Karagöz Sanatçısı Alpay Ekler’den Milliyet’in Haberine Tepki !

 

20 Aralık 2008 Tarihli Milliyet gazetesinin birinci sayfasında başlayan ve 17. sayfasında devam eden Ömer Erbil imzalı “Karagöz’ün başı ‘Komşu’ ile dertte!” Başlıklı Haberde gerçeklerle ilintisi olmayan anlatımlar karşısında bu basın açıklaması kişisel bir sorumluluk ve zorunluluk hale gelmiştir.

  

1-Haberin genelinden, Kültür ve Turizm bakanlığının hazırladığı bir katalog çalışmasına karşı (UNIMA) Milletlerarası Kukla Birliği Türkiye milli merkezinin eleştirileri yer almaktadır. Oysa eleştiri konusu olan ve katalogda yer alan bilimsel makale UNIMA başkanı Mevlüt Özhan tarafından benden istenmiştir. Bu ilginç durum ya haberi yapanın, ya da UNIMA üyelerinin konu hakkındaki bilgisizlikleridir. Sonuç olarak bakanlık bu konuda sayfa sınırlaması dışında herhangi bir sansür ve yönlendirme yapmadığından, makale ve makalede kullanılan görseller hakkındaki eleştirinin muhatabı bizzat UNIMA’dır.

 

2-Eleştiri sahiplerinden ikisi bizzat bana sözel olarak soru yöneltip, fikrimi sorduklarını söylemektedir. Tümüyle gerçek dışıdır. Benim bir konu anlatımında araç olarak kullandığım görseller hakkında böyle bir sohbet ya da fikir alışverişi olmamıştır. Benim adıma kullanılan beyanlar tümüyle gerçek dışıdır. Haberi yapan bu konuda benden teyit almamıştır. Ama izinsiz olarak adımı kullanmıştır.

 

3- Mustafa Mutlu tasvir yapımını göstermek için bir araç olarak görselleri kullanılan domuz tasviri için, “Anadolu’da kullanılmayan bir tasvir”, ibaresi kullanmıştır, bundan kasıt Karagöz oyunlarında kullanılmadığı ise konu hakkındaki bilgisi endişe vericidir. Aynı eleştiri Hayrettin İvgin tarafından da yapılmış. Kendisini araştırmacı olarak tanıdığımız Sayın İvgin için de bu beyan çok talihsiz olmuştur. Çünkü: “Karagöz’ün Teehhül Etmesi”,“Büyük Biyav” ya da “Karagöz ün büyük evlenmesi” olarak bilinen klasik Karagöz oyununda, Karagöz’ün çeyizi perdeden geçer. Bu çeyiz içinde, fare kapanı içinde fare, geyik sürüsü, maymun sürüsü ve yaban domuzu sürüsü de vardır. Çok ilgi çekici, absürt ve grotesk bir durum komedisi ortaya çıkaran bu bölüm oyunun olmazsa olmaz en can alıcı bölümüdür. Hem karagöz sanatçısı hem de bir araştırmacı olmam nedeniyle kanıt olarak elimde bulunan bir görsel materyali paylaşıyorum. Bana ifade etmediğim beyanı atfeden ya da ifadesi yanlış yorumlanan Orhan Kurt a ait Yaban Domuzu tasvirlerinin resimleri aşağıdadır. Bilginize sunarım:

 

 

Konu hakkındaki yazılı kaynak ise, tüm otoritelerin ana kaynağı olan, Hellmut Ritter in Karagös adlı eseridir. Bu eser Türkçeye çevrilmemiş fakat kaynak gösterilerek Cevdet Kudret’in hem bilgi(1968), hem de Yapı Kredi Yayınları arasında yer alan Karagöz adlı çalışmasında yer almıştır. Bilgi yayınlarından 1992 yılında yapılan baskısının 298. sayfasında oyundaki kişi hayvan bitki ve nesneler listelenirken şöyle denmiştir: “koyunlar, keçiler, develer, inekler, domuzlar,  atlar, maymunlar, ayılar”. Aynı yerde 326. sayfada da bu hayvanların musiki eşliğinde geçişi anlatılır. Üzücü olan hem kendine bu sanatta 40 yıl biçen bir sanatçının hem de konunun uzmanı olarak kendini tanıtan bir araştırmacının bu konudaki eksik bilgisidir. Karagöz tasvir yapımı önemli bir ön hazırlık ister. Bu kataloga hazırlanan görseller de o an atölye olanaklarınca belirlenmiştir. Yaban domuzu konusunda rastgele ortaya çıkan bu durum aslen tüm dünyaya herhangi bir kompleksimiz olmadığı yönünde bir mesaj da taşımaya vesile olmuştur. 

