Çanakkale Masalı (Çocuk Oyunu) (Emel Aygören Şen)

Konu: Çanakkale’nin coğrafi oluşumu ve ilçeleri hakkında bilgilendirme.

Oyuncular:
Masal Perisi- Oyunu anlatır ve akışını sağlar.
Çanak Bey
Gülübol Hanım
Ayvacık
Bayramiç
Biga
Bozca
Çan
Eceabat
Ezine
Gökçe
Lapseki
Yenice
I.Kaptan
II.Kaptan
Martı

Oyuncu mevcudu arttığında; Çanak Bey’in çanaklarını ve Gülübol Hanımın Güllerini oyuncular canlandırabilirler.
Dekor: Sahnenin arkasında boydan boya uzanan Çanakkale Haritası asılır. Haritada Çanakkale Boğazı yerine Çanakkale Masalı yazılır.Felaket yaşandıktan sonra, uzun ve mavi bir bezle boğaz canlandırılır.
Sesler: 1-Sahnelerin değişimi, derlenmiş Çanakkale türkülerinin müzikleri ile olur…
2- Felaket sahnesinde yağmur, rüzgar, gök gürültüsü ile felaket sesi oluşturulur.
3- Martı sahneye çıktığında dalga sesleri ve martı çığlıkları kullanılır.

Oyun 1 perde

İlk Sahne:
(Sahne arkasından gelmekte olan müziğin <çemberimde gül oya> sesiyle oyun başlar.Masal perisi , sahneye girer. Şaşkınlıkla etrafına bakınır. İzleyicileri görünce durup dikkatle tüm seyircileri izler. Müzik susar.)
Masal perisi- Ah!…Çok af edersiniz; yanlış gelmedim değil mi? Sizler Çanakkale Masalını dinlemek için mi buradasınız?… (Eliyle kulağına dokunur) Anladım efendim anladım…Benim ismim masal perisi. Masallar ülkesinden geliyorum… Sizlere Çanakkale Masalını anlatacağım… (Müzik <çemberimde gül oya> başlar. Masal perisi yere eğilip, masal kitabını eline alır. Sayfalarını karıştırarak sahnede dolaşır… Bulduğu bir ağaç kütüğünün üzerine oturur. İki eliyle kitabı açar ve anlatmaya başlar. Müzik susar.)
Masal perisi- Bir varmış bir yokmuş…Evvel zaman içinde kalbur saman içinde…Develer tellal iken, pireler berber iken…Ben, dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken… Çok çok eski zamanlarda, bu topraklarda bir aile yaşarmış… Bu ailenin babası, çamurdan, çok çok güzel çanaklar üretirmiş. Yaptığı çanak çömlekleri ihtiyacı olanlara verip, karşılığında ekmek, süt, peynir gibi yiyecek maddeleri ve giyecekler alırmış…Böylece ailesini geçindirip gidermiş…Adamın yaptığı çanak çömlekler çok uzaklardan da bilinir olmuş…Bu arada adamın gerçek adı unutulmuş. Ve adama herkes ÇANAK BEY (sahne arkasına doğru kafasını uzatır,yüksek sesle sanki çanak beyi çağırır gibi seslenir) demeye başlamış…
(Müzik.<Versinler, versinler sevenleri sevdiğine versinler.> Masal perisi çanak Beyi merakla bekler. Çanak bey kucağında çanaklarıyla sahneye çıkar.Müzik susar.)
