75. Yılda Kafka’nın -Dava’sı- Rejisör Erhan Gökgücü İmzasını Taşıyor (Füsun Balkaya)

H.Ü. Ankara Devlet Konservatuvarı’nın 75. Kuruluş yılında Tiyatro Anasanat Dalı, Oyunculuk Dalı Lisans 4. Sınıf öğrencilerinin yıl sonu çalışmaları Kafka’nın yazdığı Andre Gide ile J.Louis Barrault’un oyunlaştırdığı “Dava” adlı oyunun sahnelenmesi ile başladı.
Oyunun tamamında Lisans 4. Sınıf öğrencileri ile birlikte Lisans 3. ve Lisans 1. sınıf öğrencileri de rol aldı. Lisans 2. Sınıf öğrencileri de teknik vb. tüm katmanlarda arkadaşlarına destek verdi.
Oyunun rejisörlüğünde usta isim Erhan Gökgücü’nün imzası yer aldı.

Yazar

Kafka Prag doğumlu tüccar bir ailenin çocuğudur. Despot olarak tanımlanan babasının istediği şekilde önce kimya öğrenimini arkadan hukuk öğrenimini ceza hukuku alanında tamamladı.

Toplumun, toplum yaşamının ve kurumlarının yarattığı otoriteler karşısında çıkış yolları tutulu olan bireyin yaşamındaki sonsuz mücadelesinde “Dava”, bireyin düzelmesi imkansız görünen anlatısının oyunun üzerine kuruldu.

Cezalandırılan ve cezanın nedeninin bilinmeyen ceza; saçma ve katlanılmaz olduğu için kişi cezasına bir doğrulama bulmak isteminde yine çabası boşuna oldu. Ceza, suçu aratmıştır. Kafkaesk dünyasında bireyin nevrozlarının, hepimizin bu güne ait dünyanın var olan nevrozları halinde değerlendirilmesinin bir açıklaması görünümünde olmuştur.

Görünen somut-soyut veya gerçek-gerçek dışı olaylar dizisinde birbiriyle çeliştiği gibi birlikte de devam ederek bütünlüğün oluşturulma çabasındadır.
Modern insanın temel sorunlarının Kafkaesk insanlarda tüm yaşamlarındaki temel sorunlarıyla da örtüştürülmesi söz konusudur.

Yazarın içine kapanık kişiliği, edebiyat dünyasındaki üstün başarılardan onun uzak tutulmasına neden olmuştur. Kitaplarının yakılması isteğinden oluşan vasiyetini uygulamayan yakın arkadaşı Max Brod ise yazarın tanınmasına neden olan kişidir ve 1917 yılında Viyana’da bir sanatoryumda yazar Kafka hayatını kaybeder.

Dava

Tüm değerlerimizi bir gün kişinin kendine özgü ve özel kutlama tarihine denk düşen, mutlu hatta heyecanlı olabileceği bir sabah kaybetme adına, direnme kurtuluş yolunda başlangıcının sonunu “Dava” adlı oyunda hazırlar. “Dava” kişinin yani K’nın yazılış öyküsüdür.

Oyunun Kahramanı Joseph K. Otuzlu yaşlarında bankada görev yapan, kiracı konumunda bir evde yaşayan sakin hatta içine kapanıklığa giden sıkıntılı yolda, fazla arkadaşı bulunmayan iyi tanımını yakalayabilecek bekar, tedirginliklerinin gölgesinde güneşten çok uzak, puslu yapının kişisel eşlikçisi olarak yaşayan genç bir adamdır, Bay K.

Bay K. veya Joseph K.’nın işlediği suç ve tutukluluğunun alışılmış sıradan bile olsa tanımı hiçbir zaman kendisine söylenmez. Suçlu olduğunun kabul görmesi, günlük işlerinin yürütebilirlik anlamında kendisine kolaylığın sağlanması, bilinmeyen ama kabul görülen suçluluğunun aydınlanamayan kargaşasında, karşılaşılan yargılama düzeninde düzensizlik, erteleme, beraat, mahrumiyet kavramlarının getirdiği kuşku, güvensizlik vb. durumların işlevsel ve ruhsal kaosunda dava edilemeyen bir davadır, Kafka’nın “Dava”sı.

Sıradan hayatında Joseph K.’nın beklenmeyen hayal bile edemediği bir davanın ansızın ve bir daha gitmemek üzere gelişi belki onun gerçekle arasındaki çözümlenemeyişinin de başlangıcı olmuştur.

Lisans 4. Sınıf öğrencileri Can Esendal ile Nazif Uğur Tan’ın üslendiği Bay K., sahnede seyirci ile ilk anda tanışıyor. Ve oyun süresince K ve seyirci, ortak çıkarılan önemli K fotoğraflarının yaşama dair belirsiz zaman, yer ve biçime ilişkin tutukluluğunun değerlerini ve en önemlisinin özgürlük adına devlet ve adalet yapısı içinde doğru işlemesini beklerken, aksi oluşumların tepkisini dingin, suskun hatta kabullenemeyişlerinin küçük isyanlarını, içsel gelişiminde tüketilmişliğe giden yolda hissedilen arayışları ve uğraşları kendi tutarlılığı içinde taşıyan bu genç sanatçı adaylarının başarısında öğretim süreçlerinin içinde doğru tamamlanmışlıklarının etkisinin, Kafka’nın acımasız dünyası içinde yine canımızı acıtması üzerine bile olsa, sahnedeki dingin, tutarlı ve ölçülü oyunları ile göstermelerinde son derece başarılı olmuşlardır.