 

4- Yine makalede geçen ve Karagöz tasvirlerinin tasavvufi arka planına örnek olarak verilen Haham tasviri eleştiri almıştır. Bu tasvirin tercihinin ana sebebi makalede anlatılan ışıkla çizgisel hat oluşturma konusuna en iyi örnek oluşudur. Osmanlı Musevi giyiminde sarı ve siyah renkleri hâkimdir, tasvirlerde çıplak gözle algılanabilecek ışık çizgisi resme dönüştüğünde etkisi kaybolduğundan bu tasvirin görsel anlatımda etkisinin fazlalığı nedeniyle tercihi söz konusudur. Eleştirilerde “Hoş görünsün, ilgi çeksin” diye koyduğum iddia edilen bu tasvir, aynı bakış açısı ve içinde yer aldığı oyun düşünülürse aslen tam da tersine bir tepki alması gereken tasvirdir. Her dinden tutucu çevreler için bir din adamının perdeye çıkmasının hoş karşılanmaması beklenirken, bu tasvirle kime nasıl yaranılma çıkarsaması yapılabildiği hayret vericidir. Asıl ilginç olan böyle bir tasvirin olmadığı yönünde Mustafa Mutlu ve Hayrettin ivgin in açıklamalarıdır. Sanırım konu hakkında geleneksel ve sözlü gelenekten habersiz olan bu bakış aynı zamanda yazılı kaynaklara da uzaktır. İnsan 40 yılın nasıl geçtiğini, nasıl araştırmacı olunduğunu sorgulamadan edemiyor çünkü haham tasviri en çok oynatılan “Salıncak” adlı oyundadır. İlginç olan son 15 yıl içinde yapılan uluslararası festivallerin programı incelendiğinde hemen hemen her ustanın bu oyunu oynatmış olduğunun görüleceğidir. Eleştirinin can alıcı noktası haham diye değil, Yahudi diye bir tipin olduğudur. Aslen Yahudi diye bir tip yoktur. Kayserili Yahudi, eskici Yahudi, hokkabaz Yahudi… Yahu bu tiplerin genel adıdır. Haham ya da Hahambaşı da bir Yahudi tasviridir elbette. Oyunlarda bu tiplerin meslek ve yöresel durumları oyunu etkilemezse herhangi biri kullanılabilir ama Haham asla. Şimdi gelelim bu konudaki kanıtlarımıza. Metin And’ın Gölge oyunu adlı kitabında en arkada roma rakamları ile sayfaları verilmiş görsellerde haham ibaresiyle geçer.( Bu satırları yazdığım sırada kaynak yanımda olmadığından açık adresini veremiyorum. ) Fakat yine Metin And’ın İngilizce yayınlanmış Karagöz adlı eserinde 75. sayfada İngilizce olarak “Rabbi” geçmektedir. Aynı eserde hokkabaz Yahudi tasviri de 55. sayfada bulunmaktadır. Yayında geçen resim aşağıdadır:

 

 
Sayfada en alt paragrafta Yahudi tasvirleri ile ilgili, kaç değişik tasvir olduğu neler olduğu konusunda kısa bir değinme vardır.

 

Mustafa Mutlu ve Hayrettin İvgin’in açık söylemleri yanına iliştirilmiş Orhan Kurt’a ait açıklamada bu tür bir beyan yoktur, fakat yayının genelinde sanki birbirini destekleyen üç eleştiri varmış gibi bir sunum yapılmıştır.  Bu nedenle Orhan Kurt’a ait haham tasvirine ait fotoğraf da elimde olduğundan onu da sunuyorum:

 

 

Böyle bir tasvirin oyunlarda geçip geçmediğine ilişkin birinci kaynak Metin And’ın Geleneksel Türk Tiyatrosu eseridir. Kitabın 272. sayfasında, Hayali Memduh un Atatürk kitaplığındaki el yazması, Selim Nüzhet in Karagöz’ün salıncak Sefası ve Vasıf Okçugil’in Karagöz salıncakçı eserleri kaynak gösterilerek oyun anlatımında haham şöyle geçmektedir:

“…Yahudiler gelir, önde Haham, arkada Yahudi’ler tabutu taşırlar…”

Ritter’in Karagös adlı bahsedilen eserde ve Cevdet kudret’in Yapı Kredi yayınlarından tekrar basım olarak çıkan 2004 yılına ait kitabının 890. sayfasındaki tasvir listesinde HAHAMBAŞI, oyun içinde ise 913. sayfada geçmektedir.

 

Gölgenin Renkleri adlı UNESCO için hazırlanan  yayın Kültür ve Turizm Bakanlığı arşivinde bulunan Tasvir Koleksiyonu’nu içindeki eserlerin bir katalog olarak sunumu için hazırlanmıştır. Eleştiri alan makale ise başlangıçta sunulan tanıtım yazıları arasındadır. Oysa haberde bu görseller kataloğun içinde gibi gösterilmiştir. Haberi hazırlayana bu haber hazır gelmedi ise bu yanlış bilginin sorumlusu kimdir?

