Başka Dünya Yok! (Ç.O.) (Aysel Sarıca)

———————————
Aysel Sarıca
www.sanatkop.com
———————————

OYUN ADI: Başka Dünya Yok!

PERDE: 1 Perde 5 Sahne

KARAKTERLER: Fok, yunus, fil, ağaç, tilki, gergedan, kelaynak, aslan, köpek, balina, karaca, insan, çocuklar

HEDEF KİTLE: 7-12 Yaş

TEMA: Dünya da açlık, yoksulluk varken hayvanların vahşi yöntemlerle, keyfi, kişisel ihtiraslar için öldürülmesi doğru değildir.

BAŞKA DÜNYA YOK!

1. PERDE 1. SAHNE

FOK: İnsanlar bizi öldürüyor, yok ediyor.

YUNUS: İnsanlar bizleri sever, incitmez, naziklerdir.

FOK: Yanılıyorsun; acımasızca öldürüyorlar bizleri, demir çubuklarla, başımıza vura vura eziyorlar.

YUNUS: İnsanlardan bahsediyoruz, hayır inanmam, onlar bizim dostumuz. Bizleri korumak için yasalar bile çıkarıyorlar. Sen de hayatta kalmak için, beslenmek için, küçük balıkları, midyeleri götürmüyor musun!

FOK: Ondan bahsetmiyorum ben. Bizleri derilerimiz için, kendilerine kürk yapmak için, süslenmek için öldürüyorlar. Makyaj ve parfüm yapıyorlar yağlarımızdan. Etimizi yemiyorlar, derimiz ve yağlarımız için bizi öldürüyorlar.

YUNUS: Ohh hayır. Nelerden bahsediyorsun sen böyle. Ben insanların bunu yaptığına inanmıyorum. Sana inanmıyorum. İnsanlar bizim dostumuz. Sen rüya görüyorsun ya da yalanlarınla beni kandırmaya çalışıyorsun.

FOK: Asıl sen rüyadasın. Sizleri de öldürüyorlar. Sizin dostluğunuzdan yararlanıp kandırıyorlar, bir araya toplayıp sularımızı kana boyuyorlar. Uyan artık.

YUNUS: Eğer söylediklerin doğruysa bu bir vahşet, felaket.

FOK: Bana inanmalısın, yoksa seni de avlarlar. Zaten bunu toplantıda da söyleyeceğim. Bir fok kendine bile yalan söylemezken, tüm hayvanların liderlerinin olduğu bir toplantı da yalan söyler mi.

YUNUS: İnanası gelmiyor.

FOK: Benim karnım acıktı. Çok uzun yoldan geliyorum buraya. Birazdan görüşürüz. (Fok sahneden çıkar.)

(Yunusun yanına bir insan yaklaşır.) Yunus şaşkındır. Nasıl davranacağını şaşırır. Üzüntüsünü tüm sahneye yansıtır, bir süre sonra da insan sahneye girer)

YUNUS: Doğru mu?

İNSAN: Ne doğru mu?

(Biraz ötede giden fok yeniden belirir sahnede, elinde bir balık vardır, fok ile insanın konuşmasını uzaktan dinler)

YUNUS: Bizleri vahşice yok ettiğiniz, bizi kandırarak sığ sulara çekip öldürdüğünüz, vahşetiniz doğru mu?

İNSAN: Bize en dost canlısın ama ne yazık ki doğru. Buna karşı gelsek dahi başarılı olamıyoruz. İnsanoğlu çıkar dünyasında kendisinden başka hiçbir canlıyı düşünmüyor. Bırakalım hayvanları kendi kazançları, çıkarları için insanlar öldürülüyor. İsyan ediyoruz her bir cana, katliama, vahşete. Ama nedense sayısı az olanlar üç kuruş para için tüm istediklerini yaparken, milyarlarca insan toplanıp buna dur diyemiyoruz. Kahroluyorum. (seyirciye dönerek devam eder.) Soruyorum size dünyada bu kadar aç varken, yoksul varken, bir yudum su bile bulamıyorken, bir dilim ekmek yiyemiyorken, kürkü, makyaj malzemeleri, parfümler, süs eşyaları, oyuncaklar için hayvanları acımasızca öldürmek doğru mu?

