Tiyatronun kraliçesinden -Kraliçe Lear- (Rengin Uz)


Soğuk bir ülkeden, karlarla kaplı Batı Kanada’nın Kayalık dağı eteklerinden geliyor Eugene Stickland’ın ‘Kraliçe Lear’ oyunu ve Kenter Tiyatrosu’nun sahnesinde, Yıldız Kenter’in muhteşem yorumu ile, sevgi, dostluk, arkadaşlık, yalnızlık, sanatın gücü, kuşak çatışması, iletişim sorunları, gençlik, yaşlılık üzerine sıcacık bir oyuna dönüşüyor.

Tiyatro çevrelerinde son günlerde en çok konuşulan oyun, Türkiye’de ilk kez sahnelenen adını sanını bilmediğimiz Kanadalı yazar Eugene Stickland’ın ‘Kraliçe Lear’i. Aklınıza hemen Yıldız Kenter’in amuda kalktığı sahne gelebilir. Medyaya çok yansıyan bu fotoğraf oyun içinde küçük ama aynı zamanda ‘Sanatçılar Yaşlanmaz, hele Yıldız Kenter gibi işine büyük bir saygı, disiplin ve sevgi ile bağlı olanlar hiç yaşlanmaz’ ın örneğini veren önemli bir ayrıntı. Oyunun yazarı Eugene Stickland, Kanada’nın Alberta Eyaletinin en büyük kenti ve aynı zamanda ticaret merkezi olan, sırtını Kanada kayalık dağlarına yaslamış Calgary’de yaşıyor. Aynı zamanda gazeteci ve köşe yazarı olan Stickland’ın ‘Kraliçe Lear’ oyununda, İhtiyarlamakta olan bir kadın oyuncu, sadece kadınların rol alacağı Shakespeare’in ‘Kral Lear’inden ‘Kraliçe Lear’e dönüşen oyunda Lear rolünü üstlenir. Belleğine güvenmeyen yaşlı kadın ezber yapması için bir arkadaşının lise çağındaki kızından yardım ister. Oyunun provaları sırasında yaşlı kadın ve küçük kız, sanatın birleştirici gücü ile sıcak bir dostluğun sağlam temellerini atarlar.

Gala gecesi sahneye çıkan ve gözlerinin içi gülerek İstanbul’da olmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyleyen Eugene Stickland’ın (Her ne kadar kötü niyetli bir taksici tarafından dolandırıldıysa da) ‘Kraliçe Lear’inin, karları, dağları, okyanusu aşıp İstanbul’a ulaşmasının ve Yıldız Kenter’le buluşmasının öyküsü de oyunun adı gibi ilginç. Kanada’da doktora yapan İzmirli Dr. Aylin Sar, oyunu yerinde izlemiş ve sanatla, tiyatroyla biraz ilgisi olan herkesin aklına gelebileceği gibi ‘Bu oyundaki Jane rolü tam Yıldız Kenter’e göre’ diye düşünmüş. Ne mutlu ki sadece düşünmekle kalmayıp eyleme geçmiş ve oyunun İstanbul’a, Yıldız Kenter’e ulaşmasını sağlamış. Tabii Yıldız Hoca tekste hayran kalmış. Oynamaya ve sahneye koymaya karar verince de kendisine eşlik edecek yaşı küçük ama yeteneği büyük genç oyuncuyu aramaya koyulmuş. Sedef Şahin, Heather rolü için 148 aday arasından seçilip, Yıldız Kenter’le aynı sahneyi paylaşma şansını yakalamış.
Kraliçe Lear’de hoş buluşmalar da yaşanmış. Oyunu, Türkçe’ye Yıldız Kenter’in, İngilizce’ye son derece hakim olan kızı Fatma Leyla Kenter Tepedelen çevirmiş. Anne kız sahnede birlikte seyirciyi selamlarken iyice duygulandım.

