15. Ankara Tiyatro Festivali’nin Ardından (Hakan Yozcu)

hakan_yozcu.jpg.bmp”>
Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları olarak, kısa adı “TAKSAV” olan “Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf” tarafından düzenlenen 15. ULUSLARARASI ANKARA TİYATRO FESTİVALİ’ne katıldık.

15. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali 26 KASIM – 06 ARALIK 2010 tarihleri arasında Ankara’da düzenlendi.

Biz, bu festivalde Turgay Nar’ın yazdığı ve Zerrin Akdenizli’nin yönettiği “Şehrazat’ın Oyunu” isimli tiyatro oyunuyla yer aldık.

27 Kasım Cumartesi sabahı 20 kişilik bir ekiple yola çıktık. Ankara’ya saat 08.00’da indik. Daha önce organizatörlerle telefonla görüşmüş ve geleceğimiz saati bildirmiştik. En geç bizi 08.30’da havaalını önünden alacaklardı. Heyhat! Havaalnına ne gelen vardı; ne de bizleri buradan alan. Ankara da o kadar soğuktu ki üşüdük. Bizler, böyle soğuğa alışkın değildik. Çünkü Kıbrıs sıcak bir ülke.

Telefonlara sarıldık. Araçların yolda olduğunu söylediler. Daha sonra bir aracın tekerinin patladığını belirttiler. Bu bana pek inandırıcı gelmedi. Üstelik gelen araç da 10 kişilik, küçük bir minibüstü. Bizim eşyalarımız da vardı. Dolayısıyla araca sığmadık. Yetkililer, telefonla bize “ Geriye kalan arkadaşların Havaş’a binip son durağa kadar gelmemizi” söylediler. Ne yazık ki Havaş araçları da gitmişti. Çaresiz taksilere binip otelin yolunu tuttuk. Bize önceden Angora Hotel’de kalacağımız belirtilmişti. Fakat otele gittiğimizde yer olmadığını öğrendik. Bu nedenle hemen yakınında bulunan Akyüz Otel’e yerleştirildik.

Tabii bizler bir şey demedik. Çünkü sorun olmak istemiyorduk. Çözümün bir parçası olmayı düşünüyorduk.

Ne yazık ki aksilikler bitmedi. Akşamki oyuna gitmemiz için araç gönderileceği söylendi. Gelen araç yine on kişilikti. Sıkışabildiğimiz kadar sıkıştık. Benimle birlikte beş kişi dışarıda kaldık. Araç şoförü “Salon yakın. 15 dakika sonra burada olurum. Merak etmeyin yetişiriz” dedi. Fakat geriye dönmedi. Dönmüşse de biz orada değildik. Saat tam 20.00. Ben yetkiliyi aradım. Bana “Taksiye binip gelmemizi” söyledi. Biz de söyleneni yaptık. Tabii salona gidene kadar oyun başlamıştı.

Kapıdaki görevliler haklı olarak bize “Kusura bakmayın. Prensip gereği oyun başlayınca kapılar kapanıyor. Seyirci almıyoruz” dediler. Biz, konumumuzu anlattık. Fakat çare yok. Dışarıda kaldık. Oyunu izleyemedik. Taksiye atlayıp tekrar otele döndük. Tabii moralimiz hayli bozuldu. Yetkililer oyun sonrası durmadan özür dilediler. Biz, hala sorun olmak istemiyoruz. Yine de alttan alıp bu organize bozukluklarına zor da olsa göz yumuyoruz. Ama yapılanlar pek de hoş karşılanacak türden değil.

Pazartesi oyunumuzu sergileyeceğiz. Salonda her gün oyun oynandığı için önceden dekor kurma şansımız yok. Ancak oyundan bir kaç saat önce bunu yapma şansımız var.
Biz ise oynanan oyundan sonra dekor kurmak istiyoruz. Allah’tan bu istediğimiz geri çevrilmedi. Gece saat 23.00’de dekoru kurmaya başladık. Tabii bu arada Ankara Devlet Tiyatroları Teknik Bölüm Müdürü Hakan Dünsoy Bey’e çok teşekkür etmek istiyorum. Kendi elemanlarından 15 kişiyi bizim emrimize verdi. Kendi dekorlarından da faydalanma şansı tanııdı. Onarın yardımlarıyla sabahın beşine kadar hummalı bir çalışma ile dekoru kurduk. Sabahın beşinden sonra da ışık provası alındı. Dolayısı ile tüm arkadaşlar sabaha kadar çalıştı.