(Fok, insan ile yunusun yanına yaklaşır)

FOK: Sen bizlerin dostusun ama senin arkadaşların, ailen, senin ırkın bize can çekiştiriyor. Annemi, kardeşimi, teyzemi öldürdünüz.

İNSAN: Buna engel olmak için çalışıyorum. Biliyor musun en çok çocuklar gönüllü, sizler için çok üzülüyorlar. Onlar için kürkün de, parfümünde, makyajında, süsünde bir anlamı yok.

YUNUS: (Seyirciye dönerek) Çocuklar can dostlarım benim, çok seviyorum onları.

FOK: Ben artık hiçbirinizi sevmiyorum. Sizin yüzünüzden her şeyimi kaybettim. Başlarını demir sopalarla ezdiniz, kan içinde bırakarak, işkence ederek öldürdünüz .

(İnsan cevap veremez, üzülerek sahneden çıkar)

YUNUS: O bir hayvan dostu fok. O kadar da değil. Tüm insanlar senin düşündüğün gibi değil.

FOK: Bilmiyorum kime, ne kadar, niye inanacağımı, Şimdi söyle inandın mı bana.

YUNUS: Evet inandım.

FOK: O zaman söyle bakim geliyor musun benimle toplantıya?

YUNUS: Evet. Ama daha önce hiç katılmadım söylediğin toplantıya. Bana biraz bilgi verir misin.

FOK: Geleneksel doğa toplantısı tabi. Bizler her yıl toplanıyoruz. Sorunlarımızı anlatıyoruz, çözüm yolları var mı diye konuşuyoruz.

YUNUS: Anladım.

FOK: Yarın sabah çok erken güneş doğarken yola çıkarız. Hadi iyi geceler sana. Uyuyalım yarın yorucu ve tehlikeli bir yolculuk bizi bekliyor.

YUNUS: İyi geceler. (sahne kararır. )

1. PERDE 2. SAHNE

(Fok ve yunus yola koyulur, bulundukları yer suyu andırması için mavidir, biraz ilerisi, filin bulunduğu yer ise toprak rengindedir)

FOK: Sürekli burada yolu şaşırıyorum. Birilerine sormam lazım.

YUNUS: Ayy yolu bilmiyor musun?

FOK: Biliyorum da sadece burada şaşırıyorum. (Bir yandan etrafa bakar.) Şansa bak.Fil kardeş fil kardeş.

FİL: (başını kaldırır) Efendim, merhaba.

FOK: Merhaba, sorma fil kardeş yolu kaybettim yine.

FİL: Ben de gidiyorum.

YUNUS: Size ne yapıyorlar ki.

FİL: Dişlerimiz için birçoğumuzu öldürdüler.

YUNUS: Ben çok körmüşüm. Sizden ne istiyorlar.

FİL: Dişlerimizden tespih başlığı süs eşyası yapıyorlar. Çantalarına kemerlerine aksesuar yapıyorlar. Takılarında kullanıyorlar.

FOK: Biz de gidiyoruz ama yolu şaşırdım ne tarafa gideceğiz. Bize yolu söyler misin?

FİL: Tabi söylerim. Güneşin battığı yöne gideceksiniz. Yarımadanın en uç kısmında batar güneş.

FOK: Tamam tamam, şimdi hatırladım. Teşekkürler, orada görüşürüz.

YUNUS: Görüşmek üzere.

FİL: Görüşmek üzere.

