Seni Seviyorum, Mükemmelsin, Şimdi Değiş! – Enis Fosforoğlu Tiyatrosu (İsmail Can Törtop)


Bu sezon İstanbul’da 3 Broadway müzikali oynuyor; önce Şehir Tiyatroları Kabare ile seyirci karşısına çıktı, sonra Avenue Q Müzikali başladı ve bu hafta Enis Fosforoğlu Tiyatrosu Seni Seviyorum, Mükemmelsin, Şimdi Değiş adlı müzikalle perdelerini açtı. Ancak bu kez müzikal Off Broadway’den! Off Broadway’in en uzun ömürlü 2. müzikali olan oyun 1996’dan itibaren beşbinden fazla kez perde açmış, başta İngiltere olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde sahnelenmiş. Bu güzel oyunu Türkiye’de izleme fırsatını Seren Fosforoğlu’na borçluyuz.
Oyunu prömiyerinde izleme şansı buldum ve çok beğendim. Her şeyden önce Enis Fosforoğlu Tiyatrosu için çok önemli bir adım olmuş. Enis Bey bu kez süpervizör olarak oyunun kadrosunda; projeyi hayata geçiren ve yöneten ise kızı Seren Fosforoğlu.

Evrensel ve ölümsüz bir konu oyunun gündemindeki: Kadın-Erkek ilişkisi… Oyun, kadın-erkek ilişkilerine metropol insanlarının değer yargıları ve yaşam tarzıyla bakıyor. Son 20 yılda akıl almaz bir hızla değişti kültürel yapımız ve Amerikan tarzı yaşam, hayatın her alanına olduğu gibi ilişkilerimize de egemen oldu. Bu tip tekstlere ülkemizdeki ihtiyacın giderek arttığını görüyorum. Zira, pek çok seyirci (bu kitlenin içinde ben henüz yokum) artık klasik ve eski Türkiye kültürüyle oyunlaştırılmış kadın-erkek ilişkilerinden kurulu oyunlardan, kaynana esprilerinden, basılma hikayelerinden, ölümsüz aşk hayallerinden sıkılmıştı. Artık metropol insanı farklı ilişkiler içinde; gündemde kariyer ve özgür bir hayat var. Değil kaynana baskısı evliliğin rutini bile çiftlerin tahammülünü zorluyor… Oyun da ilişkilere bu açıdan bakıyor.
Oyunda; ilk buluşma, cinsellik, evlilik, çocuk sahibi olma, ayrılık, yalnızlık, yaşlılık gibi ilişkilerin pek çok evresi masaya yatırılıyor. Hem skeçler hem de şarkılar eğlenceli ve yer yer düşündürücü. Ben teksti beğendim, harika tespitler ve zeki espriler var.

Oyunu Joe Dipietro yazmış, oyunun müziklerini Jimmy Roberts yapmış. Türkçe şarkı sözlerinde ise Zeynep Talu imzası var. Oyunun yönetmeni olarak Seren Fosforoğlu’nu görüyoruz. Oyuncu kadrosunda ise tanınmış isimler dikkat çekiyor; Sibel Tüzün, Murat Evgin, Barbaros Büyükakkan, Başay Okay ve Seren Fosfotoğlu…

Bu keyifli oyunu biraz da teknik açıdan tartışmak gerekirse ben bir kısmını ilk gecenin heyecanına bağladığım bazı noktalara işaret etmek istiyorum..

Öncelikle, şarkılarda tüm ekip birbirinden başarılı iken skeçler oynanmaya başladığında ekibin aynı başarıyı gösteremediğini söylemek gerekiyor. Espri zamanlamaları, skeçlerin tadının çıkarılması, tonlamalar dikkat edilmesi ve gözden geçirilmesi gereken yerler. Yer yer tekstteki harika esprilerin harcandığını gördüm ve “ahh” dedim. Oyuncular biraz daha rahat olsalar aldıkları reaksiyon birkaç misli olabilirdi.

Ekip şarkılarda başarılı dedim ama bunu icralar için söylemem daha doğru. Giriş ve sondaki şarkıları saymazsak oyun boyunca şarkılar sanki birbirinin aynısı gibi. Bence şarkılarda genel anlamda coşku eksik. Oyunun orijinal sitesine girdim, buralarda şarkıların bir kısmını dinleme şansı var, ve haklı olduğumu gördüm. Orijinalinde şarkılar daha coşkulu. Oyun uyarlanırken müziğin rengi bu uyarlamadan negatif etkilenmiş, yer yer tekdüze kalmış.

Şarkıların yeterince etkileyici olamamasında zayıf bir orkestra olmasının da payı olabilir. Piyano ve kemandan oluşan 2 kişilik orkestrada yükün büyük bölümü piyano üzerindeydi. Başta bir nefesli çalgı olmak üzere orkestraya belki 1-2 enstrüman daha katılması müzikal anlamda oyunu besleyebilir. Orkestra görevini başarıyla yerine getiriyor ama enstrüman eksikliği de hissediliyor. Bunları yazarken önerilerimin önemli bir maliyet olduğunu da biliyorum…

Koreograf olarak Candan Bas destek vermiş oyuna, ancak bence oyunu yeterince besleyememiş. Şarkılarda bir koreografi eksikliği olduğu aşikar. İlk perdenin sonunda, pizzacıların sahneye girdiği şarkı hariç şarkılar yalın ve birbirini tekrar eden jestlerle icra ediliyor. Sahneyi daha dolu kullanmak en doğrusu olacaktır.

“Bazen basit olan en güzelidir” derler ya, dekorda işlevsellik ve yalınlık esas alınmış ve çok iyi yapılmış. Birkaç parça değiştirilerek sahneler kuruluyor ve inandırıcılık fazlasıyla sağlanıyor. Zaten bu tip oyunlarda ağır dekorlar olmaması en doğrusu. Orkestra için arka planda bir yer yapılmış, mavi fon çevreliyor orkestrayı ve bütün oyunun arka planını. Bu bölüm, özellikle orkestra çevresi fazla boş kalmış. Orkestra çevresine çeşitli büyüklükteki kalplerin asılması bu bölümü doldurabilir, hem oyuna da bir katkısı olur…

Oyuncu olarak en dikkat çekici isim Başay Okay. Oynadığı karakterleri çok iyi beslemiş. Ayrıca bazı skeçler oynanırken performansı düşen arkadaşlarını da toparlayan kişi oldu. Uyumlu bir oyuncu, oynadığı kadar oynatıyor da. Aynı zamanda şarkılarda da çok başarılı. Seren Fosforoğlu ve Murat Evgin de oyunculuk olarak tatmin ediciler. Sibel Tüzün bazı skeçlerde şarkılardaki performansını aratmadı değil. Barbaros Bey’in ise zamanlamaya, oynarken sesini ve heyecanını kontrol edebilmeye, seyirci ile paslaşabilmeye biraz daha dikkat etmesi faydalı olacaktır. Şarkılarda Barbaros Bey de tüm ekip gibi son derece başarılı.

Ben oyunu çok beğendim. Özellikle genç izleyicilerin de büyük keyif alacağına inanıyorum. 15 Mayıs’a kadar Profilo’da oynamaya devam edecek, Biletix’den hemen biletinizi alın derim!

İsmail Can Törtop
can@tiyatrodunyasi.com

Paylaş

HENÜZ YORUM YOK