 

5-Koleksiyonda yapılan tespitler hakkında da yine gerçeklerle bağdaşmayan ifadeler, Hayrettin İvgin tarafından kullanılmıştır. Yaklaşık 1400 tasvirlik bu arşivin taraması ve değerlendirmesinde sanatçı Metin Özlen ile birlikte bulundum. Benzer değerlendirme daha önce UNIMA ile işbirliği yapılarak Mustafa Mutlu ve Orhan Kurt ile gerçekleştirilmişti.  Bakanlık farklı kişilerden fikir alarak bunu belirleme yoluna gitmiş olsa gerek ki, benim kimi tespitlerim de bu yolda değerlendirilmiştir. Kısaca fikrim sorulduğu ve fikrimi beyan ettiğim halde farklı notlanmış tasvirler vardır. Karagöz’ün ulusal rekabetin bir aracı yapılması üzücüdür; Fakat madem ki yapılmak isteniyor, katalogdaki iki adet tasvirin fes referansı ile böyle bir eleştiriye maruz bırakılması ve bunun manuplatif bir biçimde kamuoyuna yansıtılması mı yoksa, bu haber mi rekabette elimizi güçsüzleştirmektedir? Bunlar fes midir? Yoksa balkanlarda kullanılan daha sonra finol fes adını alan renkli takke midir? Bu akademik bir tartışmadır? Bence festir. Bu konuda herkesten önce alınganlık gösterip eleştirmesi gereken ben olduğum halde, yaklaşık 40 yıldır tozlu raflarda kalmış bu koleksiyonun kamuoyu ile paylaşılması adına bu eleştirilerimi akademik platformlara saklamayı tercih ederim. Bir araştırmacının böylesine yıkıcı bir eleştiriyi yapıvermesi çok ilginçtir. Sunduğu çözüm de daha ilginçtir: Ben yoksam değerlendirme de yoktur demektedir. Çünkü bahsettiğinin tersine  gelişmelerden UNIMA’nın haberi vardır.

 

6-Sayın Mustafa Mutlu, “Katalogda Atatürk’ten hiç bahsedilmiyor.” demektedir. Bu da ilgi  çekicidir. Çünkü kendisinin de bulunduğu ve imza koyduğu tasnifte, Hatay’ın bağımsızlığı ve Cumhuriyet dönemi eğitimini simgeleyen öğrenci tasvirlerinin, tasnif dışına (yani çöpe) ayrılmış olduğunu çalışmamız sırasında gördük ve bir dalgınlık olarak yorumlayıp düzelttik.

 

7-Eleştirinin en ilginç tarafı bu yayının Yunan karagözü ile ilişkilendirmesidir. Poülarite adına korkarım yayını hazırlayan da yayının başında epey eleştiri alan makaleyi hiç okumamıştır. Eleştirileri yapanların yaklaşımı da  aynı şüpheyi uyandırmaktadır. Makalede Karagöz tasvir yapım tekniğinin, Osmanlı mirasını ulusal kültürlerine uyarlayan Yunan ve Suriye tasvirlerine üstünlüğü özellikle vurguladım.  Fakat bu makalede Karagöz tasvir yapımı bölümünü sadece klasik Karagöz tasviri yapımı ile sınırlı tuttum. Günümüzde bu tekniği bilen ve yapan usta sayısı pek azdır. Yirminci yüzyılın ortalarında damla Nevrekânlama, elektrikle ısıtarak Nevrekânlama da geliştirilmiştir. Renklendirmede de hazır boyalar tercih edilmeye başlanmıştır. Endişem o dur ki, bu akademik ve sanatsal yönden dayanaksız eleştiriler, aslen bu tekniğe yabancı kişilerin sanatsal ve akademik endişesidir.

 

Haberin sunumu da ilgi çekicidir. Gazetenin birinci sayfasında kullanılan Karagöz tasvirinin kalıbı da geleneksel üsluptan oldukça uzak Kıbrıslı bir sanatçıya ait kalıptır. Kültürel etkileşim nedeniyle kolunun Yunan Karagöz’ü gibi uzun olması da, bacak bağlantılarının çoğu kez rastlanan yunan karagözü gibi aynı taraftan da, belden aşağı hareli haki yerine çimen yeşili kullanılması da çok doğaldır. Ama Karagöz’ü Yunanistan’a kaptırdık gibi bir içeriğin samimiyetindeki özeni göstermesi açısından da ilginçtir.  Çünkü internette Karagöz yazılınca ilk karşımıza çıkan görseldir. Ne yazık ki internet sayfasında Hacivat’ı ile birlikte yayınlanmıştır. Katalogun değil, asıl bu haberin nasıl alel acele yapıldığı ve tak yanlı bir bakış açısına hizmet ettiği buradan da bellidir.

 

Bu toplum’un birikimindeki hoşgörünün, kendine benzemeyeni başkalaştırmak ve sansürlemek anlayışına teslim edilmeyeceğini; bu bakışın bilgi, birikim ve sanat adına ne kadar cılız olduğunu, gazetecilik adına da utançlar taşıyan bu haber bir kez daha göstermiştir.

 

Saygılarımla

Alpay EKLER

Karagöz Sanatçısı

Ve

Kocaeli Ünv. Sahne Sanatları Öğr. Gör.


Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here