1. PERDE 3. SAHNE

(Fok İle yunus konuşarak ilerlerler ve toplantıya gelirler. Toplantı yerinin yarısı su olduğu belli olsun diye yerleri mavidir, orada denizdeki hayvanlar bulunur, diğer kısmında yeşildir, birkaç ağaç vardır, kara ve uçan hayvanlar oradadır, uçan hayvanları temsilen ağaçların üstünde kuşların resimleri vardır. Toplantıyı ağaç yönetir. Fok, yunus, balina, suda; maymun, tilki, kedi, köpek, fil, gergedan, karaca, kelaynak karada dururlar. Ağaçlar maketle, konuşan ağaç oyuncunun üzerinde yeşil süslerle karadaki oyuncularda canlandırdıkları hayvanın yüzünü ifade eden makyaj ve tüylü kıyafetle ifade edilebilir.)

FOK: İşte geldik

YUNUS: Ne çabuk

FOK: Konuşarak ilerlediğimiz için zaman çabuk geçti

(Bu arada bir taşın arkasında iki çocuk oynamaktadır. Kimse onları fark etmez)

1. ÇOCUK: Ses yapma, hayvanlar toplanmış.

2. ÇOCUK: Ne için toplanmışlar.

1. ÇOCUK: Bilmiyorum. Dinleyelim onları anlarız şimdi. Sen sessiz ol. Duymasınlar bizi.

AĞAÇ: Öhhü, öhhü. Arkadaşlar hepiniz hoş geldiniz. Biliyorum çok tehlikeler atlatarak geldiniz. Ama geldiniz. Bu yıl neden toplandığımızı kısaca anlatayım. Biliyorsunuz doğamız büyük tehlike altında. İnsanlar hem ormanları yok ediyor hem de bizleri acımasız yöntemlerle öldürüyor. Birçok hayvanın nesli tükenmek üzere. Yaşam alanlarımıza saygı göstermedikleri gibi yaşama hakkımızı da elimizden alıyorlar. Doğadaki tüm canlılar için tehlike saçıyorlar. Söyleyin ne için?

FOK: Başkanım ben söz almak istiyorum.

AĞAÇ: Bugün en fazla söz hakkı senindir. Duyduk başınıza gelenleri. Gittiğinde ilet üzüntülerimizi fok kardeşlerimize.

FOK: Evet birçok fok öldürüldü. Ailemi, kardeşlerimi, arkadaşlarımı kaybettim. Canım yanıyor o yüzden de konuşmak istiyorum. Ne için dediniz başkanım. Ne için olacak; insanlar bizden kürk yapıyorlar sanki buna çok ihtiyaçları varmış gibi, yağımızdan parfüm makyaj malzemesi yapıyorlar, sanki buna çok ihtiyaçları varmış gibi. Ben bu adaletsizliği anlamıyorum. Bir fok öyle kolay yetişmiyor, yakında öldürecek bir fok bile bulamayacaklar.

YUNUS: Başkanım ben bilmiyordum tüm bunları fok bana anlattı, inanmadım önce ama görünen şu ki kör bile olsan inanırsın bütün olan bitenlere. Bu toplantı da umarım buna son verecek kararlar alınır.

BALINA : Evet bu kararlar alınmak zorunda. Etimizi pek yemedikleri halde bizi de öldürüyorlar. Geleneksel diyorlar ama köpek maması yapıyorlar bizim etimizden.

AĞAÇ: Suda yaşayan hayvanlar mı konuşacak sadece, biraz da karadaki dostlarımız söz alsın.

FİL: Bizleri de yok ediyorlar dişlerimiz için. Kullandıkları eşyalara süs yapıyorlar, yağımızdan krem, parfüm yapıyorlar. Oysa en güzel koku kendi kokularımız. Buna nasıl son vereceğiz. Biz onlara dost oldukça onlar bizi yok ediyor.

