Nurullah Tuncer, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Görücüye Çıkıyor: İntiharın Genel Provası (İhsan Ata)


Dünyanın birçok yerinde oyun sahneye koyan ödüllü tasarımcı M. Nurullah Tuncer, ‘İntiharın Genel Provası’ adlı oyunla ilk defa İstanbul Şehir Tiyatrolarında yönetmen olarak seyirci karşısına çıkıyor. Dünyada ilk defa sahnelenen İntiharın Genel Provası, intihar etmek için tuna köprüsüne çıkan bir adamı ve onun için seferber olan balıkçı, sevgilisi ve kaptanın köprüden indirmeye çalışmalarıyla gelişen olaylar zincirini konu alıyor.

Sırp yazar Duşan Kovaçeviç, ‘Underground’ (Yer Altında) ile dikkatleri üzerine çekti. 2003 yılında çok konuşulan bol ödüllü ‘Profesyoneller’ adlı film senaryosu ile geniş kitlelerce tanındı. Yazar, senarist, tiyatro ve sinema yönetmeni olan Kovaçeviç, aynı zamanda akademisyenlik ve büyükelçilik yaptı. Eserleri 17 dilde çevrilmiş olan üretken yazarın son oyunu ‘İntiharın Genel Provası’, 2008 yılında yazıldı.

Yazar Duşan Kovaçeviç, basit bir intihar vakası ile bir intiharın anatomisini yapıyor. Normalde intihar edenin kendisine vereceği zarar yerine, yazar tam tersini yaparak aslında intihar etmek isteyen adamın çevresine vereceği zararı işleyerek Yugoslavya’nın parçalanma sürecine sert göndermeler yapıyor. Çünkü birey olarak intihar eden adam, yok olmuş değerlerin üstünde görüyor kendini. Zira intiharının çevresinde yaratacağı yıkımı düşünmez ve sadece kendini düşündüğü için bencildir.

Dört tablodan oluşan oyunda; tuna köprüsü üzerinde intihar etmeye kalkışan adamı ve indirme çabalarını izleriz. İkinci tabloda onu oradan indirmek için iş teklifinde bulunan kaptanın ağabeyi olan patronun yaptığı iş teklifinin işlendiği tabloya tanık oluruz. Borçları yüzünden intihar etmek üzereyken kendini bir anda iki yüz milyon avroluk bir projenin içinde bularak afallayan adamı, patronun yönlendirmesiyle psikiyatr olan ‘çılgın’ ağabeyinin ‘sözde’ muayene ettiği tabloyu, avukat sahnesini ve tüm bunların sonunda organları alınmış kişilerin işlendiği bir hastane tablosuyla ‘OYUN’ son bulur.

Tüm bu yukarıda saydıklarımız, kötü insanların bir araya gelerek olağanüstü bir kumpas düzenlediği söylemiyle anlatabileceğimiz kadar basit bir metinden söz etmiyoruz. Oyunda yer alan kötülerin her biri, aslında temsil ettiği bir zümrenin parçası. Yazar bu noktada ‘kurtun ot yemediğini ve bunu onların yerine koyunların yaptığını’ tespitinde bulunarak oyunu tek kelimeyle özetlemeyi başarıyor.

Acımasız dünyanın büyük sarsıntı yarattığı bir coğrafyadan beslenen oyun, kişiler arası gelişen olaylar ile hem insan doğası ve ilişkileri, hem de bunun altında bir toplumun tüm dünyaya genellenebilecek iç ve dış etkiler ile oluşmuş gaddar mekanizmayı içerir.

Eser içinde geçen epizotlara benzer oyun türlerinden belki binlerce hatta yüz binlerce örneğiyle karşılaşmak mümkün. İntiharın Genel Provası’nı diğer oyunlardan ayıran özellik, konunun işleniş biçimi.

Yazar, eserini oluştururken gazetelerde çıkan intihar haberlerinden etkilendiğini söylüyor. Oysa oyun, sadece intihar vakasını işlemiyor. Oyun, aslında intihara götüren olayları da işlemiyor. Oyunu izlerken uzun bir süre intihar olgusunu, intihar etme noktasına getiren sebepleri, çevrenin bakış açısını ediniyormuş duygusu veriyor, ama sonra birden olay organ mafyasına vurgu yapılıyor.

Yazar, etkilendiği intihar haberlerini oyunlaştırmakla kalmayıp, çalınan veya maddi imkânsızlık yüzünden satılan organları, günümüz insanının vurdumduymazlığını, menfaatçilik kavramlarını sorguluyor.

Oyun, esnasında kişiler üzerinden dâhil olduğumuz niyet ve olayların makro ölçekte aslında çokta umurumuzda olmadığını ve unuttuğumuzu, bize sürpriz bir finalle hatırlatır.

Yazar, oyunun final sahnesinde aslında oyunun henüz başında olduklarını, yani ‘provayı sahneleyerek’ özel bir metin yaratıyor. Yazar oyunda değindiği tüm fenalıklara rağmen oyun sonunda yaktığı umut ışığıyla umutsuz olmadığının da altını çiziyor.

İntiharın Genel Provası, sanıyorum bu türde yazılmış tek oyun olabilme özelliğine sahip. Ayrıca kara mizahın ustası Kovaçeviç, toplumsal eleştirisini yaparken, kuru ve fanatik bir bakış açısı yerine, nesnel ve fantastik bir üslubu tercih etmesi, onu diğer yazarlardan ayıran en büyük özelliktir.

