Cüneyt Gökçer’in Ardından Bir Yorum (Hakan Yozcu)


Cüneyt Gökçer’in Ardından

Türkiye’nin en ünlü sanatçılarından birini daha kaybettik. Deyim yerindeyse hazan yaprakları bir bir dökülüyor.

Sanat Camiası bağrına taş bastı. Yüreğini dağlayıp sessizce ağlıyor. Türk sanatının en tanınan isimlerinden biri olan tiyatro ve sinema sanatçısı Cüneyt Gökçer hayatını kaybederek, ebediyete uzanan son yolculuğuna uğurlandı.

Cüneyt Gökçer, Türkiye’de önemli görevlerde bulununan, Devlet Sanayçısı ünvanını alan bir kişiydi. Ankara Devlet Konservatuvarı Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü yaptı. Bilkent Üniversitesi’nde Tiyatro Bölümü Başkanlığı’nı üstlendi.

Çeşitli oyunlarda oyunculuk ve yönetmenlik yaptı. Bir çok filmde rol aldı. Yurtdışında ise, 1963’de Yunanistan Krallığı’nın l. Georges nişanının ‘Oficcier’ rütbesiyle, 1970’te İtalya Cumhurbaşkanlığı tarafında Commandatore nişanıyla ve daha sonra Polonya Kültür Nişanı ile ödüllendirildi.

Ailesinin konservatuvara gitme isteğine karşı çıkmasına rağmen O, azimli olmuş ve sınavlara girmişti. Düzgün fiziği ve ses tonuyla hemen ilgi çekmişti. Kısa sürede varlık göstererek, 1936 yılında bir Türk yazarının piyesinde ilk başrolünü oynadı.

Gökçer’in konservatuvar yıllarında 2. Dünya Savaşı vardır. Birçok sanatçı ülkesini terk eder. Carl Ebert de bunlardan biridir. Ebert Türkiye’ye gelir ve konservatuvarda derslere başlar. İlk sahne dersinde öğrencilerden, bir sonraki ders için iki parça hazırlamalarını ister. Cüneyt Gökçer bu ders için, Suç ve Ceza’dan Raskolnikof, Romeo ve Juliet’den Paris’i hazırlar. Carl Ebert, Cüneyt Gökçer’in sunduğu bu rolleri çok beğenir ve Gökçer sınıfın en gözde öğrencisi olur.

Gökçer, Muhsin Ertuğrul Döneminde sanatında olgunluğa erişir. Ertuğrul görevinden istifa eder. Cevta Memduh Altar bu göreve atanarak Gökçer’i Avrupa’ya bilgi ve deneyim için gönderir.

Almanya, Avusturya, İngiltere ve Fransa’nın ‘Oldwich’, ‘Commedia Française’, ‘Thalia Theater’ gibi önemli sanat merkezlerinde yönetmen yardımcısı olarak çalışır. Ünlü yönetmenlerin ve sanatçıların provalarını izleme olanağını bulur.

38 yaşında Devlet Tiyatrosu müdürlüğüne atanır. Bu görevi 23 yıl sürdürür.

Gökçer, Batı Tiyatrosunun başyapıtlarının yanı sıra daha fazla Türk tiyatro eserine yer verilmesini gerekliliğini savunur. Bu amaçla yerli oyun yazarlarını teşvik eder. Türk yazarlarının eserleri Gökçer döneminde seyirciyle buluşur.

Tiyatronun yayılması politikasını benimser ve tüm yurda ulaşması için turneler başlatır. Müzikallere de önem vererek bu türde oyunlar oynatır.

1983 yılında 23 yıldır sürdürdüğü Devlet Tiyatrosu genel müdürlüğünden ayrılır. Bu konuyla ilgili şu açıklamayı yapar: “İdarecilik ayrı bir görevdir, gelir geçer. Ben her şeyden önce sanatkârım, rejisörüm, aktörüm. Sanatıma devam edeceğim.”

1985’te Profesörlük ünvanını alır. Hacettepe’de Bölüm Başkanı olur. Uzun yıllar üniversitelerde görev yapar.

Bunların dışında Cüneyt Gökçer 1982’de KKTC’ye gelmiş ve Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları’nda Anna Frank’ın Hatıra Defteri’ni yöneterek görev yapmıştır. Bilgisiyle, tecrübesiyle, oyun gücüyle Kıbrıslı Türk Sanatçılara yol göstermiştir.

Diyebiliriz ki Kıbrıs Tiyatrosunun gelişmesinde Sayın Gökçer’in de katkısı büyük olmuştur. Çorbada O’nun da tuzu biberi olmuş ve Kıbrıs Tiyatrosu onun deneyimli ellerinde ilk şekillerini almıştır.

Bugün hala Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları O’nun onun hatıralarını taşımaktadır. Kendisiyle görev yapan, onunla birlikte aynı sahneyi paylaşan sanatçılar, yüreklerinin yangınını söndürememektedirler.

Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları çalışanları Cüneyt Gökçer için ağlamakta ve onun yasını tutmaktadırlar.

Yeri dolmayacak ve asla unutulmayacak bir sanatçı olan Cüneyt Gökçer’e rahmet diliyoruz.

Hakan Yozcu
hakan.yozcu@hotmail.com

Tiyatro Dünyası – Sizden Gelenler


Paylaş   
Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here