TİLKİ: Bizimle de uğraşıyorlar. Düşünün ben kurnazım ama ben bile baş edemiyorum. Kurtulmak için kurnazlık bulamıyorum. Gördükleri yerde vurup kesiveriyorlar. Neymiş kürk yapacaklarmış. Çocuklarına oyuncak yapacaklarmış. Olmaz efendim, bir çare bulalım buna. Benim aklım durdu artık. Tırsıyorum valla, geceleri kâbuslar görüyorum.

KARACA: Benim ayaklarımdan baston yapıyorlar.

KELAYNAK: Tarım ilaçlarından çoğumuz zehirlendi.

GERGEDAN: Bizi de boynuzlarımız için öldürüyorlar.

TİLKİ: Boynuzlarınız ne işe yarıyor ki.

GERGEDAN: İlaç yapıyorlarmış. Tek çözümün bizim boynuzlarımız olduğunu bilsem, bahane her şey de olduğu gibi.

KÖPEK: Tüylerimizden kürk ve oyuncak süsü yapıyorlar. Kimi insanlar bize dost, bazıları kötü çok kötü.

AĞAÇ: Arkadaşlar hava kararmak üzere. Yorgunsunuz üstelik, toplantıya ara verelim. Uyuyun, sabah kaldığımız yerden devam edelim. Son bir şey eklemek istiyorum. Hepinizden isteğim sabah önerilerinizle gelin. Bir çözüm üretmeliyiz. Önerileriniz bu yüzden çok değerli olacak, hepinize iyi uykular. (sahne yavaş yavaş kararırken iki çocuğun bulunduğu yer ışıkla aydınlık kalır.)

1. ÇOCUK: Hava daha da kararmadan çadıra dönmeliyiz.

2. ÇOCUK: Yarın sabah erkenden kalkıp hemen gelmeliyiz buraya.

1. ÇOCUK: Kesinlikle.

2. ÇOCUK: Yuh ya! Bu ne. Neler duyduk öyle.

1.ÇOCUK: Büyüklerimiz neler yapıyor böyle. Hayvanlardan, doğadan ne istiyorlar. Dünya daha da kötü olduğunda ne kazanacağız.

2. ÇOCUK: Küresel ısınma nedeniyle zaten büyük zarar veriyoruz, bu da yetmezmiş gibi bir de süslenmek için onları yok ediyoruz. Belgesel izlemiştim. Dünya ısındıkça buzullardaki hayat tam bir cehenneme dönüyormuş. Onların cennetine saldırdığımız yetmiyormuş gibi bir de canice onları yok ediyoruz.

1. ÇOCUK: Biz karnımızı zor doyuruyoruz. Buraya gelmek için babam kaç yıldır para biriktirdi bizim için. Benim montum üç yıldır aynı. Mahallede bazı arkadaşlarımın montu bile yok. Kürk de neymiş.

2.ÇOCUK: Ben de kürkü bir tek Nasrettin Hoca fıkrasından bilirim.

1. ÇOCUK: Ye kürküm ye. (gülerek) biliyorum o fıkrayı.

2. ÇOCUK: Gülmeyi bırak da düşünelim. Biz de düşünelim. Onlar için doğamız ve tüm canlılar için neler yapabiliriz? Düşünelim yarın toplantıya bir şekilde biz de katılalım önerilerimizi konuşalım.

1. ÇOCUK: Çocuklar bir olup büyüklerimize yaptıklarının hatalı olduğunu anlatalım.

2. ÇOCUK: Biz onların umudu olabiliriz. Arkadaşlarımızı toplayıp gerekirse kapı kapı gezelim. Okulumuzda, mahallemizde etkinlikler yapalım.

1. ÇOCUK: Ya biz konuşuyoruz da yarın bakalım hayvanlar ve ağaçlar ne karar alacak. Onu bilmiyoruz. Bize, insanlara çok kızgınlar.

2. ÇOCUK: Yarın toplantıda hayvanlar bizi aralarına alır mı dersin. Zaten çok kızgınlar.

