Can Doğan’ın Sitemizde Yayınlanan İddia ile İlgili Yazısı (Can Doğan)


Sevgili İsmail Can Törtop,

Dünyanın her yerinde bir internet sitesi editörü olmanın bedeli yıllık 100, 150, bilemedin 250 dolarlık bir masraf yapabilmenin ötesinde bir “şey” gerektirmez. Ama bu parayı ödeyebilecek kadar maddi olanağı olması bir insana aklına esen her şeyi yazıp çizip ortalığa serme hakkı vermez…

Ama görüyorum ki www.tiyatrodunyasi.com zaman içinde mesneti pek de belirli olmayan kimi cümleleri sanki habermiş gibi yayınlar bir platform halini alma eğilimi içinde…

Şu anda (19.05.2009 / 00.49) itibariyle sitenizde bir “haber” okudum…

Yazının başlığı “Tiyatrocuların Taksim Yürüyüşüne Katılan Şehir Tiyatroları Sanatçılarının Fişlendiği İddia Edildi!” kim iddia etti Sayın Töptop?

Sonra yazı devam ediyor: “Türk Tiyatrosu, Cumhuriyet tarihi’ndeki en büyük eylemini gerçekleştirirken, İstanbul BB Şehir Tiyatroları’nın yürüyüşe katılan sanatçılarını belgelemek için resmi fotoğrafçı gönderdiği iddia edildi!” Bu iddianın sahibi kimdir Sayın Törtop?

Bir sonraki paragraf gerçek anlamda bir mizah şaheseri :

“Güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre 800 kişinin katılımıyla gerçekleşen, Cumhuriyet tarihinin en büyük tiyatro eyleminde tiyatro sanatçıları 18 Mayıs 11.00’da Galatasaray Lisesi’nde buluşarak, sessiz bir protesto gerçekleştirdiler. Yürüyüşe 60 özel tiyatro, 15 sivil toplum örgütünün yanısıra, Fazıl Say, Tarık Akan, Bedri Baykam, Berhan Şimşek, Zeki Ökten gibi sanatçılar tiyatroculara destek verdiler.”

Bu neyin telaşıdır ki bütün gazetelerde yazan, şu anda CNN Türk ekranlarında yayınlanan haberi güvenilir kaynaklara dayıyorsunuz? Güvenilir kaynaklarınız size yürüyüşe 800 kişinin katıldığını ve dünyanın merkezi sayılabilecek Galatasaray Lisesi’nin önünde herkesin gözünün önünde olup biten bir hadiseyi mi sufle ettiler?

Yani hülasa, “güvenilir kaynaklar” ifadesini telaşla yanlış paragrafın önüne koymuşsunuz…

Yaklaşık 50 basın mensubunun izlediği ve Beyoğlu sokaklarında sanatçıların halk tarafından coşkuyla alkışlandığı yürüyüşte,fotoğraf çeken NESRİN KADIOĞLU gözden kaçmadı.

50 basın mensubunun izlediği bir hadise sırasında Nesrin Kadıoğlu’nun gözden kaçmadığını yazmışsınız… Bravo, esmer güzeli alımlı bir kadını gözünüzden kaçırmadığınız için sizi ve güvenilir kaynaklarınızı tebrik ediyorum…

İddiaya göre Nesrin Kadıoğlu, Şehir Tiyatroları tarafından resmi olarak yürüyüşü belgelemekle görevlendirilmişti. Kendisi, Şehir Tiyatroları’nın Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı’nın akrabasıydı.

Mesnedi belirsiz iddiaya göre Nesrin Kadıoğlu yürüyüşü belgelemekle görevlendirilmiş… Muhtemelen doğrudur, çünkü Nesrin Kadıoğlu Şehir Tiyatrosu’nun fotoğraf çekmekten sorumlu biriminin profesyonel bir personelidir… Ne yani? Türkiye Tarihinin en önemli tiyatrocu eylemi gerçekleşirken Türkiye’nin en köklü kurumu bu mutlu ve önemli hadiseyi belgelemesin mi? Nesrin Kadıoğlu’nun Şehir Tiyatrosu yönetim kurulunda görev yapan Volkan Sağırosmanoğlu’nun yine şehir Tiyatrosu personeli olan eşinin kardeşi olduğu da bir sır değil… Ne var bunda?

