F451 – Bizim Tiyatro (İsmail Can Törtop)


Politik tiyatronun en önemli isimlerinden Zafer Diper yine harika bir hikaye ile bir süredir tiyatro camiasının da gündemini meşgul eden “sansür” konusunun bam teline basıyor. F451, 28 yıldır perdelerini kapatmayan Bizim Tiyatro’nun yeni oyunu, her hafta Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde…
Bugün içinde olduğumuz yasaklar, sansürler, engellemeleri düşünerek Zafer Diper bizleri 2039 yılına götürüyor. 2039 belki biraz yakın bir tarih ama bence hikaye çok da olmayacak bir durumu anlatmıyor. Efendim F 451, kitap kağıtlarının tutuşma sıcaklığı olan 451 Fahrenheit… 2039’da evler artık yangına güvenli yapılıyor olduğundan itfaiyecilerin görevi “kitap yakmak” olmuştur. Sitemin işleyişi için tüm kitaplar yakılmakta, kitap okuyan ve bulunduranlar cezalandırılmaktadır. Sistem, kitap okumayı yasakladığı gibi televizyon dizilerini desteklemekte, herkese bir top kampanyası ile halkın futbol, basketbol gibi sporlara ilgi duymasını sağlamaya çalışmaktadır. Halkların nasıl mutlu olacağı, nelere ilgi duyması gerektiği sistem tarafından belirlenmekte; televizyon, kitlesel sporlar, sisteme karşı gelenlere verilen cezalar ile halk ikna edilmektedir. Montag (Zafer Diper) yakında terfi alacak başarılı bir itfaiye memuru iken genç Clarisse (Aslı Nişancı) ile tanıştıktan sonra yaşadığı hayatı, doğru bildiklerini sorgulamaya başlar. Bir avuç kitap insanı ise ormanda saklanmaktadır. Her kitap insanı farklı bir kitabı ezberleyerek diğerlerine aktarmaktadır. Kitap insanları ezberledikleri kitap isimleri ile anılmaktadırlar. Özgür günler geri geldiğinde bu kişilerin ezberlerindeki kitaplar yeniden basılacaktır…

Ben oyun seçimini çok beğendiğimi söyleyebilirim. İronik bir şekilde faşizmin yeniden hortlayışını, günümüzdeki gelişmelerin bizi hangi uçuruma sürüklediğini çok iyi anlatıyor. Çünkü sadece kitap yakmak değildir 2039’daki sistemin yaptığı, itfaiyeciler kitap yakarken düşünmek de yasaklanmıştır, hatta halkın beyni öyle güzel yıkanmıştır ki düşünmenin yanlış olduğuna halk inanmış, halk kitaptan korkar hale gelmiştir.
Diğer bir yandan, günümüzde giderek popülaritesi artan, aspirin gibi sık kullanılan bir ilaç olmaya başlayan sakinleştiriciler… Bu ilaçlar da simgesel olarak oyun içinde yer almakta. İstemeden düşünmeye mi başladınız, birkaç hap içip eski mutlu günlerinize geri dönebilirsiniz…

Zafer Diper oyunu Bradbury’nin Fahrenheit 451 romanından uyarlamış ve oyunun yönetmenliğini de kendisi yapıyor. Aynı zamanda Truffaut’un Fahrenheit 451 adlı filminin de görüntüleri oyun boyunca konunun aktarılmasına eşlik ediyor.

Teknik olarak incelersek oyunda akıcılık ile ilgili minik minik problemler var. Oyunun müzikle daha fazla desteklenmesi, projeksiyon ile film gösterilmesi esnasında sahnedeki oyun ile senkronizasyonun sağlanması gibi minik oynamalar oyunu daha başarılı yapacaktır. Aynı zamanda sahne değişimlerinde fazlaca zaman kaybedildiğini de söylemek lazım. Belki müzik ve video gösterileri ile bu değişim süreci de renkli hale getirilebilir, oluşan boşluklar doldurulabilir böylece seyircinin dikkatinin dağılmasına izin verilmemiş olur.
Ben oyunun ilk gösterimini izledim, bu sebeple böyle minik çapakların olması çok normal, birkaç gösterimden sonra oyun eminim pişecektir. Ancak ben yine de oyun pişerken müdahale edilebilsin diye birkaç ayrıntıdan daha bahsedeceğim.
Özellikle oyunun son bölümünde oyuncular arasında bir uyumsuzluk fark ediliyor, belki bir unutma oldu ve seyirciye fark ettirilmeden toparlandı ya da bu şekilde prova yapıldı, bilemiyorum. Lakin Montag, Yüzbaşı ve Mildred son bölümde hem karakterlerin sahnede var oluşu hem de repliklerin söylenmesi açısından pek uyumlu değiller..

