Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye Oyun Eleştirisi ve Naşit Özcan Röportajı (Selçuk Soğukçay)


HİŞT,HİŞT ORADA BİR OYUN VAR. ” MERAKLISI İÇİN ÖYLE BİR HİKAYE”

Merhaba TİYATRO DÜNYASI.
Geçen hafta, İstanbul Şehir Tiyatroları’nın Fatih Reşat Nuri Güntekin sahnesinde oynanan “MERAKLISI İÇİN ÖYLE BİR HİKAYE” oyununu izledim. SAİT FAİK hikayelerinden SAVAŞ DİNÇEL’in uyarladığı oyunu ERGÜN IŞILDAR yönetmiş NAŞİT ÖZCAN oynuyor ve sahne üzerinde kendisine müzik ve efektleriyle ÖMER GÖKTAY eşlik ediyor.

Oyundan önce kuliste sevgili Naşit ile oyun ve tiyatro üzerine keyifli bir sohbete daldık, bunu röportaj haline getirerek sizlerle paylaşmak istedim… Eminim ilginizi çekecektir.

SELÇUK SOĞUKÇAY – Yıllar önce Macit Koper rejisiyle Savaş Dinçel’in oynadığı oyunla şimdiki oyun arasında ne gibi farklılıklar var?

NAŞİT ÖZCAN – Macit Koper rejisiyle Savaş Ağabey’in oynadığı oyun, daha dinamik ve görselliğe dayalıydı.. Sahne üzerinde daha çok obje kullanılıyordu, bizde ise Ergün hem dekorda hem de rejide daha yalın daha dingin bir konsept oluşturdu.. Sait Faik ve onun dünyasını, hikayelerini daha sade bir anlatımla yorumlamaya çalıştık. Umarız başarılı olmuşuzdur…

SELÇUK – SAİT FAİK edebiyatımızda her ne kadar unutulmazlar arasında yer alıyorsa da, bugün çok da bilinen bir hikayeci değil ya da yeterince bilinmiyor… Seyircinin ilgisi nasıl? Sait Faik’i seviyorlar mı ?

NAŞİT – Bu endişe bizde de vardı, geçen çarşamba matinede oyundan önce salona baktığımda yarıdan fazlasının 12-16 yaş kuşağında olduğunu gördüm ve doğrusu oldukça ürktüm çünkü tek kişilik ve de böyle bir oyunu bu yaş aralığına onları sıkmadan anlatmak oldukça zor.. Açıkçası sahneye de biraz korkarak çıktım, ama inan oyun boyunca çıt çıkarmadan çok yerinde ve güzel tepkiler vererek seyrettiler hatta üzülerek söyleyeyim, bütün anonslara rağmen bazı seyircilerin cep telefonları oyun boyunca çaldı. Bunlarla karşılaşmak da bizi ayrıca üzüyor onlar çocuklara örnek olacağına çocuklar onlara örnek oldu.. Bunu da oyun sonunda çocuklara teşekkür ederken ayrıca belirttim. Oyun sonunda sahneden onlara “Sıkıldınız mı? Anladınız mı?” diye sordum… İnan sahneye fıryayıp oyunu anlatmaya kalktılar, çok sevindim ve öğretmenlerine ayrıca teşekkür ettim. Oyundan sonra bir büst veriyoruz çekiliş yaparak salondaki diğer seyircilerin de isteğiyle büstü öğretmenlerine dolayısıyla o okula verdik çünkü bunu hak etmişlerdi ve bizlere çok güzel bir gün yaşattılar. Belki Sait Faik’i biliyorlardı, belki burada öğrendiler ama eminim ki çok sevdiler….

