27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde HADİ ÇAMAN’A MEKTUP (Rengin Uz)


Hadi’ciğim bugün senin günün, bugün senin gibi tiyatroya emek verenlerin günü. Aslında kalbi 365 gün tiyatro için çarpanlar için ‘27 Mart Dünya Tiyatro Günü’ sembolik de olsa biliyorum yine de önemliydi senin için. Çoğu kez açıp kutlamışımdır Dünya Tiyatro Günü’nü. Simdi de sana mektup yazmak geldi içimden. Dünya Tiyatro Günü vesilesiyle, oyunlardan, arkadaşlarından ‘Tiyatro Dünyası’ndan haberler vermek istedim.

Sevgili dostum, tam da sezon açılırken bırakıp gittin bizi. Ve yaşam devam etti, perdeler ardı ardına açıldı. Senin her zaman sevdiğin, onun da seni sevdiğini bildiğim Yıldız ablan, Yıldız Kenter 60. sanat yılını kutluyor bu sezon. O benim hocam, senin hocan, hepimizin hocası. Bugün sahnede olan herkesin yolunu aydınlatan bir yıldız. Doğaçlama olarak doğmuş bir hikayeyi yine doğaçlama olarak sahneye koydu. Oyunun adı ‘Victoria –Zafer’ Ölümün bile biraz gayretle zafere dönüşebileceğini kanıtlamak istercesine, tekerlekli sandalyesinde dans eden, şarkı söyleyen alzheimer hastası yaşı olmayan bir Oyuncu’yu anlatıyor. Öğrencilerinden Defne Halman oynuyor. Çok da iyi kalkmış bu ağır rolün altından. Ama bana sorarsan ‘Victoria’ tam Yıldız Hoca’lık. Fazla değil, beş yıl öncesinde bile olsa ne kadar güzel oynardı. Oyunun genel provası’nda Yıldız Hoca’nın eski ve yeni öğrencileri bir araya geldik. Sen de mutlaka bulunmak isterdin. Çok duygulu bir gece yaşandı. Oğlun Efe’nin annesi Bengü ile de orada tanıştım.

Suna Keskin…Senin neredeyse çocukluk yıllarından, Dormen’den bu yana en eski ve yakın arkadaşlarından. Yeditepe Oyuncuları’nda da uzun yıllar aynı sahneyi paylaştığın, son oyunun olan ‘Aşkın Yaşı Yoktur’ da karşılıklı oynadığın can dostun. İlk kez birlikte gelmiştik geçen yıl seni ziyarete İzmit’e hastaneye. Gözlerin parlamıştı bizi görünce. Bense gözlerimi nereye kaçıracağımı bilememiştim. Kısık sesle konuşmuştun. Umutlanmıştım. Suna Hanım çok sarsıldı senden sonra. Uzun bir aradan sonra başka bir sahnede yeni bir oyuna başladı. Yabancı değil, dost bir tiyatroda, sana sevgide ve saygıda hiçbir zaman kusur etmeyen Nedim Saban’ın Tiyatrokare’sinde. Senin tiyatrona da çok emeği geçmiş Hale Kuntay’ın çevirdiği ‘Bu Da Benim Ailem’ oyununda yine Dormen’li yıllardan Metin Serezli ile oynuyor. Yeni başladığı için henüz seyredemedim.

Hocan, yönetmenin, arkadaşın Haldun Dormen, Kibarlık Budalası’nı oynamaya devam ediyor ama bu kadarla yetinir mi! Yıllar önce sahnelediği ‘Dün Gece Yolda Giderken Çok Komik Bir Şey’ oldu müzikalini yeniden yaptı genç bir kadro ile. Sen iyi tanırsın Haldun Bey’i, tiyatro yaptığı, koşturduğu sürece ayakta kalanlardandır.

Yeni senin sevdiğin meslektaşlarından Ferhan Şensoy- ki ben de çok severim hem insan olarak hem Türk Tiyatrosu’na yaptığı her şey için – 2019 (Bilimsiz Kurgusal Güldürü) diye bir oyun yazdı, yönetti, başrolünü üstlendi. Nasıl cesur anlatamam sana, finalde bütün salon ayaktaydı. Bunu ancak Ferhan yapardı diyorsun seyrederken. Henüz umutlarımız yaşarken senin için düzenlediğimiz ‘Hadi Çaman’a Selam’ gecesine katılması için aramıştım Ferhan’ı. Beni kırmayıp provasını yarıda bırakıp geldi. Yani o kadar da dost bir insandır.