Çanakbey- Çanak çömleklerim vaaar… (diye seslenerek sahneye çıkıp kucağındaki çanakları sahneye yerleştirir. Ve konuşmasına devam eder) Çanak Bey derler benim adıma…Kucağımdaki bu çanakları kendim yaptım Bana çok keyif verir çamurla uğraşmak… Siz bilir misiniz çanak çömlek nasıl yapılır.(biraz düşünür düşünür ve birden kafasını kaldırarak) Tarlaların arasından geçen, bizim sarı çayın, killi çamurunu bir güzel yoğururum. Sonra da bu çamura şekil veririm…Ardından; fırına atıp bir güzel pişiririm. Böylece çamura hayat veririm. Çok uzaklardan bilinir benim yaptığım çanak çömlekler… İşte bu yüzden herkes bana Çanak Bey diye seslenir…(Müzik başlar. Çanak bey sahneden çanaklarını toplayarak çıkar müzik susar…>
Masal perisi- Çanak Bey’in çok sevdiği; gül tenli, gül yüzlü ve gül kokulu bir de karısı varmış. Güller gibi güzel olan bu kadın, gülleri pek çok severmiş. Bahçesinde bol bol gül yetiştirirmiş. O kadar çeşitli ve çok gülleri varmış ki…Komşuları, Çanak beyin karısına da, güzelliği ve güllerinin bolluğu nedeniyle (masalcı sahne arkasına doğru kafasını uzatır ve sanki gülübol hanımı çağırır gibi seslenir) Gülübol Hanım demeye başlamışlar…
(Müzik <Evreşe yolları dar> başlar. Müzik bitmeden Gülübol hanım kucağındaki güllerle sahneye çıkar. Kucağındaki gülleri koklayarak sahneye serpiştirir. Müzik susar ve Gülübol hanım elinde kalan gülleri koklayıp severek konuşmaya başlar.)
Gülübol hanım- Güllerin kokusunu duydunuz mu? Ne kadar da güzeller değil mi?… Kaç çeşit gül yetiştirdiğimi saysam zaman yetmez . Eee durup dururken bana Gülübol Hanım demiyorlar… Bir gün yolunuz düşerse, Mevlevihane’de semazenlerin gösterisini izlemeye beklerim. Acıktığınızda sardalye ziyafeti sunarım sizlere…Yaz sıcağında serinlemek isterseniz buyurun gelin Hamza koyuna… (Müzik <Evreşe yolları dar bana bakma benim yarim var> türküsüne alkışla tempo tutarak gülübol hanım sahneden çekilir.Müzik susar…)
Masal perisi- Çanak Bey ve Gülübol Hanım’ın birbirinden güzel, birbirinden sevimli, Ayvacık, Bayramiç, Biga, Bozca, Çan, Ece, Ezine,Gökçe, Lapseki, Yenice isminde 10 tane çocukları varmış. Ve hep birlikte çok mutlu yaşarlarmış…(Müzik başlar.) (Çocuklar sırayla, oynayarak kendilerini tanıtıp, sahnenin dip tarafında dizilerek yerlerini alırlar. Her çocuk kendini tanıtmak için konuşması bittiğinde müzik araya girerDiğer çocuk sahneye çıktığında müzik susar. Böylece 10 çocuk sırayla kendisini tanıtır.)
AYVACIK- Mitolojide benden bahsedildiği zaman; Afrodit’in ilk kez aşık olduğu İda dağı akla gelir… Buram buram tarih kokarım.(eteklerini ve kollarını koklar.) Aristo’nun felsefe okulunda pek çok filozof yetiştiğini duymuş muydunuz?… Ah ah hele bir de yaz sıcaklarında Assos’un koylarında yüzmeye doyamam… Elimi uzattığımda Midilliyle dost oluveririm.(Elini izleyiciye doğru uzatır, diğer eliyle ileri doğru ellerini kenetler.) Meşhur Ayvacık halılarından almak isterseniz beklerim…(Müzikle beraber sahne gerisindeki yerine çekilir.Müzik susar.)