Zafer Diper bu oyunda Montag’a hayat veriyor. Ben Zafer Bey’in birkaç oyununu daha izledim; tavrını, oyunculuğunu ve de ses tonunu çok beğeniyorum. Bu oyunda karakterinin üzerine fazla düşmemiş, ona özel tavırlar üretmek yerine onu herhangi bir insan olarak çizmiş, sıradan insanın jest ve mimikleri ile beslemiş. Bu da oyunun mesajını beslemiş aslında, Montag’ın herhangi bir insan olduğunun altı çizilmiş. Buradan doğan samimiyetle seyircinin de kendini daha rahat sorgulayabilmesine kapı açılmış.
Aslı Nişancı bence oyundaki en dikkat çekici performansı ortaya koyuyor. Genç kız Clarisse rolünde izlediğimiz Aslı Hanım hem karakterinin gençlik enerjisini, heyecanını hem de Montag’ı uyur-gezer hayatından uyandırma davranışlarını tam da Clarisse karakterine uygun bir şekilde sergiliyor. Aynı zamanda harika ses tonu ile hem karakterin rengini çok iyi yansıtıyor hem de oyunun temposunun ayakta kalmasında en önemli rolü oynuyor.
Yüzbaşı rolünde izlediğimiz Hüseyin Taş fiziksel yapısına uygun bir rolde oynuyor. Oyunun başında Montag ile yeni itfaiyecilere yaptıkları sunum çok zekice bir sahne açılışı bence ancak bu sahnenin biraz daha tempo kazanması ve ikilinin birbirleri ile uyumlu davranması daha faydalı olacaktır. Böylece seyirci üzerinde itfaiyeci adayı olduğu hissi daha iyi uyandırılabilir.
Montag’ın karısı olarak Nazan Diper’i izliyoruz. Nazan Hanım günümüz ev hanımlarına benzer bir karakter ortaya çıkarmış, böylelikle bu ailenin sıradan bir aile olduğu seyirciye yansıtılmış, böylece günümüz insanının da kendi hayatına gözden geçirebilmesi için bir uyarıcı olmuş. Ancak belki biraz daha yumuşak oynaması; yani heyecanlanırken ya da üzülürken ya da diğer duygusal tepkilerinde uçlarda gezinmek yerine daha makul seviyelerde tepkiler vermesi bence daha doğru olur.
Zafer Diper oyunlarında genç ve yetenekli oyunculara da destek veriyor. Geçen yıl Olya oyunundaki performansı ile Didem Başar “VIII. Lions Tiyatro Ödülleri – Kerem Yılmazer Genç Yetenek Teşvik Ödülü” almıştı. Bu yıl da genç oyunculara desteğini devam ettiriyor Zafer Usta… Cervantes rolünde izlediğimiz Özgür Sağlık’ın üzerine belki bu oyunda fazla bir yük düşmüyor ancak minik rolünde sahnede gördüğümüz rahatlığı, ustanın desteği ve konservatuarda devam ettiği tiyatro eğitimi ile yakın zamanda kendisinden daha fazla bahsettirecek bir oyuncu olacağına inanıyorum.

Tiyatro sanatçısının görevlerinden biri de halkı uyarmak, onu bekleyen tehlikeleri işaret etmek. Kimi sanatçılar eğlenceli yöntemlerle seyircilerine bir şeyleri işaret ediyorlar, kimi sanatçılar dramatik sahnelerle seyircinin zihnini canlandırıyorlar, kimileri de düşünceleri dolaylamadan dosdoğru söylemeyi tercih ediyorlar. Bizim Tiyatro, bir fantastik hikaye kullanmış toplumları bekleyen tehlikeden bahsetmek için. İzleyin derim…

İsmail Can Törtop
can@tiyatrodunyasi.com

Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here