Farklı gecelerde seyrettiğimiz öğrencilerimiz Nazif K ile Can K’nın, “Dava”nın Joseph K’sındaki başarıları göz ardı edilemeyecek kadar açık ve önemlidir.
Bu günden alıntıları taşıyan oyunda, bireysel trajedilerin olduğu birçok kaosun da yaşandığı günümüzde de, Kafkaesk havasının oyunda aşağı çekici öge olmaktan kurtaran Erhan Gökgücü’nün yıllara dayalı Reji tecrübesinin yanı sıra, dramaturji alanında da birikimlerinin olumlu sentezinin yansımasının görüldüğünü oyun için de söylemek, Gökgücü’ne fazla lüks olarak görülmemelidir.

Kafka’ya sadık kalmanın sorumluluğunu üstünde taşıyan Erhan Gökgücü, oyunda suçlama – suçlanma durumunu ilginç ve bu günde dünyanın ilgisini çeken bir tartışma olarak diriliğini koruduğu için oyunda sessiz korosu ve böcekleri ile değişik bir biçimsel oluşumu da getirmiştir.

Oyun boyunca sistem ve sistemin bir parçası olan K’nın yine sistem ve sistemin parçaları arasındaki dokunuşluklarındaki başarılara da tanık oluyoruz.
Kafka, yüce otorite ile bireyin çaresizliğini karşılıklı getirirken, bireyi otoritesi altına alan gücün yaratıcılığını yine biz bireyler topluluğunda oluştuğunu da göstermiştir.

Oysa, K’ da bunu oluşturacak, harekete geçirecek yapı yoktur. Aksine sistemi suçlayan, aczini ortaya koyan birey olarak hiçbir şey yapmayan, yapamayan bir adamın kabullenişini de Nazif ve Can başarılı, ılımlı ama belirgin yorumlarıyla seyirciye ulaştırabiliyorlar.

Avukat ve 1. Polis’te Arsal Mazmaloğlu, Bayan Grubach’ta Semra Morgil, Matmazel Bürstner’de Güneş Emir, Çamaşırcı Kadın’da Tuba Kurt, Leni’de Gamze İğdiroğlu üstlerine düşen görevi en iyi şekilde oyunculuk adına, rollerindeki ayrıntıları gözden kaçırmadan yerine getirirken, Başkomiser, amca, papaz rollerinde Okan Özkan başarılı performansı ile arkadaşlarına eşlik etmektedir. Titorelli’de Fatih Artman ile birlikte Lisans 3. öğrencisi Can Albayrak da rol almıştır. Mezuniyete 1 yıl kala Albayrak’ın rolüne getirdiği başarı, tüm oyun yapısı içinde de hissedilmiştir.

2. Polis Orkun Ok, 2. Müdür ve Cellat’ta Ateş Bars – Doruk Öztürk, Mübaşir – Başkatip’de Yiğit Yalkın, Büyük Yargıç’ta Barış Çağlar ile Koro 1 ve Koro 2’de yer alan diğer Lisans 3 ve Lisans 1. Sınıf öğrencilerinin katkıları tüm sahne fotoğraflarının başarılı çıkmasında önemli etken olmuştur.

Efekt kadrosunda Ümit Atalay, Berrak Atlı ve Birke Muratal yer alırken ışık kumandada Serkan Melikoğlu ile Emre Yurttakalan’ın yarattığı mucizeler ile birlikte oyuna katkıları seyircinin alkışlarının yanı sıra, yüreğimizdeki sessiz büyük alkışlarla da ayrıca süslendiğini söylemek isterim.

“Dava” adlı oyun ve Mayıs programı

Kültür Üniversitesi tarafından Uluslar arası 2. Cüneyt Gökçer Tiyatro Festivali için 29 Nisan’da İstanbul’da bu festival yapısında oynayacak olan “Dava” adlı oyun, Mayıs ayında Ankara Devlet Konservatuarı’nın 75. Yıl etkinlikleri içinde ayrılan gün dışında Mayıs ayının birçok gününde de Mahir Canova sahnesinde perdelerini açmaya devam edecektir.

Başarı Üzerine

2010-2011 Eğitim – Öğretim yılındaki oyunculuk ve reji yapısındaki başarı, bugüne kadar elde edilen sayısız başarıların Tiyatro Anasanat Dalı’nda en üst seviyeye taşındığı yıl olarak da hafızalara kazınmıştır. Bu başarıyı yaşatanların yüreklerine, Tiyatro Sevdalarına, Konservatuarlı olmanın birleştirici büyük tutkusuna, sevgisine, yüce erk duygusuna bir kez daha yürekten teşekkürler ve avuçlarımız kızarıncaya kadar güçlü alkışlar sevgili öğrencilerime ve Tiyatro Anasanat Dalı kadrosunda yer alan değerli sanatçı öğretim elemanlarına…

Doç. Dr. Füsun Balkaya
Tiyatro Anasanat Dalı Başkanı
21 Nisan 2011

Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here