BAYRAMİÇ- Meyvecilikle uğraşırım. Elmalarım çok lezzetlidir. Ah bir de helvam vardır ki tadına doyulmaz… Adımı kim mi koymuş; elbette ki halk. Hayvancılıkla uğraşan halk, bayramlarda ve dini günlerde burada toplanıp dağılırmış… Bayram yeri anlamında Bayram İçi veya Bayram İçin adı verilmiş. Bu söyleyiş zamanla Bayramiç şeklini almış ve benim ismim Bayramiç olarak kalmış.(Kısa müzik-annem entari almış-)
BİGA- Pegai sözcüğünün Pınar anlamına geldiğini söylemişlerdi çok eski zamanlarda. Ve günümüze kadar değişik şekilde söylenerek BİGA olmuş ismim…Mayaladığım yoğurdun tadına doyamazsınız; hele bir tadın bakın… Ağrılarınız sızılarınız artarsa; hemen kaplıcalarıma gelip şifalı sularımdan faydalanın…(Kısa müzik)
BOZCA- Eski ismimin Tenedos olduğunu söylerler… Homeros’un İlyada destanında benden bahsettiğini biliyor musunuz?.. Venedikliler zamanında yapılan Bozcaada kalesini gördünüz mü? Yaz sıcaklarından bunaldığınızda Ayazma plajında serinleyebilirsiniz… Üzümlerimin tadına doyamazsınız… Bağbozumu şenliklerine bu defa hepinizi bekliyorum…(Kısa müzik)
ÇAN- Sisli havalarda sürüler kaybolup gitmesin diye hayvanların her birinin boynuna çan takılırdı. Çok fazla miktarda çana ihtiyaç duyulduğundan, haftada bir gün çan pazarı kurulurdu. Eh benim ismimin de nerden geldiği anlaşılmıyor mu? Çan termik santrali, şifalı kaplıcalar ve kömür deyince beni hatırlar mısınız?(Kısa Müzik)
ECE- Uzun, çok uzun yıllar Maydos olan adım Ece Bey tarafından Eceabat olarak değiştirilivermiş. Boğazın incisiyim. Ve denizin de kilidi… Havuzlar ve Çamburnu nda yazın denize doyamazsınız… Kilitbahir kalesini gezmeden ayrılmayın benden…(Kısa müzik-annem entari almış)
EZİNE- Farsça Azine, Cuma anlamına gelirmiş. Bir süre İğne olarak seslenmişler bana. Daha sonraları değişikliğe uğrayıp Ezine olmuş ismim… Yaz mevsiminde domatesimin tadına doyulmaz… Meşhur Ezine peynirim de dört mevsim sofraları süsler…(Kısa müzik)
GÖKÇE- Tüm öfkesi geçip bitmiş bir volkanım ben. Çok eski den bana İmroz derlerdi… Rüzgarlı ada demekmiş… Su altı zenginliğimi korumak ve araştırmak amacıyla ilk Su altı milli parkı benim sahilimde kuruldu. Limanı dönünce, kaşkaval kayalıklarını görürsünüz. Yaşlı ve zengin olan cimri bir kadının, kimselerle paylaşmadığı kaşar peynirlerini Tanrı bir gün kayaya dönüştürmüş. Evet o kocaman kaşar peynirlerinin doğal heykelini Kaşkaval kayalıklarında görebilirsiniz…(Kısa müzik)
LAPSEKİ- Prenses Lampseke, Helen göçmenlerini ölümden kurtarır. Ve onlar da şükran duygularını ifade etmek için, yaşadıkları şehre Lampseki adını vermişler… Az kalsın unutuyordum. Bir söylentiye göre de deniz kenarından uzakta bayır ve seki üzerinde incir ormanı varmış. İncire Löp denirmiş. Ve adımı bu yüzden incirli seki anlamına gelen Löpseki koymuşlar… Ve benim de ismim zamanla Lapseki oluvermiş…(Kısa müzik-annem entari almış)
YENİCE- Adıma önce Yanoba demiş büyüklerim . Sonraları yaşama devam etikçe Dalyanoba ve İnceköy olarak değiştirmişler… Sonunda Yenice demişler adıma. Bu gün artık böyle seslenirler bana… Evlerde bulunan eski zamanlara ait halı tezgahlarında bazen halı dokurum… Bazen de yemyeşil ormanlarımda erin derin soluklanırım… Bahçelerimde yetişen kırmızı biberimin de kıymetini bilirim…
(Müzik, <versinler, versinler türküsüyle> tekrar başlar…Tüm çocuklar sahne gerisinde sıralanmışlardır. Çanak bey ve Gülübol hanımda yanlarına gelir.Müziğe alkışla tempo tutarlar. …Sahnenin ortasında kümeleşerek toplanırlar.Oldukları yerde kalır gülümseyerek fotoğraf pozu verecek şekilde donarlar. Sahnenin bir köşesinden onları seyreden masal perisi, yanlarına giderek elleriyle onları göstererir.)