Üç gün önce Şehir tiyatroları’nda meçhul kişiler birbirlerine telefon açarak gösteriye katılacak sanatçıların disiplin kuruluna verileceği, haklarında soruşturma açılacağı söylentisini yayıyorlardı. Eylemden 24 saat önce mail trafiği hızlanmış, kurumun demokrat görüşlü genel sanat yönetmeni Orhan Alkaya, yönetim kurulu üyesi Can Başak, Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı Macit Koper, meslektaşlarını, dostça bu yürüyüşe katılmama konusunda uyarmıştı.

Buyurmuşsunuz… Kim bu meçhul kişiler Sayın Törtop? Beni neden aramadılar? İlgili paragrafta adlarını andığınız Orhan Alkaya, Can Başak ve Macit Koper neden beni uyarmadılar? Kaldı ki böyle bir uyarının belgelenmesi ve doğrulanması halinde adı geçen üç kadim dostumu ciddiyetle ayıplarım… Onlar bunu reddederse ispat yükümlülüğü de zat-ı alînizin omuzlarındadır, ispat etmezseniz o zaman sizi de ayıplarım…

Düzenleme komitesinden eski ödenekli tiyatro oyuncusu Tilbe Saran, sabaha kadar mail atarak, meslektaşlarını toplantı ve yürüyüş haklarıyla ilgili yasal konularda bilgilendirmiş, hatta bu mail gecenin geç saatlerinde “Tilbe’nin ısrarı” olarak dolaşmaya başlamıştı.

Yazmışsınız, Sevgili kadim dostum, oyunculuğunun yüceliği kadar üstün zekalı olduğunu da çok iyi bildiğim Tilbe Saran salak mıdır ki birkaç tuşla sahip olduğu bütün mail adreslerine üç beş dakika içinde gönderebileceği bir mektup için sabahlamıştır? Ayrıca tutalım ki (sözüm meclisten dışarı) Tilbe salaktır ve üç-beş dakikada yapacağı işi sabahlayarak yapmıştır bu işi yaparken, sabaha kadar yanında mıydınız merak diyorum… Ayrıca Tilbe’nin bir zamanlar ödenekli bir tiyatroda çalışmasının konuyla ne alakası var anlayamadım. Tilbe gibi Türk diliyle oyunculuk yapan gelmiş geçmiş en yetenekli oyunculardan birini “eski ödenekli tiyatro oyuncusu Tilbe Saran” diye sıfatlandırma hakkını, yetkisini ve cür’etini nereden buluyorsunuz?

Buna rağmen ödenekli tiyatro sanatçıları ülkelerinin geleceği için Cumhuriyet tarihinin en büyük eyleminde omuz omuza yürümekten ürkmemişler ve çok kalabalık gruplar halinde meydanlarda birikmişlerdi.

Aynı saatlerde NESRİN KADIOĞLU, tüm Şehir tiyatrosu sanatçılarını teker teker belgeledi.


Sayın Törtop, yazdığınız üzre Şehir Tiyatrosu sanatçıları inandıkları bir hadiseye omuz vermekten geri durmazlar ve sizin de belirttiğiniz üzre geri durmamışlar… Nesrin Kadıoğlu’nun görevi zaten Şehir Tiyatrosu sanatçılarının içinde bulunduğu her türlü “şey”de onları belgelemektir… Televizyonlarda yayınlanacak, gazetelerde yer alacak, bunun gerçekleşmesi için çırpınılan bir eyleme katılan insanları görüntülemek için (ajan olarak) Şehir Tiyatrosu’nun resim çekmekten sorumlu bir personelini görevlendirmiş olması bana biraz manidar geldi… Hiç kimsenin tanımadığı birine 30-40 TL yevmiye verip fotoğraf çektirmek kimsenin aklına gelmemiş yani… Üstelik Google-Earth’ın olduğu bir çağda (ajan olarak) kurumun kadrolu fotoğrafçısını görevlendiren Şehir Tiyatrosu yönetimine de yuh olsun yani…

Kurum içinde sevilen Kadıoğlu’nun bu görevi önce garipsendiyse de, daha sonra sanatçılar arasında espri konusu oldu.

Bu ne edepsiz bir açıklamadır yahu… Hangi saikle Şehir Tiyatrosu’nun gözbebeği Nesrin’i fişleme için fotoğraf çeken bir ajan alarak niteleyebiliyorsunuz?

Kurum sanatçıları fişlenmek amacıyla gönderilen bu masum fotoğrafçıya esprili pozlar verdiler ve birbirlerine çok güldüler:

“Bu resmi gören polisler bizi eyleme katıldığımız için değil, deli olduğumuz için fişleyecekler!”