Yazar, ihtiyarlamakta olan Jane’in oynaması için Shakespeare’in, karanlık trajedilerinin belki de en önemlisi Kral Lear’i seçmiş. Lear da aynı kendisini canlandıracak oyuncu gibi yaşlılığın bedellerini ödemişti. Sadık ve sevgili küçük kızı Cordelia’yı haksız yere sürgüne gönderip servetini diğer kızları arasında pay ettikten sonra gerçeği gördüğünde vicdan azabıyla aklını yitirmiştir. Kral Lear’de umut yoktur ama Kanadalı yazarın Kraliçe Lear’i, sevgi adına, dostluk adına, kadın dayanışması adına büyük bir umut taşıyor. Annesinin kaybını ağır yaşayan ve pişmanlıkları olan genç kız ile eşinin kaybının üzüntüsünü derinden hisseden yaşlı kadın ortak bir noktada buluşuyor. Shakespeare bilgisi, okulda seyrettiği, yazarın yanlışlıklar komedyası ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’ndan ibaret olan, umarsız zamane gençliğinin tipik örneği Jane, babasının ‘ ihtiyar ve belleği iyi değil’ diye söz ettiği Jane’e yine babasının ısrarı ile ezberinde yardımcı olmayı kabul etmiştir. Önceleri provadan kaçıp arkadaşları ile buluşmak için fırsat kollayan Jane, toplum içindeki eşitsiz güç dağılımını tartışmaya açarak klişeleşmiş rol dağılımını sorgulamak için bu kadınlar prodüksiyonunda yer alan ve ezber yapmak için didinen bu yaşlı ve inatçı ‘Kraliçe’den etkilenir. Öyle ya, o yaştaki erkek oyuncular Kral Lear gibi koskoca bir rolü ezberleyemezken, yorgun ve bitkin Jane bu işin üstesinden nasıl gelecektir! Kraliçe Lear’le birlikte, Regan, Gonoril, Albany Dükü, Edgar, Soytarı ve daha sonraları yaşamının dönüm noktası olacak Kral’ın sevgili kızı Cordelia ile haşır neşir olmak, genç kıza çok başka bir dünyanın kapısını açar. Yaşlı kadın ise bu küçük kızdan pes etmemeyi öğrenir. Eugene Stickland, hem çok duygusal hem de komik bir oyun yazmayı başarmış. Biri annesini diğeri kocasını özleyen, biri hayatın çok başında diğeri sonlarına yaklaşmış iki kadını sıcak bir dostlukta buluştururken ‘Tiyatro’ üzerine de kalem oynatmış. Shakespeare’in ölümsüzlüğü, tiyatronun her şeyde olduğu gibi erkeklerin tekelinde olduğu, insanların artık uzun oyunlara tahammül edemediği, yaşlı tiyatrocu kadının Cordelia ve diğer rol arkadaşları ile ilgili dedikoduya kaçan sevimli gözlemleri gibi…

Kraliçe Lear üç karakterden oluşuyor. Yaşlı oyuncu Jane, liseli genç kız Heather ve Çellist. Burada, Çellist/Çello’ya önemli bir iş düşüyor çünkü o yaşlı kadının alter ego’su. Onun ikinci kişiliği. İnsan sesine en yakın enstrüman olan çelloyu gala gecesinde Feride Berin Varol çaldı. Önce sahnenin gerisinde sonra da sol başta yerini alan müzisyen Varol, Yıldız Kenter’in rejisinde oyunculuğun da üstesinden gelmişti.