Ertesi gün öğle üzeri toplanarak prova alındı. Kumanya biçiminde yemekler getirildi. Yetkililerden salonun dolduğunu öğrendik. Seyirci sorunumuz kalmamıştı. Girşte bilgisayardan salondaki boş yerleri görebiliyorsunuz. Ve yerinizi istediğiniz yerden alabiliyorsunuz.

Benim baktığımda arkada sadece on tane kadar boş yer vardı. Bu da oyun esnasında doldu. Salonun 400 kişilik olduğunu öğrendik. Demek ki 400 seyirci bizimle beraberdi.
Ve oyun saati geldi. Seyirciler gruplar halinde içeri alındı. Kısa bir süre sonra salon tamamen doldu. Tam saatinde oyun başladı.

İzleyenler ışıkların yanmasıyla kendilerini büyülü bir alanda buldular. Çünkü çok etkili bir dekor hazırlanmıştı. Zengin bir görünüm vardı karşıda. Kırmızı ışıklarla da etkisi on kat daha artıyordu. Müziklerle de süslenince doyulmaz bir keyif alıyordu izleyici.

Oyun sonunda bir alkış tufanı koptu. Dakikalarca bitmedi bu alkışlar. Kesilmek nedir bilmiyordu. Oyuncular gülerek selamlıyorlardı izleyenleri. Herkes ayaktaydı.
“Çok Avrupai olmuş” diyenler vardı seyircilerden. “Kıbrıs’ın bu kadar güzel bir oyunu hazırlayacağını beklemiyordum”, “Şu ana kadar izlediğim en iyi, en güzel oyun” diyenler vardı.

Durmadan tebrik kabul ediyorduk. Alkışların etkisi ile olacak benim gözlerim doldu. Ağlamayı beğenmiyordum. Belki o zamana kadar kimselerin dikkatini çekmemiştik. Fakat oyundan sonra Kıbrıs Grubu ilginin odağı oldu. Tiyatro otoriteleri bizleri kendi şehirlerine davet ediyorlardı. “Bu oyunu mutlaka bizim şehir de izlemeli. Kaçmaz bir oyun” diyorlardı. En çok da bizi sevindiren Mardin Ekibi’nden bir yetkili bayanın bizleri Mardin’e davet etmesi oldu. Mardin nere Kıbrıs nere? Ama sanat sınır tanımıyor. Mesafa tanımıyor. Uzaklık tanımıyor. İnsanları yakınlaştırıyor. Birbirleriyle kucaklaştırıyor. Sevgi ile yeni bir dünya kuruyor. İşte sanatın, işte tiyatronun gücü diyorum.

Organizatörler oyunumuzu sadece bir güne koydukları için üzülüyorlar. “Bu kadar beğenileceğini bilseydik 2 güne koyardık” diyorlar.

Sadece bununla kalmıyor. Yemeklerde, aralarda diğer sanatçılarla veya diğer ülkelerin insanlarıyla tanışıyoruz. Fikir alış verişi yapıyoruz. Kendi kültürümüzü, kendi sanatımızı, kendi insanımızı, kendi devletimizi anlatıyoruz. Milyarlarca lira verip yapamadığımız tanıtımı, reklamı burada bedava yapıyoruz. Bu da bizlere ayrı bir zevk veriyor.

Yorucu da olsa, zor da olsa bu tür festivallere katılmak çok önemli. Yaptıklarınızı başkalarıyla paylaşıyorsunuz. Ürünlerinizi başkalarına sunuyorsunuz. Ve onlar da Akdeniz’de bulunan Kıbrıs’ın Kuzeyinde ayrı bir ülke olduğunu görüyorlar. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyorlar.

Oyun bitiminden hemen sonra dekorlarımızı söküp tıra yüklüyoruz. Ertesi günü ise hazırlıklarımızı dönüş için yapıyoruz.

Akşam saatlerinde uçağa binerek ülkemize dönüyoruz.

Her şeye rağmen bizler çok memnun olduk. Böyle bir festivale katılmak bizlere onur verdi. KKTC’yi temsil etmenin onurunu ve gururunu yaşadık. Başta Sayın Bakanımız Kemal Dürüst Bey olmak üzere bu imkanı bize sağlayan ve oraya gitmemizde etkili olan herkese sonsuz teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum.

Özellikle TC Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne, KKTC Ankara Elçiliği’ne ve Baş organizatör Yener Aksu Bey’e ilgilerinden dolayı teşekkür ediyorum

Bir dahaki festivalde buluşmak üzere…

Hakan Yozcu
hakan.yozcu@hotmail.com
hknyozcu@yahoo.com

Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here