Masal perisi -Böyle yaşayıp giderlerken bir gün! (Korkuyla ellerini kafasına örter… Sahne karartılır. Büyük bir gürültü yaşanır. Karanlık,fırtına, deprem, yağmur, gürültü ve afet sesleri… Sahnede ışıklar yanar söner. Çanakbey le Gülübol hanım, çocukların isimlerini haykırırlar. Her şey savrulur. Havada bezler uçuşur. Karanlık olur. Gürültüler devam eder afet yaşanır. Herkes bir tarafa dağılır…Boğaz suyunu ifade eden mavi bezin bir ucundan, sahnenin bir başında bulunan Bozca tutmaktadır. Diğer ucunu tutan Gökçe, mavi bezi sahnenin bir ucundan diğer ucuna yavaş yavaş götürür ve dalgalandırarak sallarlar. Gülübol hanımla Eceabat sahnenin bir yanında, Çanak beyle diğer çocuklar sahnenin öbür yanında örtülerin altında kaybolmuşlardır…Sessizlik olur.sonra <karyolamın demiri> türküsü başlar. Ve sonra da Işıklar yanar…Müzik biter ve masalcı üzüntü ve şaşkınlıkla etrafına bakınır. İzleyicilere doğru adım atıp konuşmaya başlar.)
Masal perisi-Yer yerinden oynamış. Gök yere inmiş, toprak yarılmış. Yarılan toprağın arasından gürül gürül sular akmaya başlamış…Çanak Bey bir tarafa, Gülübol hanım bir tarafa, çocukları da başka taraflara savrulup gitmişler…Ortalık durulduğunda Çanak bey yıkıntılar arasından çıkıp etrafına bir de bakmış ailesinden hiç kimse yok…(çanak bey yıkıntıların arasından yavaşça doğrulur, umutsuzca etrafına bakar. Üzgün üzgün aranır.)Başlamış onları aramaya…Çanak bey çocuklarının bir kısmını bulmuş. Ama, Gülübol hanımla Ece, Gökçe ve Bozca ortalıklarda yokmuş…( Çanak bey türküsü eşliğinde çocuklarını bulmaya devam eder. Şarkı bittiğinde masalcı anlatmaya başlar…)
Masal perisi-Diğer tarafta, Gülübol Hanım da kendine gelip uyandığında, yanında bir tek Ece’ yi bulur…Onlar da ailenin diğer kişilerini aramaya başlarlar…(Mavi bez iki ucundan tutulu sallanmaktadır.) Çanakbey Boğazdan geçip giden gemilerin kaptanlarına, Gülübol Hanımı sorar. Bir yandan da bulduğu çocuklarıyla ilgilenir. Gemiler karşı kıyıya yaklaştığında, kaptanlar Gülübol hanımın da Çanak beyi ve diğer çocuklarını aradığını görürler. Gülübol hanıma, Çanakbeyin yaşadığını, diğer çocuklarıyla birlikte karşı kıyıda olduklarını söylerler.
I.KAPTAN- Buuuuup…buuuuuuuuppp…(bağırır ve sahnenin bir ucundan diğer ucuna mavi bezin üzerinde yürümeye çalışır. Çocuklar geçen gemiyi görünce heyecan ve sevinçle ayağa kalkarlar. )
Çocuklar hep beraber- Baba gemiiiiii….gemiiiiiiii…(Çocuklarının önüne atlayan Çanakbey kaptana kaygılı bir sesle bağırır…
ÇANAK BEY- Kaptannnn …kaptaaaaaaannn. Gülübol hanım ve çocuklarım Ece, Gökçe ve Bozca. Onlar kayıp kaptan… Onları gürdün mü kaptan. Gördün mü?
