Bir Daha Çal Sam – İzmir Devlet Tiyatrosu (Ahmet Olcay)


Sadece Kendin Ol

Amerikan düzeni yalnızlaştırma, kendine yabancılaştırma, kendi olma mücadelesinin yoluna engel koyma, dolayısıyla kişinin özünü boşaltıp yerine bir başkasını koyma üzerine kurulu. Böyle olunca da hiçbir şeye sahiplenmeme duygusu doğuyor.Bu duygu içinde kalanlar istenilen yere sürüklenebiliyor.Bir Daha Çal Sam, bütün bunları anlatıyor olması bakımından çok iyi bir oyun.

Kendi olmayan oyunun kahramanı Allen, kendini oluşturma isteğinin inadını bize izletir.

Allen ve çevresindekilerle içi boşaltılmış Amerikan toplumunu izleriz.Kendi olamayan Allen’a yapay Amerikan kahramanı yol gösterir.Bu kahraman, Casablanca filminin kahramanı Humprey Bogart’tır.Bogart gelir Allen’e akıl verir.Allen kendi olamadığından Bogart’ı eleştiremez.Zaten Amerikan toplumunun yarattığı kahramanlar eleştirilemez.Eleştiremeyen toplum, insanın kendi olma macerası önündeki en büyük tehlikedir. “Ben katoliğim” repliği eleştiri yasağını anlatan bir repliktir.

Amerikan toplumunun kahramanları da birer, yarı insan- yarı tanrı özellikli ve çok etkilidir.Amerika düzeni, tarih öncesi tanrı ve tanrıçalarına fiziksel olarak benzer özellikler taşıyan,aynı zamanda yaşanılan çağın ışıltıları ile yüklenmiş yeni tanrılar oluşturur,insanları bu tanrılara tapmaya zorlar.Böylece kendi içindeki tanrıya yabancılaşıp toplumun içinde kendine yabancı insanlar meydana getirir.

Allen samimi olmaktan yanadır. Allen yer yer abartılara kaçarak insanlara samimiyetin önemini göstermek ister. Abartıları adeta insanın gözüne sokar.Abartılara karşı dikkat geliştirmeye davet eder.Samimiyetin, abartının karşıtı olduğunu gösterir.

Allen’i terk eden karısının bütün hayatı sahte tanrılarla doludur.Bu kadın, kendi kendisine yabancı olup bunun da bilincinde olmayınca, içinde bulunduğu ilişkiden kolay sıkılır.Allen arkadaşının karısıyla yakınlaşınca gerçek aşkın birbirinden sıkılmamak olduğunu gösterir.Bunun da ancak kendini gerçekleştirmeyle olacağını anlatır.

Allen,çekip giden karısıyla alay eder.O kendi olamamış,kendini taşıyamayan,bu nedenle de kendinden sıkıldığı için Allen’i terk eden biridir.Sıkıntısını ilişkiye bağlaması hatadır.Başka aşklar arayışı içinde olması aslında kendini, kendisine unutturma gayretidir.Güya yeni bir ilişki bularak sıkıntısını dağıtacaktır. Bu bir yanılgıdır.

Allen, sahte tanrılarla alay eder. Onların yap dediklerini yapar ama gösterdiği başarısızlıklar aslında sahte tanrının başarısızlığıdır.Onların içinde bulundukları tuzakları gördüğünü izleyiciye gösterir. Bu tuzakları onların yüzüne vurur.Onları inceden inceye alaya alır.

Oyun, kendi olamayan bireyin toplumda ezik olması kaçınılmazdır diyor.Çünkü sahte tanrılarla yaşayan toplum bireyleri seni her an sahte tanrılarla karşılaştırabilir.Bu karşılaştırmayla sen her an aşağılanma kompleksine kapılabilirsin.
Oyun sinema filmiyle başlıyor olması izleyicileri de Amerikan’nın yaratmış olduğu yapay bir sihir etkisine benzer bir etkiye sokmak içindir.Allen izleyiciyle konuşarak izleyicilerin de bu yanlışı kavraması diler.Allen sıkıştıkça Amerikan yapay tanrısına (BOGART) sığınır ama her defasında bu yanlışla alay eder. Bunu da izleyiciye aktarır.

Allen madalya sembolüyle ışıltılı görünen dünyalarla alay eder.Madalyanın hiçbir şey olmadığını anlatırken yaratılan sahte hayatlardaki mutluluk yanılsamalarını eleştirir.

Allen Amerikan ortalama zekasıyla da alay eder.Bu ortalamanın çok düşük olduğunu anlatmaya çalışır.Şiir okurken,bu saçma şiirleri beğenen insanları alaya alarak zekaları eleştirir.

Oyun yazarı Woody Allen, kendi gerçek yaşamını sorgularken bu oyuna kapı açılır. Yazarın içinde kızgınlık yoktur.Çünkü oyunu baştan sona sevgiyle örmüştür.Amerikan halkında ortalama zeka sahiplerinin sıkıştığında intihara baş vurmasını da silah sembolüyle göstererek eleştirir.