Özel Tiyatro’lar arasında her zaman özel bir yeri olan Dostlar Tiyatrosu’nda, Genco Erkal, muhteşem bir zamanlama ile ‘Marx’ın Dönüşü’nü sahneye koydu. Tüm dünyaya yayılan küresel kriz ortamında, Marx’ın kapitalizm eleştirisinin temelde günümüzde hala geçerli olduğunu bize mizahla karışık çok güzel anlattı. Tek kişilik oyunun sonunda onu ayakta alkışlarken ‘İyi ki Tiyatro var, iyi ki Genco Erkal var’ dedim.

Dilek Türker’i bilirsin. Tiyatro söz konusu olduğunda nasıl gözü kara bir kadındır. O da önemli bir iş yaptı bu sezon. Hani Stephen King’in çok ünlü filme de çekilmiş Misery adlı bir eseri vardır ya, işte onu ‘Acı’ adı ile Kazım Akşar’la birlikte oynuyorlar. kadim dostlarından Osman Şengezer de etkileyici bir atmosfer dekoru yaptı. Osman ‘Dekor Kostümlü Anılar’ kitabının ikincisini de çıkardı.

Sen şimdi Ali Poyrazoğlu’nu da merak edersin. O da iki kişilik bir oyunla çıkıyor seyircinin karşısına. ‘İyi Günde Kötü Günde’. Aslında birbirlerini çok seven ve neden ayrıldıklarını da bilemeyen bir çiftin hikayesi. Nilgün Belgün ile oynuyor. Nilgün’le birlikte Tuncer Cücenoğlu’nun Matruşka’sını oynamışsınız. O da çok sevimli bir oyundu.

Senin gözbebeklerinden Ayça Bingöl ‘Hadi Çaman’a Selam’ gecesinde yazdığım metni okumuştu. Geçen yıl Picasso oyunundaki muhteşem performansı ile ne kadar ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülü varsa hepsini topladı. Ayça’nın bu sezonda da Tiyatro Stüdyosu’nda sahnelenen ‘Nehrin Solgun Yüzü’ oyununda, zor bir rolün altından yine büyük başarı ile kalktığını sevinerek söylemeliyim. Son yıllarda Yeditepe Oyuncuları’nın ayrılmaz bir parçası olan Kevork Türker, gardiyan rolünde övgüleri hak etti. Seyretsen her iki eski oyuncunla da iftihar ederdin.

Tolga Çevik, tiyatro yapmıyor, film de çevirmedi bildiğim kadarıyla bu sezon. Ama televizyonda ‘ Komedi Dükkanı’ programı ile çok ünlendi. Hiç kaygın olmasın. Hadi Çaman Yeditepe Oyuncuları’nı ve adını ilk kez profesyonel anlamda duyurduğu ‘Küheylan’ oyununu unutmadı. Hastalığın sırasında da desteğini esirgemedi.

Gençler muhteşem Hadi… Bilmiyorum hiç seyretmiş miydin ama DOT’ta çok güzel işler yapılıyor. Mark Ravenhill adında bir İngiliz yazarın, Vur/Yağmala/Yeniden adını verdiği 16 kısa oyunu sahneliyorlar. Barış, savaş, demokrasi, suç, özgürlük, hastalık kavramları üzerine, her açıdan savaşı ele alan oyunlar bunlar. Bu oyunlarda, tiyatro için kafa yoran, çok iyi eğitimli ve donanımlı gençler rol alıyor. İnsan onları seyredince tiyatro adına çok umutlanıyor. Yine aynı tiyatroda ‘Karatavuk’ oyununda bir Mine Tugay var ki…Oyun uzasın da biraz daha seyredelim dedirtecek kadar iyi bir oyuncu.

Gazanfer ağabeyin (Gazanfer Özcan) de aramızdan ayrıldı. Sen sever ve sayardın onu biliyorum. O gün, Haldun Taner Sahnesi’ndeki törende- ki girmekte zorlandım o kadar kalabalıktı- İçim iki kez cız etti. Gözlerim seni aradı. Çünkü her zaman, meslektaşlarının törenlerinde, cenazelerinde en çok sen koştururdun. Samimi olarak bir şeyler yapmak isterdin. Çünkü sen bu tiyatro camiasında yadırganacak kadar vefalıydın, insandın Hadi. Sevgili dostlarından Nejat Uygur ise hasta, yataktan kalkamıyor. Oğlu Behzat senin gecende canla başla koşturdu, isteyerek sunuculuğu üstlendi. Söz insanlıktan açılmışken, Zuhal Olcay’ı da anmadan geçmek istemiyorum. Fazla bir dostluğunuz olmadığı halde, ‘Bir tiyatrocunun gecesinde bulunmak görevim’ diyerek, o aralar çok yoğun olduğu halde geldi ve şarkılarını senin için söyledi.