1. ÇOCUK: Bence alırlar çünkü onlar bize güveniyorlar. Güvenmedikleri büyüklerimiz. Onların umudu biziz göreceksin bak. Onlara katıldığımız için çok sevinecekler.

2. ÇOCUK: Peki dediğin gibi olur umarım. Eğer kızarlarsa onları sakinleştirmek hiç kolay olmayacak..

1. ÇOCUK: Takma kafana. Bir sorun olursa (seyirciyi gösterir) arkadaşlarımızdan yardım isteriz. O zaman yardım edersiniz di mi!

1. PERDE 4. SAHNE

(Sahne yavaş yavaş aydınlanır. Çocuklar yine saklandıkları kayanın arkasına geçmiştir)

FOK: Gece çok düşündüm. Toplanalım ve tüm gücümüzle insanların üzerine gidelim. Biz onları yok edelim.

(sesler yükselir kimi evet evet der kimi hayır başka bir çözüm der.sesler birbirine karışır)

AĞAÇ: Susun susun. Yeter susun. Birbirimizi dinleyelim, söz alarak görüşlerimizi söyleyelim.

YUNUS: Dehşet bir öneri. Kanım dondu. Onlardan ne farkımız kalır. Üstelik hayvan dostu, doğa dostu onca insan var. Bizim için toplantılar yapıyorlar. Yasalar çıkarıyorlar. Onları hiçe mi sayacağız. Ben bu öneriye karşıyım.

FOK: Onlar bizi vahşice yok ederken sen hala onları mı düşünüyorsun. Hangi kanun, hangi toplantı bizi korudu. Atılan her çığlık, bizim ölümümüzle sonuçlanıyor. Anla artık insanlar bizim düşmanımız.

KÖPEK: Ben yunusa katılıyorum. Onlardan ne farkımız kalır. Amacımız hepimizin yaşaması. Birbirimize eziyet etmemek. Bu dünya hepimizin. Bizi evlerinde besleyen, bize bakan, onca insan dostumuz var. Onları hiçe sayamayız. Birkaç gözü dönmüş hırs kurbanı canavar yüzünden bütün insanlara düşman olamayız. Bize eziyet edildi diye buna karşı olan insanlar ne olacak. Sadece yaşamak için ayakta durmaya çalışan aç yoksul insanlar var onlara düşman mı olacağız onları öldürecek miyiz?

TİLKİ: Bence fok haklı onlar bizi düşünmüyorsa biz de onları düşünmeyiz. Onlar bizi dost ya da düşman olmamıza göre mi ayırıyor. Hayır. Öyleyse insanlara da ölümmm!

(yine onaylayan ve onaylamayan sesler yükselir, sesler birbirine karışır.)

AĞAÇ: Yeter, tek tek söz alın öyle konuşun.

YUNUS: İnsanları öldürmeden onlara zarar vermeden çözüm üretelim. Lütfen bizler, hepimiz dost canlısıyız, insanlara zarar vermek istemeyiz. Hele hele bütün insanları öldürmeyi düşünemeyiz,.onları bilinçlendirebiliriz. İnanıyorum çocuklar, insan yavruları bize yardım edebilir. Onlar bize umut olabilirler. Bize kıymazlar onlar. Derdimizi onlarla paylaşalım.

FOK: Bu arada da birçok kardeşimiz katledilsin.

FİL: Biz insanları yok ettikten sonra ne olacak. Sonra da birbirimizi yok ederiz. Sonu yok bunun. İnsanları kazanmalıyız. Yunus doğru söylüyor. Çocuklar bize yardım eder. Bu sayede insan dostlarımızın sayısını artırabiliriz.

KÖPEK: Yunusa ve file katılıyorum. İnsan dostlarımızın sayısını arttıralım. Çocuklar bize yardım eder. Ben de inanıyorum.

KARACA: Canım o kadar yanıyor ki içimden foka katılmak geliyor.