Polisimizi de aşağılıyorsunuz… Sanki İcabı halinde görüntü alacak bir polis birimi yokmuş gibi damgalı eşek tadında tanınan Nesrin’i kullanmış polis… Ayıptır yahu… Birileri Şehir Tiyatrosu sanatçılarını fişleyecek ve fişlemeye belge olsun diye fotoğraf çekmek için Şehir Tiyatrosu’nun fotoğrafçısını kullanıyor, öyle mi… İnsaf yahu, edep yahu, oha yahu…

Sayın İsmail Can Törtop, bildiğiniz üzre bendeniz de bir tiyatro sitesinin editörüyüm… Ve canım isterse hemen şimdi manşetten “İsmail Can Törtop Nereye Koşuyor” başlıklı bir yazı yazıp yayınlayabilirim… ”www.tiyatrodunyasi.com sitesinin editörü İsmail Can Törtop’un Şehir Tiyatrosu idaresini ele geçirmek isteyen birilerinin güdümünde yayın yaptığı iddia edildi.” diye başlasam ve altına zehir zemberek döşensem ne olur? Külliyen yalan olan bu haber bir ay içinde yaklaşık yarım milyon hit alacağı için İsmail Can Törtop adı kirletilmiş olur…

Sayın Törtop, çok rica ederim, “edildi, yapıldı, söyendi.” gibi özneden yoksun rivayetleri haber diye sitende yayınlama… Çünkü insanlar bu rivayetleri haber zannedip inanıyor ve söz konusu olan Türkiye’nin en köklü sanat ve kültür kurumu…

Bu kurumun sanatçıları www.tiyatrodunyasi.com’un “güvenilir kaynakları”na dayanarak belgelenmelerine aldırmadan sözleri neyse söylüyor, ama www.tiyatrodunyasi.com kendini belgeleyen ajanlar falan da yokken “iddia edildi” gibisinden imzasız iddialarla yayın yapıyor…

Bu ne yaman dilemma annem…

Açıkçası kişisel mazeretim sebebiyle katılamadığım, ruhen orada olduğumu her vesileyle bildirdiğim bu yürüyüşe yetişebilseydim ben de oraya kameramla gelecektim… Ben de mi ajan sayılacaktım? Gün ışığında ve kamusal bir alanda gerçekleştirilen, gazetecilerin, fotoğraf makinelerinin ve kameraların olduğu bir ortamda fotoğraf çeken birini sanki yatak odamıza gizliden sızıp fotoğraf çeken bir rontgenci ve hatta ajan olarak lanse edilmesini ve adının büyük harflerle yazılmasını bulabildiğim en hafif söylemle yadırgıyorum…

Sayın Törtop, “Yapıldı, edildi, söylendi.” tadında okuduğum her şeyin manuple edilmiş “bir yalan çemberi” olduğuna inanan biri olarak sizi uyarmak isterim…

Kaldı ki pek de alışık olunmayan bir şey gerçekleşmiş, tiyatro sanatçıları bir araya gelip bir çok önemli bir iş yapmış sitenizde yayınladığınız mesneti bulanık yazıyla dikkatler başka noktaya çekiliyor ve yapılan önemli hadise gölgede kalıyor…

Konuyla hiç alakası yok ama nedendir bilmem içimden “Birilerinin Şehir Tiyatrosu’nun yönetimini ele geçirmek için büyük çaba gösterdiği, tiyatrocuların bir araya gelip yaptıkları eylemi bile bu amaçlarına alet etmekten kaçınmadıkları, yetenekleri sınırlı olmakla beraber hırslarının esiri olan bu kişilerin maksada giden yolda her şeyi mübah gördükleri iddia edildi.” yazmak geçti…

Ama yazmaktan vazgeçtim… Çünkü bu mesnedi bulanık haber doğru olsa bile, zaman içinde Şehir Tiyatrosu’nun yönetimini ele geçirmek zor değilmiş gibi görünse de, bizzat varlığını ele geçirmenin hiç de kolay hatta mümkün olmadığını gördüm…

Hiç sanmam ama, birilerinin böyle bir hevesi varsa bir miktar yerli film seyretmelerini öneririm…

“Bedenime sahip olabilirsin ama ruhuma asla…” tadında…

Can Doğan

————————————–
Konu ile ilgili tüm yazılar:
– Tiyatrocular Demokrasi için Yürüdü
– Tiyatrocuların Taksim Yürüyüşüne Katılan Şehir Tiyatroları Sanatçılarının Fişlendiği İddia Edildi!
– Nesrin Kadıoğlu’ndan Kınama!
– Can Doğan’ın Sitemizde Yayınlanan İddia ile İlgili Yazısı
– Sayın Can Törtop

Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here