Bugün Dünya Tiyatro Günü. Bilirsin, Sehir Tiyatroları ve Devlet Tiyatroları perdelerini ücretsiz açacak, sahnelerde bildiriler okunacak. 2009 Dünya Tiyatro Günü Ulusal bildirisini Nedret Güvenç hazırladı. Yine aynı dilekler tekrarlanacak, televizyon kanalları, gazeteler bir gün için ‘Tiyatro sever’ kesilecek, siyasiler Tiyatro’nu öneminden dem vuracak! Oysa durum pek parlak değil. Kocaman tirajlı gazeteler bile, eleştiriyi bırak, ancak ‘magazin’ özelliği görürse tiyatroya yer veriyor. Yani öpüşme sahnesi falan. Onca kanal arasında bir tane doğru dürüst Tiyatro Programı’ yapan yok. Ama bütün bunlara ve krize inat tiyatrolar doluyor. İnsanı insanla anlatan sanata yine insan sahip çıkıyor. Sen çok iyi bilirsin Özel Tiyatro’nun zorluklarını, az arşınlamadın Ankara yollarını, az üzüntü çekmedin. Yiyip bitirdin kendini. Özel Tiyatrolara yapılan Devlet desteği de eski tas eski hamam.

2010’da İstanbul, Avrupa Kültür Başkenti olacak. Hangi sahnelerle bilmiyorum. Taksim’in göbeğindeki AKM uzun zamandır sessizliğini ve karanlığını koruyor. Henüz çivi çakılmadı. Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu yıkıldı, yeni kültür merkezinin inşaatı sürüyor. Bakalım ne çıkacak karşımıza…

Sevgili dostum, unuttuğumu zannetme, seni özlüyorum. Zor kısmı ise mektubumun sonuna sakladım ‘Peki ya benim tiyatrom bu sezonu nasıl geçirdi? ’ diye soracak olursan nasıl anlatabilirim ki sana. Senden sonra, ikinci çocuğun Yeditepe Oyuncuları’nın dayanacak fazla gücü yoktu. Efe de, seni uğurladıktan birkaç ay sonra, Hadi Çaman Yeditepe Oyuncuları Limited Şirketi’ni Altınbaş kuyumculuğa satmayı uygun gördü. Tiyatronun yeni sahipleri, burayı yenileceklerini ve ‘Hadi Çaman Sahnesi’ adı ile çağdaş bir görünümle devam edeceklerinin sözünü verdiler. Verdiler ama bir sezon geçti henüz ses seda yok. Tiyatronun önünden geçmek istemiyorum, o karanlığa, kilit vurulmuş kapıya, kapıda senin olmayışına alışamadım. Her zaman sana destek olan Sevay Hanım da çok üzülüyor ve bekliyor. Senin onca emeğini silip yok edemezler diye düşünüyorum. Mahallemin tiyatrosunun, Hadi Çaman’ın yaşam nedeni olmuş tiyatrosunun yaşamasını istiyorum. Ayrıca, seni uğurlarken, senin tiyatronda yaptığı konuşmada, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün ‘ Hadi Çaman Tiyatrosunu yaşatacağız’ sözlerini de kendisine hatırlatmak istiyorum.

Yine de geçen hafta sevineceğin bir gelişme oldu. Artık her Cuma akşamı, Studio Oyuncuları, Şahika Tekand’ın yazıp yönettiği Evridike’nin Çığlığı’nı Hadi Çaman Sahnesi’nde oynayacak. Dünya Tiyatro Günü de Cuma’ya geldiğine göre, yaşasın, bu akşam tiyatronda perde açılıyor. Şahika’nın oynamasına ayrıca memnun oldum, 24 saat tiyatro düşünen, tiyatro anlayışından ödün vermeden bugünlere gelen değerli bir oyuncu, yönetmen, eğitmen ve yazar.

DÜNYA TİYATRO GÜNÜ’N KUTLU OLSUN HADİ’CİĞİM.
Türkiye’nin dört bir yanında, büyük bir aşkla ve cesur yürekle perdelerini açmaya devam eden, Tiyatro sanatına, sahne arkasında ve sahne üstünde emek veren herkesin bayramını kutluyor, sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Unutuyordum, Candaş iyi, uzaklarda bir yerlerde ama emin ellerde, merak etme…

Rengin Uz

Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here