KELAYNAK: İnsanlar dosttur özellikle çocuklar yunusa ve file ben de katılıyorum.

GERGEDAN: İnsanlar düzelmez arkadaşlar boş umutlar bunlar, kendilerine faydaları yok, paranın esiri olmuşlar. Yavrularını bile dinlemezler. Hayal kurmayın, fokun dediği doğru, koca bir ordu kuralım. Saldıralım.

AĞAÇ: Toparlarsak. İki öneri var; biri insanları yok etmek, diğeri de, insanları, çocuklar aracılığıyla bilinçlendirmek. Başka önerisi olan var mı?

(Kayanın arkasından çocuklar ayağa kalkar)

1. ÇOCUK: Lütfen, bizi de aranıza alın, biz de bir şeyler söylemek istiyoruz.

2. ÇOCUK: Affedin bizi, kayanın arkasındaydık. Konuşmanızı başından beri dinliyoruz. Suçumuzu bildiğimizden dolayı, kendimizi gösteremedik size. Ama sizleri seviyoruz, sizlerle bir şeyler yapmak istiyoruz, size yardım etmek istiyoruz. Lütfen bizi de alın toplantınıza ve bize de konuşma hakkı verin.

YUNUS: Harikasınız; dostlarım işte bu.

AĞAÇ: Elbette katılabilirsiniz.

FOK: O zaman benim önerimi reddediyorsunuz. Yok sayıyorsunuz.

AĞAÇ: Bak fok kardeş, seni anlıyorum aileni, kardeşlerini, arkadaşlarını daha yeni kaybettin. Acın taze, fakat tüm insanları yok edemeyiz. Çocuklar bizim umudumuz olabilir, onlar sayesinde bu duruma dur diyebiliriz. Hem bir dinleyelim, dinlemekten bir şey olmaz.

FOK: Önerimi oylayın başkanım öyle karar verin buna. Eğer önerim kabul edilmezse dinleyin çocukları.

AĞAÇ: Önerini oylayamam tartışıyoruz henüz. Ama çocukları dinlemek isteyenler diye oylarım. Evet arkadaşlar çocukları aramızda görmek istemeyenler.

(Bir tek fok ve tilki el kaldırır.)

AĞAÇ: (Sahneye döner) Peki katılmasını isteyenler!

AĞAÇ: Evet oylama bitmiştir. Çocuklar toplantımıza katılabilir. Evet çocuklar söyleyin nedir öneriniz.

1. ÇOCUK: Biz tüm insanlık adına özür diliyoruz. Utanıyoruz bütün bu yapılanlardan. Buna dur demek için arkadaşlarımızla konuşup büyüklerimize engel olmak için çalışacağız. Doğa ve hayvan gönüllüsü olarak etkinlikler yapacağız.

YUNUS: Ben buraya gelmeden önce insan dostum da bu duruma son vermek için bir toplantıya katılacaktı, uğraşıyorlar başkanım, ben çocuklara inanıyorum, başaracaklar.

AĞAÇ: (Seyircilere sorar) soruyorum size ey insan yavruları bize destek verecek misiniz.

SEYİRCİLER: Eveeeeeeeeeeetttt

AĞAÇ: Bu çok güzel. Bize umut veriyorsunuz. (bu arada ormanlar kralı aslan gelir ağacın yanına gider, kulağına bir şeyler fısıldar. Aslan konuştukça ağaçın yüzü değişir, sinirlenir, sinirle) Arkadaşlar ormanlar kralı aslan bir açıklama yapacak sizlere!

ASLAN: İnsanlar yine av yasağını kaldırmış. Artık birçok dostumuz tehlike altında.

AĞAÇ: İnsan dostlarımızın tepkileri ne durumda sonuç alırlar mı sence?

