Düşüşen Maskeler (Nejdet Erdem)

DÜŞÜŞEN MASKELER
Yazan: Nejdet Erdem

Tata: 30 lu yaşlarda ufak tefek
Viye: 30 lu yaşlarda iri kıyım
Daktilo: Oldukça eski normal boyutlarından büyük bir şekildedir.

(Perde acılır Tata dagınık bir oda içersinde,önündeki daktilosunun tuşlarına yavaş yavaş basmaktadır. Sigara paketine el atar…)

Tata: Kahretsin,
Daktilo: tik
(uzunca bir sessizlik)
Daktilo: tık
Daktilo: tık, tık tık

(dışarıdan ıslık sesi gelir ses yaklaşır, içeri Viye girer.)

Tata: Sessiz ol.
Viye: Ne yapıyorsun?
Tata: Yazıyom.
Viye: Gene mi?
Tata: Neden yazmiim?
Viye: Güzel yazamıyorsun da ondan.
Tata: Güzel yazmak istemiyom,yazmak istiyom ben.
Viye: En son yazını okudum
Tata: eeee
Viye: Hiç beğenmedim.
Tata: Peki.
Viye: Hadi dışarı çıkalım bırak yazmayı.
Tata: Olmaz sen çık ben biraz daha yazcam
Viye: Yazacaksın da ne olacak? Sanki yazar olacaksın ya da şair, boşver hadi.
(uzunca bir sessizlik)
Tata: Sigaran var mı?
Viye: Ben sigara içmem.
Tata: Kullanıyomusun diye sormadım,sadece…
Viye: Yok!
Tata: Peki.
Viye: Hadi ama! Bana inanmıyor musun?
Tata: İnanıyom sigaran yoktur.
Viye: Onu demek istemedim, güzel yazamadığından bahsediyorum.
Tata: Önemsemiyorum.
Viye: Gerçekten anlamsiz yazıyorsun, hele o son okuduğum şiirin, neydi Öyle? Dur bakayım,
(abartılı bir şekilde okur)

”Ve toplandı etrafına
haberi duyan herkes,
paraya ilk sahip olanın.
Nefes nefese koşanlar,
ağlayıp sızlananlar…

Yapma beyim at onu, unut gitsin.
Neye yarar bu? çok kan akar sonra.

Bir şey olmaz dedi şişman adam,
Hem tanımamıza yarar birbirimizi,
Adını unutsan da ne kadar parası var bilirsin,
Ona göre kendine eş dost seçersin.

Söz geçiremedi kimse ısrarlara rağmen,
İnatla direndi şişman adam.

Aradan zaman geçip de,
Ulaşınca para herkese,
Atılınca sırtlarda taşınan pirinç çuvalları,
Bir kilo etle takas için.
Topladı şişman adam etrafına,
İlk gün çekinenleri…

Demedim mi ben size, bir şey olmaz.
Para varsa hayatta, artık hamallık yok.
Öyle kan kavga gürültü de neymiş
Etrafınıza bir bakın,
Para için daha ölen yok…”

para için daha ölen yok demişsin…

Tata: EEE?
Viye: Nasıl yok? Sen hangi dünyada yaşıyorsun, savaşların sebebi ne sanki?
Tata: İyi de o şiir epik tarzda
Viye: Neee?
Tata: Boşver.
Viye: Epik olunca ne oluyor, olmuş şeyleri olmamış gibi mi yazıyorsun epik yazılarda.
Tata: Diyalektik duydun mu hiç?
Viye: Nasıl?
Tata: Boşver.
Viye: Hem oyunların da cok saçma.
Tata: Güzel o zaman.
Viye: Neresi güzel? Cümleler birbirini takip etmiyor sanki, cevaplar soruları karşılamıyor bile.
Tata: Absurd denemiştim onda da.
Viye: Yani?
Tata: Bak işim var, sen cık dışarı ben gelmicem.
Viye: Kovuyor musun beni?
Tata: Hayır.
(sessizlik)
Viye: Kızdın mı bana?
Tata: Hayır.
Viye: Kızma ben seni uyarıyorum zaten.
Tata: Bilmiyosun…
Viye: iyi o zaman sen de hiç eleştiriye gelemiyorsun, iki kelime konuşulmuyor senle de.
Tata: Senle de konusulmuyo, kimseyle konusulmuyo
Viye: Nasıl yani
Tata: Hadi konuşmayı deneyelim.
Viye: Konuşuyoruz zaten.
Tata: Öyle değil, gerçekten konusmayı deneyelim
Viye: (güler) Başla o zaman.
Tata: Nasılsın?
Viye: İyi sen?
Tata: Bak olmuyor işte.
Viey: Daha yeni başladık, nerden anladın hemen olmuyor diyorsun konuşuyoruz ya.
Tata: İyiyim dedin.
Viye: Evet.
Tata: İyi olduğun için mi iyiyim dedin yoksa nasılsının cevabı olarak onu bildiğin için mi? Ezbere konuşuyorsun, konuşuyorlar.
Viye: Saçmalıyorsun.
Tata: Bu yüzden o oyundaki cümleler birbirini karşılamıyor işte, kimse gerçekten konuşmuyor ki, iletişim yoktur demek istedim sadece onu denedim.

(büyük bir patlama sesi duyulur, ikisi de yere düşer)
Dış Ses: İkiniz de bir şey bilmiyorsunuz, o yuzden susun.

Nejdet Erdem


Paylaş   <img border=0 src=”galeri/face

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here