SELÇUK – Sence medyamızda tiyatro ve tiyatro haberleri neden çok az yer buluyor? Magazin ve buna bağlı olarak popüler kültür azgınlığı sanatı böylesine görmezden gelebilir mi? Aslında bir filmin senaryosunu yazan, yöneten ve başrolünü oynayan dünyada eşi bulunmayan yeteneklere sahibiz! Ama onlar da magazinden beslenme yolunu tutuyorlar düşünüyorum da bu üstün nitelikli oyuncu ve yönetmenlerin yanında. MÜŞFİK KENTER’e, YILDIZ KENTER’e, CÜNEYT GÖKÇER’e, ZİHNİ GÖKTAY’a, SEZAİ ALTEKİN’e , MACİT KOPER’e ismini sığdıramayacağım onca insana ne diyeceğiz?

NAŞİT – Medya olayı bence bütün dünyada böyle bizde belki biraz daha fazla duyarsızlar çünkü magazin ve popüler olma daha ön planda… Yani magazinde yer bulmak gerekiyor bu yüzden bazı özel tiyatrolar medyatik isimlerle sansasyonel kişilerle çalışarak magazinde yer alıyor ama onların da gişe kaygılarını düşünürsek hak vermemek elde değil… Ama bizim işimiz medya değil o yüzden buna katlanmak gerekiyor… Gazetelerde dergilerde her türlü sayfa var ama tiyatroya ayrılan sayfa ne yazık ki yok…. Bazı tv kanalları var ki tiyatroyla ilgili haber ve programlar yapıyor onlara da teşekkür ediyoruz…

SELÇUK – Tiyatro söylendiği gibi seyircisini kaybettimi?

NAŞİT – Buna inanmıyorum biz bayram üstü haftayı dolu geçirdik seyircisi olan tiyatrolar belli özel olsun ödenekli olsun iyi ve kaliteli iş yapıyorsanız o iş seyircisini buluyor, seyirciyi kandırmadan ona karşı dürüst olmak gerekiyor… Tiyatro seyircisi bitmez…..

SELÇUK – Kültürün gelenekselden evrensele köprü olduğunu düşünürsek batı bir çok konuda olduğu gibi tiyatro yoluyla da kendi gelenekselini evrenselleştirirken bizim gelenekselimiz, kültür medeniyetimiz bırak evrenselleşmeyi neden kayboluyor?

NAŞİT – Öncelikle bu konuyla ilgili ustalarımızın konuşması gerekiyor.

SELÇUK – Ustalarımızı birer birer kaybediyoruz o kadar azaldılar ki… Artık sen de konuşabilirsin…

NAŞİT – Doğru sıra bize geliyor… Şaka bir yana bu konuyla birilerinin uğraşması gerekiyor, yazması, araştırması, projelendirilmesi ortaya çıkarılması uzun ve yorucu bir süreç oysa dizi senaryoları, gündelik skeçler hem daha az uğraş hem daha çok para getiriyor. Tabi ki geleneksel derken bütün kültür mirası diyoruz Anadolu, Mezopotamya, Ege bu bizim topraklarımız sonsuz bir kültür kaynağı ve coğrafya ama bununla ilgili ne kadar az oyun var yazılmış. Oysa İtalyanların Goldoni tiyatrosu, İngilizlerin Shakespeare’i Fransızların Moliere ve Comédie Française’i, Japon Kabuki tiyatrosu, Almanların Brecht ve Epik tiyatrosu evrensel kültür olarak karşımızda duruyor ama biz Hacivat ve Karagöz’e bile sahip çıkamıyoruz.. Oysa kendi kültürümüzde, medeniyetimizde, topraklarımızda çok daha fazla malzeme olmasına rağmen bunun peşinden giden yok, bir Haldun Taner çıkmıyor, stand-up evrenselleşirken bizim meddahımız yok oldu.. Popüler kültür peşinde kendi kültürümüzden uzaklaşıyoruz. Belki de bu konuda devletin desteği gerekiyor, bu konulara eğilmek isteyenlere bazı olanaklar ve belirli bütçeler ayrılması gerekiyor. Yeni oyun yazarlarının yetişmesini teşvik etmek gerekiyor kendi tiyatro metinlerimizin oluşması gerekiyor… Belki o zaman bizim gelenekselimiz de evrenselleşebilir…

SELÇUK – Bu keyifli sohbet için sana çok teşekkür ederim… İyi oyunlar…

MERAKLISI İÇİN ÖYLE BİR HİKAYE

YAZMASAM DELİ OLACAKTIM……
YAZDIM… YAZDIM… YAZDIM…….