I.KAPTAN- Ooooooo geçmiş olsun. Hımm…Felaketi yaşadınız demek. Ben Kimseleri görmedim. Ama Gülübol hanım ve çocuklarını görürsem sana haber veririm. (Çanak bey ve çocukları çaresizce bulundukları yere otururlar.) Buuuuuup…Buuuuuuuup….(Kaptan geldiği yönün tam karşısından çıkıp sahneyi terk eder. Orada bekler.)
II KAPTAN- Doouut. Dooooouuuut…(sahnenin öbür tarafından gelerek boğazdan geçmeye başlar.)
GÜLÜBOL HANIM- (Gemiyi fark etmiştir ve ağlayarak bağırır.)Kaptaaaaaannnn.Kaptan söyle bana Çanak beyi ve çocuklarımı gördün mü? Söyle haydi ne olur? Gördün mü onları? Yaşadığımız felaketten sonra kaybettim hepsini. Yanımda sadece Ece var. Diğerleri…Diğerleri yok kaptan…..
II KAPTAN- (Gülübol hanıma doğru yaklaşır ve şaşkınlıkla bakar) Vah vaahh! Ne oldu sizlere böyle. Görmedim. Kimseleri görmedim… Ama görürsem size haber veriririm. Hiç merak etmeyin. Doouuutttt…Dooouuuuttt….(mavi bezin üzerinden yürüyüp sahneden çıkar)
(Gülübol hanım Ece ile beraber karşı kıyıda umutsuzca yere oturur. Kısa süreli Müzik sesi <karyolamın demiri>duyulur. Sahnede bulunan çocuklar, Çanakbey ve Gülübol hanım hep beraber Müziğin<karyolamın demiri> ritmiyle oturdukları yerde ağlayarak sağa sola sallanırlar. Müzik bittiğinde kaptanlar sağ ve sol taraftan ayrı ayrı sahneye çıkarlar. Birisi Çanakbeyin yanına gider. Diğeri de Gülübol hanımın yanına. Onlarla konuşup karşı kıyıyı işaret ederler, birbirlerine el sallayarak haberleşmelerini sağlarlar. çemberimde gül oya müziği ile birlikte Boğazın bir kıyısından Çanakbey ve çocuklar, karşı kıyısında Gülübol hanım ve Ece sevinçle yerlerinde zıplarlar… Birbirlerine el sallayıp bağırırlar. Müzik< çemberimde gül oya> müziğiyle yavaş yavaş hepsi oturmaya başlar.…)
(Müzik sustuğunda herkes kendi tarafında yerine oturmuştur.Kaptanlar sahnenin iki tarafında ayrı ayrı karşılıklı dururlar.)
Masalcı- (Sahnenin ortasına gelip elleriyle hepsini işaret ederek konuşmaya başlar)Her iki tarafta, birbirlerinden haber aldıkları için çok sevinmişler. Ama Bozca ile Gökçe’ den hala haber yokmuş…
(Müzik devam ederken sahneye bir martı girer.Müzik susar.Dalga ve martı sesi duyulmaya başlar…Sahneye giren martı, dalga sesi ve martı çığlıklarından oluşan seslerle beraber çanakbeyle çocuklarının arasında dolaşmaya başlar. Karşı kıyıya geçer Gülübol hanıma doğru yaklaşır. Tekrar çanakbey in olduğu kıyıya gelir. Bu arada Lapseki ve Yenice iki kardeş beraberce martıyı görüp ayağa kalkarlar. Martı çığlığı ve dalga sesi susar.)
