaratır. Hikayenin yaş gruplarına uygun yeniden oluşturulması yitmekte olan değerlerimizin çocuklara ulaşmasına yardımcı olur. Ayrıca elli kişilik bir izleyiciden oluşan ortam, hem çocukların dikkatini oyuna vermelerini ve aynı zamanda katılmalarını sağlarken geçmişe yolculuk yapmamıza da bir araç olur. Küçük bir oba çocuklarla elbirliğiyle kuruluverir sahnede.

Dede Korkut’un Boğaç Han hikayesinden yola çıkılarak yeni bir oyun oluşturmak yerine Hasan Erkek’in oyunlaştırdığı metin üzerinden yeniden yazım gerçekleştirildi. Hikayeyi oyunlaştırmak özgürlük ve rahatlık sağlayabilirdi fakat Hasan Erkek’in oyunu kurgu açısından bütünlüklü bir yapıya sahip. O günün ritmik ortamı oyunu bir çocuk müzikali olarak düzenlemeye olanak sağlamıştır. Bir çocuk oyunu olmakla birlikte oyunun taşıdığı görsellik yediden yetmişe herkesin ilgisini çekecek bir atmosfere sahiptir. Bu yüzden oyunun temel gelişimine sadık kalınarak yaşa uygun yeniden yazıldı. Yazım aşamasından önce yönetmen Rasim Aşın’la oyunların yapısı kuruldu. 7-9 yaş için anlatı oyun, 10-12 yaş için sahne oyunu olarak belirlendi.

7-9 yaş gelişim açısından çocukların hayal dünyalarının zenginliği onların masal ve hikaye dinlemeye yatkın kılıyor. Yarım saatlik bir süre sonrasında dikkatlerinin dağılacağı göz önüne alındığında anlatının olayların geçiş sürecini hızlandırmasıyla çocuklar dikkatlerini oyuna yöneltecektir. Boğaç Han’ın başından geçenler anlatılırken oyuncular ve kuklalar aracılığıyla canlandırılır. Çocuğun izlediklerinin gerçek olmadığını algılayabilmesi sahne gerçekliğinin kırılmasıyla sağlanacaktır. Bunun için oyuncu hem rol kişisi hem kendisidir. Oyuncunun rolden role geçişi çocuğun oynadığı oyunlarla paralellik gösterir. Oyun dönemindeki çocuk oyunlarında çeşitli rollere bürünür. Anneyken hemen abla olabilir. Dairevi alan içinde çocuk oyunun bir parçası haline gelir. Masalın anlatılırken nasıl canlandırıldığına tanık olur.

10-12 yaş ergenliğe yaklaşmış bu çocuklar bir oyunu baştan sona rahatlıkla takip edebilecek durumdadırlar. Önemli olan izlediklerinin bir gerçekliğin yansıması olduğunun aktarılmasıdır. Epik oyun oyuncuların hem kendileri, hem de rol kişileri olmasına olanak sağlar. Bunun kurulmasında karakterlerin sahip olduğu zıtlık yapmacıklığa neden olmayacak şekilde günümüze taşınabilir ve oyuncunun gerçekliğiyle buluşur.

Hasan Erkek, hikaye de yer alan kişileri göstermeci anlatım biçiminden yararlanarak 14 kişiyle oluşturmuş. Dede Korkut hikayeyi anlatandır. Fakat yazarımız Dede Korkut’un yanında iki ozanı da anlatıcı olarak oyuna katmıştır. Yeniden yazımda önce iki ozanın sözleri birleştirildi. 7-9 yaş için olan oyunda roller belli bir düzende dört oyuncu arasında paylaştırıldı.

1.Oyuncu: Ayla Hatun, Otsu Han, 2.Oyuncu: Dede Korkut, Bayındır Han, Tilkiç Han, 3.Oyuncu: Boğaç Han, Dirse Han, 4.Oyuncu: Aysu Hatun, Tütsü Hatun, Tilkiç Han(Kukla), Rüzgar, Boğa

Masalın anlatılırken canlandırılmasıyla oyuncuların hem anlatıcı hem oyuncu olması farklı rollere bürünmelerine imkan sağlar. Ana anlatıcının yanında Dede Korkut’u oynayan oyuncu hem anlatır hem de canlandırır. Anlatı içinde oyuna geçiş oyunu sürekli ve canlı kılar.