Yıldız Kenter, yorgun, bitkin, belleği gidip gelen, zaman zaman tüm kontrolü elinden kaçırdığını hisseden ama yeri geldiğinde torunu yaşındaki kızdan bile daha ileri görüşlü olabilen, her şeye rağmen yaşama sımsıkı bağlı yaşlı oyuncu Jane’i tüm hücreleri ile hissederek, duyarak, akıl, sezgi, bilinç, sorumluluk, sevgi, aşk, teknik her şeyi yerli yerine koyarak bir oyunculuk resitali veriyor. Muhteşem…Tiyatromuzun kraliçesine Kraliçe Lear yakışmış. Yönetmen Yıldız Kenter eğitmen Yıldız Kenter’le el ele vererek, 17 yaşındaki Sedef Şahin’i olağanüstü çalıştırmış. Daha önce, Belalı Baldız ve Sevgili Dünürüm gibi popüler TV dizilerinde rol almış olan Pera Güzel Sanatlar Lisesi son sınıf öğrencisi Sedef Şahin’i izlerken hep ‘Ne kadar şanslı bir kız, ilk profesyonel tiyatro oyununda Yıldız Kenter gibi usta bir oyuncu ile başrolü paylaşıyor, onunla aynı havayı soluyor, kim bilir ondan ne çok şey öğrendi ve oyun sürdükçe de öğrenecek’ diye geçirdim içimden. Evet çok şanslı ama belli ki bir o kadar da yetenekli, hırslı ve istekli. Heather’in küçük sevimliliklerini, kaçamaklarını, yeni duyguları keşfettiğindeki ruh halini yansıtırken o kadar doğal, o kadar içten ki. Kutluyorum seni küçük kırmızı saçlı kız. Fatma Leyla Kenter Tepedelen çevirisinde, Heather’i o çağın kullandığı bir Türkçe ile konuşturmaya özen göstermiş. En çok tekrar ettiği, teşekkür’ün kısaltılmışı ‘Teşk’i önce yadırgadım ama kulağım alışıverdi.

Osman Şengezer’in pastel tonlardaki dekor tasarımında, duvarlarda, kütüphanede, irili ufaklı oval ve kare içleri boş çerçeveler göze çarpıyor. Onlar renksiz, onlar da sanki ev sahibinin yaşadığı bellek boşluğuna tutulmuşlar. Kanepe ve koltukların renk ve kumaş seçimi de çok zevkli. Şengezer, dekorda gösterdiği zevkli özeni kostümlere de yansıtmış. Jane için iddiasız ama onun ‘oyuncu’ kimliğini yansıtan, aynı zamanda provalarda rahat hareket edebileceği, pantolon tünik ve gömlekten oluşan kıyafetler seçmiş. Heather’in üst üste giydiği çizgili deli dolu tişörtleri, taytları, mini elbisesi, o yaşa özel ve çok şirin. Bu seçimler için Osman Şengezer’e tebrikler, kostümleri uygulayan Çolpan İlhan Atölyesi çalışanlarının da ellerine sağlık. Bir kutlama da son dönemlerin başarılı ışık tasarımcılarından Cem Yılmazer’e. Selamda sahneye çıkan oyunun yönetmen yardımcıları Defne Halman ve Engin Hepileri’nin de nasıl canla başla çalıştıkları yüzlerine yansımıştı. Belli ki Kraliçe Lear’de onların da büyük emeği var. Ben Engin Hepileri’yi hayal meyal sahnede dekor taşırken bile gördüm.

Kraliçe Lear’de hem ağladım hem güldüm. Bu oyunu seyretmeyi ertelemeyin lütfen. Kral Lear oyununu biliyorsanız, küçük ayrıntıları daha da iyi yakalayabilirsiniz. Ama burada asıl yakalanacak olan, bir büyük oyuncunun 60 yıldır hiç bitmeyen tiyatro sevdası ve gencecik bir oyuncunun ona yetişme hevesi. Sevgili hocam, her oyununuzdan sonra genellikle benzer duyguları yaşarım. ‘Siz çok büyük bir oyuncu, eşi bulunmaz bir eğitmen ve yönetmensiniz’. Son olarak sizden Oscar ve Pembeli Meleği’ni seyretmiş ve çok etkilenmiştim, şimdi de ‘Kraliçe Lear’de bir kez daha büyülendim. Zaten, sanatın yaratıcı ve birleştirici gücünü sizden daha güzel, daha anlamlı kim anlatabilir ki…Eugene Stickland’in ‘Bu oyunu sanki sizin için yazdım’ demesi o kadar doğru bir saptama ki. Umarım ve dilerim, İstanbul’dan sonra Kanada seyircisi de sizi ayakta alkışlar, sizin gibi olağanüstü bir oyuncu ile tanışır. Bu sezonun çok önemli bir tiyatro olayını gerçekleştirdiniz, size bir kez daha saygılarımı, sevgilerimi, bana öğrettikleriniz ve yaşattıklarınız için teşekkürlerimi gönderiyorum ve yanaklarınızdan, ellerinizden öpüyorum.

Rengin Uz

Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here