Lapseki- Yenice (beraber)- Heeeeeyyyy …Sevgili kuş. Merhaba… Çok sevdiğimiz iki kardeşimiz Bozca ve Gökçe kayıp. Kardeşlerimizi sen gördün mü acaba?… Onlardan haberin var mı senin?…
Martı- Merhaba ben martı… Yo…Yooooo….. Görmedim kimseleri. Ama uçtuğum yerlerde görürsem, size haber veririm…
(Uçup giden martının arkasından bakarlar.Martı sahneden çıkar.)
Masal perisi-Martı uçarak her yerde, Gökçe ve Bozca’ yı aramış. Ve sonunda ikisini de denizin ortasında otururken bulmuş…Onlara ailelerinden selam götürmüş…Bozca ile Gökçe de, ailelerine iyi ve mutlu olduklarını iletmişler…
(Martı sevinç çığlıkları atarak çıkar sahneye. çocukların yanına gelir.)
Martı- Eeeyyyyyy çocuklar. Üzülmeyin üzülmeyin ne olur!…Gökçe ve Bozca’yı gördüm. Gördüm onları… Boğazın çıkışında, denizin ortasında iki kardeş karşılıklı oturmuşlar. Kayıp değiller merak etmeyin… Size de selam gönderdiler…(martı kanatlarını çırparak sahnenin bir köşesine çekilir. Müzik başlar < Annem entari almış>….Müzik sustuğunda masal perisi tekrar çocukların arasına girip, izleyiciye doğru dönüp konuşmaya başlar)
Masalcı-Başlangıçta zor gelse de, bu yeni yaşam biçimine zamanla alışmışlar. Yetiştirdikleri yiyecekleri, dokudukları halıları birbirlerine göndermişler…
(Müzik <versinler…versinler>… Çanak Bey, Gülübol Hanım ve çocuklar Kaptanlara malzemeleri verip birbirlerine gönderirler. Tüm çocuklar ve çanak bey bir kıyıdan, Gülübol hanım ve Ece diğer kıyıdan, birbirlerine sepet ve çuvallarla erzak yollarlar kaptanlar da onların verdiği malzemeleri sepetleri karşılıklı iki kıyı arasında taşırlar… Müzik coşkuyla ve tempoyla devam eder…)
Masal perisi – (Çocukların arasına karışır. Müzik susar. Seyirciye dönerek seslenir.) Ayrı ayrı ve uzak mesafelerde olsalar da, birbirlerine olan sevgilerini hiç eksiltmemişler yüreklerinden…Ve böylece mutlu mesut yaşamış durmuşlar… (Bir süre tüm çocuklara uzun uzun bakarak hüzünle başını sallar ve hüzünlü ve çaresiz halde sahnenin önüne gelir. Çocuklar, oturdukları yerlerden, masal perisine sessizce ve hüzünle bakmaktadırlar.)
Masal perisi-Hani Çanakkale’de çok kuvvetli esen rüzgarlar vardır. Ve bu rüzgarların hızını sadece yağmur durdurur. İşte esen o kuvvetli rüzgarlar, Gülübol hanımın yüreğindeki evlat hasretiymiş… Yağan yağmur da Gülübol hanım ve Çanak bey’in göz yaşlarıymış…Ara sıra Gülübol hanım ve Çanak bey, çocuklarını özleyip kederlendiklerinde(tek kolunu kaldırarak havayı gösterir) göz yaşları yağmur olup akarmış gök yüzünden…(Müzik<Versinler, versinler…>Masalcı ortada durur. Diğerleri ayağa kalkarlar önce masal perisinin etrafına toplanırlar. Sonra yanlara doğru sıralanırlar. Masal perisi ortadadır. Çanakbey masal perisinin bir yanında, Gülübol hanım diğer yanında.Çocuklar, martı, kaptanlar da yan yana sıralanırlar. Hep birlikte müzik eşliğinde selamlama yapılır.) Emel Aygören Şen/ÇANAKKALE


Paylaş   <img border=0 src=”galeri/face

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here