Anlatı içinde rollerin sürekli değişmesi çocuğun dikkatini olaya çeker ve çocuğun özdeşlik kurabileceği tek kahraman yerine çocuğun oyun içinden kendi kahramanını yaratmasını sağlar. Özellikle taklit dönemindeki çocuğun gördüğünü birebir taklit etmesi yerine kendi yaratıcılığını kullanarak oyunu yeniden zihninde yaratabilir.
10-12 yaş için olan oyunda yedi oyuncu yer alır. Epik oyun oyuncunun rolden role geçişini sağlar. İki oyunda da oyuncu rolden role geçişlerinde karakterleri simgeleyen aksesuarları kullanırlar. Yedi oyuncu kendisi de olmak üzere farklı rolleri üstlenebilir. İki perdeden oluşan altmış dakikalık süre çocukların oyunu izlemelerini kolaylaştırır. Bu süre içinde Boğaç Han’ın hayatının anlatıldığı zaman dilimi, soyut döneme geçen çocukların muhakemelerini kuvvetlendirmeye yardımcı olur.

Boğaç Han hikayesinden oluşturulan oyunun bütünlüğünden hiçbir şey kaybetmeden yedi dokuz yaş özelliklerine göre yazımda öncelik olayın anlatılmasına önem verilmiştir. Bu dönem çocukları kahramanla özdeşlik kurmaya açıktır. Çocukların kahraman yerine olaya odaklanması amaçlanmıştır. Canlandırmalar anlatı içinde yer aldığından çocuğun anlamasına uygun kısalıkta gerçekleştirilmiştir. Kilim arası gölge oyunu geçmişten bugüne taşınarak masalın canlandırılmasında el ve ipli kuklalar aracılığıyla oyuncu birden fazla role bürünür. Köpek ve Boğa’nın canlandırılışı da bu kuklalar aracılığıyla gerçekleşir. Oyuncu Boğaç Han’ı canlandırırken aynı anda kukla aracılığıyla babası Dirse Han’ı da canlandırır. Bu çocukların oyunlarında kullandığı bir malzemedir ve onların ilgilerini oyunda sürekli tutmalarını sağlar. On on iki yaşa göre yazımda oyun öne çıkar. Canlandırılmalarda kuklalar yardımcı rol üstlenir.

7-9 yaşa ait metinde çocukların algılaması göz önünde bulundurularak anlatı sadeleştirilmiş, hikayenin akışı ve oyunun kurgusu aynı kalmıştır. Anlatının aktarılmasında, sahne büyüsü anla dün arasında geçişlerle kırılır. Oyuncu bir an rolün içindeyken, anlatısını bölmeden doğallıkla kendine dönüşebilir.

10-12 yaşa ait metinde oyunun girişinde küçük bir değişiklik yapılmıştır. Oyunun hızlı başlangıcı bir oyuncunun müdahalesiyle oyun içinde küçük bir arayla dünden bugüne geçilir. Çocukların oyununda rollerin dağılımında (örn.evcilik oyunu anne, baba vb.) bazen sorun yaşanabilir. Genellikle bir çocuk ona verilen rolü beğenmediği için sorun çıkarabilir ve çocuklar arasında bir tartışmaya neden olur. Oyuncunun oyuna müdahalesiyle oluşacak arada oyuncu hoşnutsuz çocuğa örnek bir tavır sergiler. Oyun oynamanın keyfini yaşayamadan ergenlik çağına doğru ilerleyen çocuklarımıza oyun kavramını hatırlatmak önemlidir. Oyuncular bir çocuk oyunu oynama neşesi içinde sahne oyunuyla buluşur.

İki oyunda da hikayede geçen birlik kavramı oyunun elbirliğiyle oynanacağı vurgulanarak çocuklara yaşatılır. Dekorun kurulmasında çocuklardan yardım istenmesi, seslerle, ya da oyuna katılımıyla çocuk tüm oyun boyunca aktif haldedir.