Evet Sait Faik hayatı boyunca çok yazdı,çok yalnızdı, az yaşadı…

Ergün Işıldar oyunun hem yönetmenliğini yapmış hem de dekor ve kostümleri tasarlamış, oldukça işlevsel ve o kadar da yalın bir dekor yaratmış kalabalıktan uzak insanı yormayan bir dekor. Özcan Çelik aynı yalınlıkta çok hoş ışık tasarımı yapmış, Ömer Göktay hem müzikleri yapmış hem de sahne içinde akordeonuyla Naşit’e eşlik ediyor ama aynı zamanda oyunun efektlerini yapıyor eski seslendirme stüdyolarındaki efektörler gibi bazan ağzıyla bazan bir elekle bazan başka objelerle inanılmaz sesler çıkarıyor oyuna çok güzel bir renk ve efekt katmış Ömer’i ve bunu düşünen Ergün’ü kutlarım…

Oyun Naşit’in dediği gibi Savaş Ağabey’in oyunundan daha yalın ve daha dingin ama onu hiç aratmıyor… Üstelik bu sayede sevgili Savaş Ağabey’i bir kez daha anıyoruz.. Oyunun tek görsel denilecek yanı sahne üstündeki oyun platformu, o da oyunu daha görkemli hale getiriyor.. Sait Faik daha da büyüyor sanki.. Naşit’in oyunundaki sıcaklık, geçişlerindeki becerisi, seyirciyle kurduğu iletişim bütün bir oyun boyunca kopmadan seyir zevkini yaşamanızı sağlıyor… Sahnede tek kişi olma özgürlüğünü kullanmak yerine Naşit’i bir kenara bırakarak Sait Faik olmak ve onu anlatmak tercihi doğru ve iyi tiyatroyu bize bir kere daha gösteriyor.. Zaman zaman Sait Faik olmaktan çıkıp ona dışarıdan bakarak üçüncü bir kişi olarak onu anlatması oyunu daha da keyifli hale getirerek seyircinin de oyuna katılmasını sağlıyor.. Dramatik olanın yanında epik oyunculuktan da yararlanması oldukça zor bir seçim ama başardığınız zaman ortaya böylesine keyifli bir şölen çıkıyor.. Mezarlıkta nasıl gülüyorsak, martıya öyle hüzünleniyoruz, hişt hişt de ise gözlerimiz doluyor… Ada vapurunu görüyoruz, Çiçek Pasajı’na çıkıp Orhan Veli ile oturuyoruz burnumuzda deniz kokusu dalgaları martıları dinliyoruz… Macit Ağabey’in deyimiyle ERMİŞ SAİT’i bir an sahneden geçerken gördüm sonra biri yanımda – HİŞT HİŞT – dedi döndüm Naşit’i gördüm. Oyun boyunca artarak yükselen performansı ve seyirciyi bir an bile koparmadan diri tutması ayrıca övgüyü hakediyor…

Özcan’ın, Ömer’in, Naşit’in Ergün’ün hepsinin emeğine sağlık, gidin görün siz de HİŞT HİŞT diyenlerden olun….
Ayrıca bu oyunu yeniden tiyatromuza ve seyircimize kazandıran Genel Sanat Yönetmenimiz Sevgili Orhan Alkaya’ya teşekkür ederiz…

HİŞT, HİŞT , SAVAŞ ABİ, SENDE SEYRET , EMİNİM ÇOK BEĞENECEKSİN…

Selçuk Soğukçay

Paylaş

HENÜZ YORUM YOK