Allen,oyunun sonunda “ İnsan kendi tecrübeleriyle kendi olur” demek ister.Allen her kadınla kendisinin farklı bir yönünü keşfeder.Kadınlara karşı tutumlarında hor görme yoktur. İnsanın kendini sorgulamasının, kendi olma mücadelesi için en gerekli özellik olduğunu belirtir. Oyun baştan sonra sorgulamayla sürerken oyun sonu insan tecrübelerle kendi olur,bir kadına kendini bir erkek, bir erkeğe de kendini bir kadın tanıtabilir dercesine bitiyor.Çünkü Allen,her yeni kadınla ilişkisinde, kendisinin farklı bir yönünü keşfeder.

Ben oyunun sonunda şunu görmek isterdim. İnsan kendi bedeninin doktoru olduğu kadar duygularının da,düşüncelerinin de doktoru olmalıdır.Ancak o zaman kendi olabilir.

Yönetmenin Barış Eren,bu başarılı oyunu güldürü öğeleriyle kurmuş olması kolay bir iş değil.Oyunda Türkiye’ye ait davranış kalıpları,Türkiye’ye ait espriler,Türkiye’ye ait söz kalıpları olmasaydı daha iyi olurdu diye düşünüyorum. “Kan tükürüyorum,veremim,bir aylık ömrüm kaldı,arkadaşımın aşkısın” gibi klişeler, “neler kaçırdın neler,kime niyet kime kısmet” gibi söz kalıpları, kadınlara karşı bazı davranışlar, “çarparım ha”gibi kaba ifadeler,ayakkabıları tükürükle silme gibi tavırlar hep Türkiye ye ait.Bu tercihlerle oyunun dokusuna zarar verdiğine inanıyorum.Bütün bunlarla ucuza kaçılmış hükmü doğabilir.

Yönetmen Barış Eren, bu oyunu Türkiye’ye de bağlayarak oyunun kapsam alanını genişletmeye çalışmış.Bunları anlatmak için açık oyun biçiminden yararlanmış.İzleyiciyi de oyuna dahil edilerek oyunda Türkiye uzantısı da oluşturulmuş.Sanırım oyun ekibi bu soruna Türkiye’yi de nasıl dahil ederiz diye düşünüp oyuna hem birkaç Türkiye repliği eklenmiş,hem de izleyiciyi oyuna dahil ederek oyunun Türkiye uzantısı oluşturmuş.

Şiirlerin manilere,tekerlemelere benzemesi nedeniyle sanki ucuz Türk şiirleri gibi. Dinleyicilerce şiirlerin beğenilmesi aslında ortalama Amerikan zekasıyla alayken, Allen’ın sanki Türkler gibi şiir okuması, Türkiye’deki seviyesiz şiirlere de bir gönderme gibi.

Allen rolünde Ozan Yıldırım,yönetmenin anlatmak istedikleri çok güzel kavramış.Oyunun komedi tarafını da unutmayarak, anlatmak isteneni eğlendirerek vermesini bildi.Bilen ama cahil görünen,gören ama görmez gibi alaya alan,oyunculuğunu da unutmayan başarılı bir karakter çıkarmış.Karakterinde kendi olma sürecinin çelişkili davranışlarını da görmek mümkün.

Dick rolünde Mete Şahinoğlu, Amerikan toplumunda, bütün dünyası para olmuş,içindeki insanı ve diğer insanları önemsemez,unutmuş,bütün varlığını para kazanmak üzerine kurmuş bir karakteri başarıyla yansıtmış.Bütün bunları komedi öğesini unutmadan oynaması başarılı.

Bogart rolünde Levent Ulukut’un film karelerindeki Bagart’tan hiçbir farkı yok gibi.Çok başarılı bir taklit.Sahte bir tanrıyı oynaması oldukça başarılı.Bu konuda zihinlerimizi besleyen bir oyunculuk gösterdi.Levent Ulukut, çok kadınla birlikte olmayı meziyet sanan erkeklerle alay eder.Bu tiplerin yabancılaşmasını gösterir.

Linda rolünde Ceyhan Gölçek Aksoy,bir kadının eş olması için dürüstlük ve sevginin yetersiz olduğunu anlatan bir karakteri oynaması insana değişik bir hüzün veriyor.Oyunun anlatmak istediklerine ve oyun türüne uygun oynuyor.

Aylin Önal ve Özben Deneç,yazarın ve yönetmenin anlatmak istediklerini göstermede çok başarılıydı.Amerika’da kadın olmanın ne oldukları onların sayesinde bir kez daha gördük.Sistem adına kadının nasıl yok olduğunu anlatmaları bakımından çok başarılıydılar.

Yıldız İpekoğlu tarafından hazırlanan dekor, oyunun dönemine çok uygun şekilde hazırlanmış.Sahne dışındaki mekanlar güzel düşünülerek hazırlanmış.Oldukça da sahici.

Yine Yıldız İpekoğlu tarafından hazırlanan kostümler dönemin Amerikasını yaşatıyor.Koltuk üzerine konan aksesuar,Türkiye’ye ait el dokuma kilim parçası gibi duruyor.

Hasan K.Yılmaz tarafından hazırlanan ışıklar özellikle romantik sahnelerde ve nokta ışıklarda çok başarılıydı.Oyuncuların vurgularını vermesine çok yardımcı oldu.

Kendi olma sorununa kendince çözüm gösteren oyun, kaçırılmaması gereken bir oyun diye düşünüyorum.Emeği geçen herkesin emeğine sağlık.

Ahmet Olcay

Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here