“Boğaç Han” hikayesi bir çocuğun doğumundan, yetişkinliğe uzanan bir süreci anlatır. Çocuğun doğumuna neden olan olayların anlatımıyla Bayındır Han, Dede Korkut, Dirse Han ve Otsu Han’la tanışırız. Bayındır Han Oğuz Beylerinin başıdır. Hanlığının sürmesine özen gösteren bilge kişidir. Dirse Han Oğuz Beylerinin içinde en iyilerden biridir. Tek kusuru çocuğunun olmamasıdır. Aynı şekilde Otsu Han’ında çocuğu yoktur. Dirse Han ve Otsu Han aracılığıyla birbirine zıt iki özellik canlandırılır. Bu iki kişi üzerinden iyi ve kötü karşılaştırmalı olarak oyun içinde yer alır. Dirse Han’ın eşi Ayla Hatun ve oğlu Boğaç Han, Otsu Han’ın eşi Tütsü Hatun ve oğlu Tilkiç Han bu karşılaştırmayı sürdüren kişilerdir. Kişiler iyiden kötüye, kötüden iyiye dönüşümü simgelerler. Hikayede Dede Korkut bilgeliğiyle, Bayındır Han’sa olgunluğuyla dönüşüme uğramayan kişilerdir.

Boğaç Han’ın yetiştirilmesinde annesi Ayla Hatun’un iyilik, sevgi dolu yaklaşımı ve Dede Korkut’tan bilgiler edinmesi öne çıkar. Tilkiç Han’ın yetiştirilmesinde annesi Tütsü Hatun’un sevgisiz sert yaklaşımının çocuk üzerindeki olumsuzluklara tanık olmamız sağlanır. İyiliğin, barışın nasıl ve neden yitirilebileceği gösterildikten sonra akıl ve bilgi gücüyle tekrar iyiliğin ve barışın zaferine tanık oluruz. En önemli ders Dirse Han’a ve Boğaç Han’a kötü davranan Otsu Han’la Tilkiç Han’ın affedilmesidir.

Destan mantığı içinde anlatılmak istenen öne çıkar. Bir kişinin başından geçenler uzun bir zaman dilimini içerir. Doğum, çocukluk, gençlik, yetişkinlik süresi içinde çeşitli olaylar yaşanacaktır. Burada kişiyi dönüşüme götüren anların öne çıkarılması zamanda belli bir sıçramayı gerektirir. Destan mantığı bu sıçramaya izin verir. Her iki oyunda da dün ve bugün arasındaki geçişlerde oluşan boşluklar özellikle çocukların doldurabilmesi içindir. Oyun bittikten sonrada oyunun etkisi çocuk üzerinde devam eder. Çocuk sadece oyun izlemiş olmaz, aynı zamanda bir düşünsel süreci de zihninde yaşatarak kendi oyunlarının kendi yaratabileceği yeni kahramanlarına kavuşur. Ayrıca olaylara düz bakmak yerine dolaylı bakma konusunda da ilk deneyimlerini yaşar.

Boğaç Han destanının çocuklar için oyuna dönüşmesinin önemi yukarıdaki satırlarda yer alıyor. Bu oyunun tüm yaş gruplarına hitap eden görselliği yüksek bir sahnelemede bu önem değersizleşecektir. 7 den 12’e olan süreç içinde sahnenin ışıklarla renklendirilmesiyle oluşturulacak atmosfer çocuğun izlediğine inanmaktan uzaklaştırır. Çocukların algısı düşünülerek hareket edildiğinde sahne son derece yalın ve sade olmalıdır. Tiyatral anlayışa uygun sahnenin karartılıp tekrar aydınlatılması çocuk için uygun değildir. Çünkü o yaşta çocuğun değişim göstermeyen bir ışık düzenine ihtiyacı vardır. Genel bir ışık çocuğun ortama güven duymasını destekler. Büyümesine yardımcı olacağımız çocuğun tek başına hareket edebilmesi de çok önemlidir. Özellikle yedi dokuz yaş aralığında çocuk arkadaşlarıyla bir aradayken kendini güven içinde hisseder. Bu nedenle ailesiyle birlikte oyun izlemesi yerine akranlarıyla oyun izleyebileceği ortamlar yaratılmalıdır. Sadece çocuklardan oluşan bir ortamda ışıkta böylelikle yardımcı bir rol oynar. 10-12 yaş da çocuğun gelişen algısına paralel sahne geçişlerinde çok hafif ışık değişimi uygulanabilir. Müzik de ışık gibi yoğun kullanılmamalıdır. Özellikle müziğin fondan verilmesi yerine oyuncular oyunlarına yardımcı olacak çeşitli enstrümanları kullanabilirler. Ritmik sesler oyunla ilgili çocukların zihninde kalıcılığı sağlayan unsurlardan en önemlisidir.

