Amatör Tiyatrolar Birliği 4. Aydın Tiyatro – Drama Günleri – 2008

 
2005 Yılında Amatör Tiyatrolar Birliği, diğer kurumsal adıyla ATÜK (Amatör Tiyatrolar Üretim Ve Yayın Kooperatifi) olarak başlattığımız ve birliğin üyesi AY KAR YAY Aydın Tiyatro’nun yoğun çabalarıyla her yıl hayata geçirdiğimiz Tiyatro-Drama Günlerimizi 19–21 Aralık 2008 tarihlerinde 4. kez gerçekleştirdik.

19 Aralık Cuma gününün hafta içi olması ve kadromuzda farklı mesleklerde arkadaşlarımız bulunması sebebiyle ancak Cuma gecesi yola koyulabildik. Bu durum Özgür Tiyatro çalışanlarının, okullarda yapılan drama çalışmalarının örneklerini ve DİMDER Kent Tiyatrosunun sahnelediği Nezihe Meriç’in “Sular Aydınlanıyordu” isimli oyununu izleyememe şanssızlığına neden olmuştur.

20 Aralık sabahı Aydın’a geldiğimizde bizi önce yağmur sonra da Tiyatro emektarı ve AYKARYAY AYDIN TİYATRO genel yönetmeni Hüsnü Ertung karşıladı. İlk etkinlik başlayana kadar bir motele yerleşip dinlenme fırsatımızı değerlendirdik.

Saat 12.00 da yapılacak  “Tiyatro Hayatımızın Neresinde?” isimli söyleşiye gittiğimizde gördük ki Aydın insanı bu söyleşi etkinliğine pekte rağbet etmemiş. Yağmurun etkisini hesaba katsak ta yinede içimizin burkulduğunu söylemeden edemeyeceğim.DİMDER tiyatrosunun temsilcileri, genç birkaç arkadaş, kişisel konuklar ve yerel bir televizyon kanalı (ki geç geldiğinden sadece röportaj yapabildi) nicelliği ile söyleşimizi yaptık.Söyleşiye katılımın azlığını katılımcılar olarak  konuşsak da, bu konuda düşünmeye ve bizim eksikliklerimizi tespit etmeye karar verdik..

Gündüz iki çocuk oyunu oynandı. (Buca Doğa Sanat Tiyatrosu’nun sahnelediği Turgay Girgin’in “Üç Kafadar” isimli oyunu)

ADÜ Tiyatro kulübünün sahnelediği Edgard Felix’in “Çılgın Dünya” isimli oyunu ise akşamüstü 17.00 de sergilendi.

Bahsettiğim üç oyuna da yağmurun sağanağına rağmen katılım yoğundu. Bu bize çocukların ve gençlerin tiyatro-oyun sevgisinin büyüklüğünü ve Anadolu’daki isteği gösterdi.

Akşam 20.00 da ki bizim oyunumuza  (Özgür Tiyatro’nun sahnelediği Nâzım Hikmet’in

“Aşkın Vatanı Yoktur” isimli oyun.) ilgi beklenenden çok daha fazla oldu. 420 kişilik Şükran Güngör Salonunda yer olmadığı gibi (oyun başlama saatinden 20 dakika önce salon dolmuştu) yarı salon dolduracak denli insan geri döndü. 70–80 kişilik bir seyirci topluluğu ise oyunu ya yerde ya da ayakta izledi. (Bu bize bundan sonra en az iki seans oynamamız ve davetiyeli seyircilere –çünkü bilet satışı yok ama davetiyeler tüm halkın edinebileceği belirli merkezlerde dağıtılıyor- öncelik tanımamız gerektiğini düşündürdü.)

“Aşkın Vatanı Yoktur” bizim 2000–2001 tiyatro sezonunda hazırladığımız Nâzım Hikmet’in “Taranta Babu’ya Mektuplar” isimli şiir destanının oyunlaştırılmasıdır. Bu oyunu ulusal ve uluslararası festivallerde şimdiye değin oynadık ve oynamaya devam edeceğiz.Genelde faşizmin, özelde İtalyan faşizminin insanlığa ihanetini anlatan oyunumuzda Habeşistanlı bir delikanlının karısına yazdığı mektuplar dile getirilmektedir..

Var olan yoğunluğa ve konuyu anlamakta zorlanacağına inandığım genç-çocuk birçok izleyicisi olmasına rağmen oyunumuz çok olumlu bir ilgi ve dikkatle seyredildi.

“Sınırlar koyarak, işgal ederek, ezerek, öldürerek küçük bir azınlığın refahını ve mutluluğunu idame ettirmek isteyenlere karşı, biz; kendimizde, yaşadığımız coğrafyada ve dünyada var olan tüm sınırları kaldırma arzumuzu kaybetmeyeceğiz. Aşk, aşkımız, aşklarımız onları yenecek. Çünkü aşkın vatanı yoktur. AŞKIN VATANI YOKTUR” sözlerimizle biten oyun coşkuyla ve ayakta alkışlandı..