İngiliz dramasında özellikle Shakespeare’in oyunlarında ön plana çıkan ‘oyun içinde oyun’ anlayışı türünde yazılan eser, final sahnesiyle seyirciyi oyunun büyüsünden kurtararak metinde işlenen sorunlarla yüzleştirmeyi amaçlıyor.

Oyunculuk açısından herkes başarılı olsa da özellikle belirtilmesi gereken bir oyuncu var ki emin olun gecenin en başarılı ismi. Oyunun geneline bakıldığında bir takım oyunculuğu göze çarpsa da tüm epizotlarda farklı karakterlerle sahneye çıkan, oynadığı her karaktere kattığı farklı ses tonu, rolünü sivriltmesi, duruş biçimi, içten ve samimi oyunculuğuyla Serhat Mustafa Kılıç, pek çok açıdan saygı duyulacak bir performans sergiliyor.

Dört tablonun dördünde de farklı roller ile seyirci karşısına çıkan Kılıç, bu ani ruh değişimlerinin her birinde başlı başına bir karakter yaratarak göz doldurmakla kalmayıp, salonu dolduran hınca hınç seyirciyi dakikalarca ayakta alkışlatıyor. Karakterleriyle oyunda karınca gibi çalışan, ‘bunların hepsine nasıl yetişiyor’ sorusuna asla cevap vermeyen, hızıyla zaman ve mekân kavramlarından soyutlanan, adeta zamanı durduran bu tek kişilik dev kadro canlandırdığı tüm karakterlerde kurduğu denge ve düşürmediği performans ile uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir oyunculuk sergiliyor

Oyunculuğunun zirvesinde izlediğim sevgili rolüyle Bennu Yıldırımlar, etkileyici ses tonuyla intihar eden adam ve kardeşi karakterine hayat veren Bora Seçkin, sesini ve beden dilini tüm olanaklarıyla kullanan balıkçı karakterinde İbrahim Can, sergiledikleri oyunculuklarıyla samimiyetleri ve coşkuları sahneden taşıp, izleyiciye ulaşıyor.

İstanbul Şehir Tiyatrolarında yönetmen kimliğiyle görücüye çıkan Tuncer, sosyal mesaj bankası İntiharın Genel Provası’nı yorumlamadaki ustalığıyla ilk sınavını başarıyla veriyor. Yönetmenin metne sadık yorumunda, ilk bakışta sahneyi boğan dekor göze çarpsa da iç içe geçen borularla verilmek istenen mesajla yalan ve doğru kavramlarını final ile amacına ulaştırıyor. Düş gücüyle oluşturduğu dekor tasarımı ustalığına ustalık, oyuna anlam katmış.

Dekor konusu, arka koltuklarda izleyen seyirci açısından düşünüldüğü zaman, yoğun demirler yüzünden oyuncuların yüzü görünmüyor gibi bir problem yaşanıyor. Rahatsız olan seyircinin bu konuda şikâyetleri var. Bu soruna kulak kabartılarak bir an önce çözüme gidilmeli. Biraz daha sadeleştirilebilir ya da sahnenin dokusunu bozmayacak şekilde sahnenin bir kenarına ekran koyularak bu sorun çözülebilir. Diğer bir sorun ise ses problemi. Yukarıdan sarkıtılan mikrofon yer yer yetersiz kalıyor ve oyuncuların sesleri bazen arkaya ulaşmıyor. Bu iki ciddi sorun üzerine bir an önce çözüm bulunmazsa en arka beş sıra boş kalacaktır.

Nedim Yıldız’ın müziği, Nihal Kaplangı’nın kostümleri, Fatih Haroğlu’nun ışıkları başarılı bir bütünsellik yakalıyor. Oyunda çok önemli bir yere sahip canlandırma-efekt tasarımcıları, işlenen tüm tablolara hayat veriyor. İşlenen bu tabloların sözcüsü konumundaki canlandırma- efektlerin yaratıcıları Aksel Zeydan ve Ersin Aşar, dekora söz bırakmayan işçilikleriyle gecenin en başarılı isimleri olarak öne çıkıyor.

Kısacası dramaturgu, rejisi, oyunculukları ve teknik ekibiyle Nurullah Tuncer, hiç bitmesini istemeyeceğiniz, tadını damağımızda bırakan bir oyun izletiyor. Dekor tasarımındaki şöhretini unutturacak bir reji harikası sunuyor.

Kara mizahın temel öğelerini taşıyan İntiharın Genel Provası, ironik bakış açısıyla günümüzde yaşanan popülist tiyatral öğelerden uzak, hayatın içinden olaylarla bizi bize anlatan bir oyun.

M. Nurullah Tuncer’in İstanbul Şehir Tiyatroları’nda verdiği ilk reji sınavına tanık olmak, aynı zamanda başarılı oyunculuklara ve ilk defa göreceğinizi düşündüğüm spesifik efekt, canlandırma ve dekor tasarımlarıyla 2010 yılına damga vuracak ‘İntiharın Genel Provası’nı mutlaka izleyin.

(OYUNUN KÜNYESİ):
Yazan: Duşan Kovaçeviç
Çeviren: Bilge Emin
Yöneten: M. Nurullah Tuncer
Dramaturg: Doğan Korkmaz
Sahne Tasarımı: M.Nurullah Tuncer
Kostüm Tasarımı: Nihal Kaplangı
Işık Tasarımı: Fatih Haroğlu
Efekt Tasarımı: Ersin Aşar
Müzik: Nedim Yıldız
Koreograf: Handan Ergiydiren
Canlandırma: Aksel Zeydan
Oyuncular: Serhat Mustafa Kılıç, Bora Seçkin, Bennu Yıldırımlar, İbrahim Can

İhsan Ata

Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here