Dede Korkut hikayemizle çocuklar geçmişe yaptıkları yolculukta o güne kadar görmedikleri ya da günlük hayatlarında kullanmadıkları bir çok aksesuarla karşılaşacaklardır. Kopuz, ok yay, su kabakları, tahta oyuncaklar vb. gibi aksesuarların renkliliği çocukların ilgisini çekecektir. Bu ilginin meraka dönüşmesinde oyunun başlangıcında yarı yarıya boş sahnede önce çocukların aracılığıyla çadır kurulur. Aksesuarlar, çocukların yardımıyla yerlerine yerleştirilir. Ayrıca oyuncunun rolden role geçişi, oyun içinde oyunu çocuğun kavrayabilmesi içinde tıpkı oyuncunun role bürünmesi gibi aksesuarlarda işlevsel olmalıdır. Anlatılmak istenene dikkat çekmek ve merak uyandırmak için aksesuarlardan yararlanılır. Dönemi vurgulamak adına bir fon yaratılması, çocuğun zihnini pasifleştirir. Özellikle görüntü olan, kullanılmayan aksesuarla donatılmış bir sahne çocuk için çekiciliğini hızla yitirecektir. Yetişkin gözüyle baktığımızda edindiğimiz estetik değerlerle sanat olayını değerlendiririz. Güzel olmayan doğru değildir. Bu çelişki bize yüklenen estetik kaygıdan gelir. Özellikle bir çocuk oyununda çocukları düşünerek oluşturulan kusursuz mükemmel dünya ileride çocuklar için bir hayal kırıklığı yaratacaktır. Çocuklar için sahnelemede önemli olan çocuğun estetik değerlerle tanışarak eleştirel düşünceyi kazanabilmesidir. Sade bir sahnede oyun için gerekli olan aksesuarların yer alması oyun içindeki boşlukların doldurulmasına yardımcı olur. Çocuk sahnede karşılaştığı görselliği oyun bittikten sonra hemen unutacak günlük hayatına geri dönecektir. Onun ilgisini çeken aksesuarlardan oluşan ve çocuğu içine dahil eden sahne düzeninde çocuk gördüklerini kolay kolay unutmayacak ve bunları arkadaşlarıyla paylaşabilecektir. Bu tür oyunları izlemeye devam eden çocuk, oyunun nasıl olması gerektiğiyle ilgili kendi düşüncelerinden yola çıkarak bir estetik düşünce edinecektir.

Dramaturji bilgim yanında pedagojik formasyona sahip olmam ve yıllardır çocuklarla çalışmam yaş gruplarına göre metinleri yazmamı destekledi. Çocuk tiyatrosu yazımda ve sahnelemede yeni bir model oluşturulurken, bu alanda çalışacak herkesin pedagojik formasyona sahip olması gereklidir. Yine bu alanda çalışacak herkesin gönüllü olması çocuklarla çalışmak istemesi gerekir. Oyuncuların yaratıcı drama çalışmalarına katılarak çocuklarla çalışmaları, onları daha aktif hale getirecektir. Böyle bir modelin gerekliliğinin yaşama geçirilmesi aşamasında prova sürecine katılarak metnin kağıt üzerinden sahneye taşınması esnasında gerekebilecek değişimler de oyuncular ve yönetmenle birlikte gerçekleştirilecektir.

1- Nurdan ÖZGÜR
Dramaturg – Drama Eğitmeni

2- Rasim AŞIN
Pedagog rejisor
Çocuk Tiyatrosu Araştırmaları Laboratuarı Eğitmeni

Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here