Oyun sonrasında, programda olmayan (ancak festival direktörlerinin bilgisi dâhilinde bulunan) “Piyasa..Sanat..Sanatçı..” isimli bir konferans  gerçekleştireceğimizi, arzu edenlerle 10 dakika ara verip buluşacağımızı seyircimize ilettik. Açıkça söylemeliyim ki izleyicinin bilgisi dâhilinde olmayan bu etkinliğe katılımın sınırlı olacağını düşünmüştüm. Ancak Aydınlılar beni bir kere daha yanılttı. Aradan sonra, evet yerde oturan kimse yoktu ancak salon tahmini yüzde 85 doluydu. Birden Kemal Torlak’ın memleketinde olduğumu duyumsadım. Bedreddin’in kanlarım(n)da dolaştığı duygusunu hissettim. Estetik ve entelektüel bir hazzın yanında eşitlikçi ve özgürlükçü duyular insanı gönendiriyor. Biraz didaktik de olsa konuşmam hem eğlenceli hem de düşündürücü geçti kanısındayım. Dinleyicinin konuşma sonrasındaki içten alkışı ve gözlerindeki parıltılar bu düşüncemin dayanakları olsa gerek.(Söz aramızda Hüsnü hoca sanırım bana ilk kez böyle sarıldı.)

Akşam güzel ve uzun bir sohbetten sonra uyuduk ve Aydın’ın güneşli sabahına uyandık. Tralleis yürüyüşünün başlangıcına katıldık, önümüzde eşeğe ters bindirilmiş insan kardeşimizi bir süre takip ettikten sonra dostlara selam ilettik ve Aydın müzesinin kıyısından geçip, zeytinyağlarımızı pazardan alarak Ankara’ya doğru yola koyulduk.

Bizden sonra AYKARYAY Aydın Tiyatro Çetin Altan’ın “Mor Defter” isimli oyununu oynadı. Biz (tarihsel-ekonomik) zorunlulukların kurbanı olup bu oyunu izleyemedik ama Ocak ayında Aydın’da oyunu seyredeceğimize söz verdik. Oyuna katılımın çok yoğun olduğunu ve büyük ilgi gördüğünü Aydınlı dostlarımızdan öğrendik ve bu da bizi çok memnun etti. Aydın festivalimizin sürekliliği ve ilginin istenen boyutlarda olması festival yürütücülerinin ve bizim kafamızda, daha geniş kapsamlı hatta uluslararası bir etkinlik düşüncesini oluşturmaya başlamıştır. Bu konuda geçmiş bilgilerimizi elden bırakmadan ve ayakları yere sağlam basan projeler geliştirmemiz gerektiğini biliyoruz. 

Özgür Tiyatro için 4 yıllık AYDIN buluşması:
 
1. yılında yürüyüş coşkusu ancak organizasyon eksiklikleriyle
2. yılında ATÜK sürecindeki anlaşmazlıklarla
3. yılında anlamsız ve anlamamaya yönelik sansür suçlamalarıyla
4. yılında da provokatif kişisel tepkilerle geçse de; 
            (ki yukarıdaki tüm sorunlar festivallerde olasıdır) 

Başlangıcından beri organizasyonda olmamız, Aydınlılarla kurduğumuz tiyatral ilişkinin zenginliği, festivali AYKARYAY yöneticileriyle birlikte yaşatma sorumluluğumuz ve duyumsadığımız gelecek güzel günler, (düşüncelerimizle-yaşantılarımızla) önemli ve anlamlıdır.

Artık yapılması gereken “AMATÖR TİYATROLAR BİRLİĞİ 5. AYDIN TİYATRO-DRAMA GÜNLERİni daha iyi nasıl yapabiliriz?” sorusunu sorarak önümüze bakmaktır.

ÖZGÜR TİYATRO Aydın’lılara, eşitlikçi-özgürlükçü bir dünya düşünü ve antifaşist-antikapitalist selamını götürmüş ve bu selama “bil mukabele” yanıtını almıştır.

Zaman 600 yıl önceki emeğe ve düşe dönme zamanıdır..

Zaman bedreddin yiğitlerinin mücadelesini yeniden oluşturma zamanıdır..

Zaman Aydında TORLAK KEMAL olma zamanıdır..

Selam olsun AYDIN ellerinin yiğit tiyatrocularına, tiyatro severlerine..

Selam olsun Aydın festivalini ve bizleri selamlayanlara..

Selam olsun AMATÖRLERE…

ÖZGÜR BAŞKAYA
ÖZGÜR TİYATRO
AMATÖR TİYATROLAR BİRLİĞİ

Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here