İki salkım halat, iki metre kumaşla Romeo ve Juliet yapılır mı, deli derler adama! (Ebru Seyhan)

Başlıktaki sözler, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, oyunu “İki salkım halat, iki metre kumaş”la sahneleyen Kemal Başar’a ait. Romeo ve Juliet’i, klasik bir dönem oyunundan oldukça uzağa taşıyan yönetmen, sahneyi izleyenin hayal gücüne teslim etmiş. Klasik bir Romeo ve Juliet izlemek için tiyatroya gelenleri hayal kırıklığına uğratarak, yalın bir anlatımı seçmiş, boş sahneyi, “iki salkım halat, iki metre kumaş”ı imge ve metaforlarla yoğurmuş.

Asırlardır eskimeyen bir aşk öyküsü onlarınki. Birbirine düşman iki ailenin, ancak ölümle birleşebilen çocuklarıdır Romeo ve Juliet. Aslında her toplumun, onlarınkine benzer efsaneleri vardır. Bu yüzden, bizden birileridir bu genç âşıklar. Kimi zaman Anadolu’da bir masalda çıkar karşımıza, kimi zamansa bir gazetenin üçüncü sayfasında. Onlar, aşkları için ölürken, yaşadıkları düzeni reddettikleri için ölümsüzlüğü hak etmiş kahramanlarıdır tüm çağların. İçimizi gıcıklayan bu hikâyeyi tekrar tekrar izlemek, farklı yorumları görmek için tiyatro salonlarını doldururuz.

Öfkeli halatlar
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda iki dönemdir sahnelenen Romeo ve Juliet’in yönetmeni, Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçılarından Kemal Başar. Yazarın şiirsel dilinin kalıplarını da büyük ölçüde kıran Başar, bu yorumda dönemin ağdalı tasarımlarının dışına çıkmış. Daha önce Van Devlet Tiyatrosu ve Romanya Tony Bulandra Tiyatrosu’nda yönettiği oyunu, bu kez İstanbul’da sahnelemek üzere İBBŞT Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu tarafından davet edilmiş. İBBŞT’deki yapım, oyunun Romanya’daki sahnelemesinin ardından hayatını kaybeden ışık tasarımcısı Seyhun Ayaş’a adanmış.

Romeo ve Juliet’in, ilk bakışta kısıtlı bir ifade olanağı sağlayacağı düşünülen yalın dekoru, ilk sahneden itibaren oldukça etkin kullanılıyor. Sahnenin iki yanından akan halatlar, zaman zaman Romeo ve Juliet’in yaşadıkları toplum içerisine sıkışmışlıklarını anlatan simgelere dönüşüyor. Oyuncuların çaresizliğini, kederini, elini kolonu bağlayan töreleri yansıtan materyaller oluyor. Yönetmen Kemal Başar ve Sahne Tasarımcısı Murat Gülmez, bu iki tutam halatın, Juliet’in odası, Romeo’nun ağlayan kalbi olduğuna herkesi inandırıyor. Sahnenin iki yanında, üzerine beyaz kumaşlar gerilmiş panolar da aynı amaca hizmet ediyor. Panonun, bir kadının göğüsleri olmadığını kim iddia edebilir? Ya da kötü ruhların lanetli haberler vermek için ziyaret ettiği bir duvar? Klasik bir sahnelemenin, kendisini seyircinin hayal gücünü küçümseme hatasına düşüreceğine inanan yönetmen, sahneyi tiyatroseverin hayal gücüne terk ediyor.

Yönetmenin üslubunu besleyen giysilerin tasarımı Canan Göknil’e ait. Göknil, tasarımlarıyla oyuncuların karakterinin ana hatlarını ifade etmiş, ruhsal durumlarına göndermeler yapmış, sahnedeki hiyerarşiyi korumuş ve metindeki din-devlet-siyaset ilişkisini gözler önüne sermiş. Murat Özdemir, sahne üzerine yansıttığı ışıkla, sahne tasarımının mahremiyetini korumuş. Hugo Wolff dansları, Can Atilla ise müziğiyle aşkın masumiyetini, metindeki kavgayı, düşmanlığı, ölümü, meydan okumayı resmetmiş.

Kemal Başar, çalıştığı teknik ekibi, “Benim her oyunumda olmazsa olmaz kişilerim” diye nitelendiriyor. Başar, çalışma arkadaşlarıyla dost olmanın yaptığı işte birinci koşul olduğunu anlatıyor. “Tanrısal bir iş” olarak nitelendirdiği tiyatroda yaratım işinin, aynı frekansta olan insanlar tarafından yapıldığında amacına ulaşabileceğini vurguluyor. Ortaya çıkan oyun, O’nu oldukça mutlu etmiş. “Benim plastiğim, benim Romeo ve Juliet’im” diyor bu yorum için. Seçtiği bu sahneleme yönteminin bir meydan okuma olduğunu açıklıyor. Yoksa “İki salkım halat, iki metre kumaşla Romeo ve Juliet yapılır mı? Deli derler adama” diye de ekliyor.

Peki, İstanbullular bu sıra dışı Romeo ve Juliet’i seviyor mu? Oyunun, gittiği her sahnede kapalı gişe oynaması ya da bazı temsillerde biletlerin, sahne önünde karaborsa fırsatçıları tarafından satılıyor olması bu sorumuza verilecek yanıt olabilir. Yönetmenin, Shakespeare eserlerinin şiirsel dilini bu kez Can Atilla’nın müziğine, Murat Gülmez’in sahnesine, Canan Göknil’in giysilerine, Murat Özdemir’in ışığına ve Hugo Wolff’un danslarına emanet edip; sahneyi izleyenin hayal gücüyle boyamasına olanak tanıyan yorumu, tiyatroda farklı bir nefes arayanları çağırıyor.

Ebru Seyhan
—————————————

Oyun tanıtım sayfası: Romeo ve Juliet


Paylaş   
Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here