ASLAN: Onları dikkate alan yok. Tüm tepkilere kulaklarını tıkamış durumdalar. Acilen bir şeyler yapmamız lazım. (Hayvanlar arasında homurtular artar)

AĞAÇ: Zamanla yarışıyoruz demek. Kafamda bir çare var, bunu önermeyi hiç istemezdim. Başka çare bırakmadılar. Ama çocukları korumalıyım. Susun susun.

FOK: Boşuna demedim ben. Şimdi daha çok kardeşimiz ölecek. Daha çok eziyet göreceğiz. Hemen birleşelim. İnsanlara saldıralım. Ne duruyoruz hadi.

TİLKİ: Hadi arkadaşlar ne duruyoruz, fok doğru söylüyor.

AĞAÇ: (Foka bakarak) İnsanlara engel olacağız ama senin dediğin gibi değil.

FOK: Nedenmiş, durduğumuz kabahat.

AĞAÇ: Senin dediğin gibi yaparsak çocuklar zarar görür, ben çocukların zarar görmesini istemiyorum. Onları koruyarak engel olacağız.

YUNUS: Nasıl!

AĞAÇ: Siz merak etmeyin arkadaşlar. Hepiniz koruma altında olacaksınız. Bütün çocuklar da. Biz ağaçlar oksijeni keseceğiz. Sadece bizlere yetecek kadarını depolayacağız ve sizlere dağıtacağız. İnsanlar ölecek. Kabul edenler! (büyük bir çoğunluk üzüntüyle elini kaldırır) Evet ağaçlar duydunuz görev başına. Oksijenli yaprakları tüm çocuklara yetecek şekilde dağıtalım dostlarımıza, geri kalanı kesiyoruz. (sahne kararır.)

1. PERDE 5. SAHNE

(Etrafta ağaçlar vardır, birkaç tanede çadır. İnsanlar çadırların içinden nefes alamadıkları için çıkarlar. Bir insan ağaca sarılır. Bir süre sonra da yere kapaklanır)

İKİ ÇOCUK: (Bir ağızdan söylerler. Ağızlarında ağaç yaprağı vardır) Lütfen ağaç sana yalvarıyoruz. Büyüklerimize kıymayın ne olur dayanamayız onların yokluğuna sana yalvarırız oksijeni verin. Kesmeyin oksijeni dünyamızdan.

AĞAÇ: Sizler masumsunuz çocuklar ama onlar masum değil bunu hak ettiler.

1. ÇOCUK: Lütfen son bir şans verin onlar da çocuktu bir zamanlar, onlarla konuşursak bizi anlarlar. Hem şimdi akılları başlarına gelmiştir. Söz veriyoruz size eğer düzelmezlerse yine kesin oksijeni, son bir şans verin büyüklerimize.

AĞAÇ: Olmaz çocuklar, onlar büyüdüler ve kirlettiler dünyayı. Çok şans verildi onlara. Büyüklerinizin alacağı birçok ders vardı almadılar. Bedelini ödüyorlar şimdi.

2. ÇOCUK: Evet haklısınız büyüdükçe kirlettiler dünyayı ama biz düzelteceğiz son bir şans verin, bu yasalar geri çekilecek anında göreceksiniz. Biz onları engelleyeceğiz. Eğer bizi dinlemezlerse sizin yeniden oksijeni keseceğinizi söyleriz, bu kez cesaret edemezler. Lütfen son bir şans verin.

AĞAÇ: seyircilere döner son bir şans vereyim mi, güveniyor musunuz vahşet ve talana son verirler mi?

SEYİRCİLER: Evet verin.

AĞAÇ: Son bir şans veriyorum arkadaşlar oksijeni verin.

(Yere serilmiş insanlar yavaş yavaş, sersemlemiş bir şekilde ayağa kalkarlar, ilk önce çocuklarına, sonra ailelerine sarılırlar, sonra da ağaçlara ve içeri giren hayvanlara sarılırlar)
———————————
Aysel Sarıca
www.sanatkop.com
———————————


Paylaş   <img border=0 src=”galeri/face

2 YORUMLAR

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here