Var Olma Savaşı İçerisinde, Yok Olanların Hikayesi; Hiç Bir Şey (İhsan Ata)

‘‘Hiçbir şeyi’’ oynamamak, onlara ‘’hiçbir şeyi’’ kaybettirmez!

Bir ofis düşünün! Pencereden görünen gökdelenlerle, elit bir yerde olduğu belli edilen bir ofis. Bu ofiste işler iyi gitmiyor. Hiç beklenmeyen bir anda bir kadın gelir.Daha önce beraber çalıştığı, sonra aynı yatağı paylaştığı için hamile kalan ve 10.000 $ ını da almak için bir borsacıyla görüşür. İnsanın zihnini patlatan,sonunun farklı olabileceğini düşündüren,ama değişim göster(e)meyen zayıf bir metinle karşı karşıyayım. Yazarın oyun hakkındaki düşüncesi ise şöyle ‘‘Hiçbir Şey, yalnızca paradan para kazanma hırsıyla çalışan yeni genç kuşağın yaşamlarından ibret verici bir kesiti eleştirel bakışla yansıtıyor. Günümüzde geçen oyun, iş dünyasındaki genç kuşağın kazanmak için birbirini ezip geçen çıkarcı, acımasız, duygusuz, şiddet ve nefret dolu yaşam biçimlerini gerilimli bir atmosferde sergiliyor. Hiçbir Şey ‘Yeni dünya Düzeni’nin bir panoraması aynı zamanda’’

Havada kalmış metin!

Hiç şüphesiz Çelikezer iyi bir yazardır. Yazarlığından çok, televizyonlarda reyting rekoru kıran,uzun süreçli bazı dizilerle tanıyoruz. Bir döneme damgasını vuran ‘‘çocuklar duymasın’’ ve ‘‘ayrılsak da beraberiz’’ hatırladıklarımdan bir kaçı. Yazarın;Kazan dairesi,Otopark cinayetleri,Bir kuşluk vakti,Mutlu beraberlik,Yağmurum olsana,Yanlış adamlar ve Hiçbir şey adlı toplam 5 tiyatro eseri bulunmaktadır.

Hiç bir şey adlı metine gelecek olursak. Bir ofis düşünün! Pencereden görünen gökdelenlerle, elit bir yerde olduğu belli edilen bir ofis. Bu ofiste işler iyi gitmiyor. Hiç beklenmeyen bir anda bir kadın gelir,daha önce beraber çalıştığı, sonra aynı yatağı paylaştığı için hamile kalan ve 10.000 $ ını da almak için bir borsacıyla görüşür. Ofisine girip kasayı açmalarını ve içerisinde bulunan, birkaç milyon değerindeki kağıtları almalarını ister.Kısacası Hırsızlık yapmalarını(!) Bunun 10.000 $ ı kadın alacaktır. Geri kalanını hırsızlığı yapan metin ve hakan karakterleri alacaktır. (Konunun farklı olduğunu,bütünlüğün bundan oluşmadığını,yada betimlemenin farklı anlamlar taşıdığını söyleyenler varsa,açıklasın, tartışalım.)

İşte bu noktadan sonra yazara sormak istediğim birkaç soru.

1. Kadın, adamı daha önce görmediği ve tanımadığı halde hırsızlık yapmasını hangi cesaretle ister?Bu geçişi inandırıcı kılması için bir öncesi olmamalımıydı?

2. Daha ilginci, adam bunu nasıl kabul eder? (şayet işler kötü gittiği için ise,
hiç tanımadığı kadına nasıl güvenir?)

3. Kürtaj için paraya ihtiyacı vardır. Henüz işi yapmadan ve kasadaki kağıtlardan emin olmadan, Hırsızlık yapacakları ofisin anahtarını dahi denemeden, daha önce hiç görmedikleri kadına parayı nasıl çıkarıp verirler? Diğer taraftan Kadın 10.000 $ için gelmişken verilen harçlığı nasıl kabul eder? Bu ne kadar inandırıcıdır?

4. Aslı karakterinin 10.000 $ parası nasıl,neye dayanarak bu adama verir? Bu konular neden işlenmez?

5. Son olarak, soygun gecesinde kadın çıkagelir. Ve kasada çalınmayı
bekleyen kağıtların olmadığını söyler. Peki bu nasıl olur? Kadın söylediği
gibi aşağıdan ışıkların kapanmasını bekliyor,sonra ışıklar kapanınca
yukarıya geliyor. Anahtar adamlardayken kasada bulunan kağıtların olmadığını içeri girmeden nasıl bilir ve aldığı parayı neden getirir?

6. Bu sorulara cevap ararken,en masumane düşüncelerimle kadının gizemli biri olabileceğini,adamları kandırıp,polis baskınıyla bir iktidar kavgası olabileceğini,yada bu adamlara hırsızlığı yaptırıp,aslında olmayan o 10.000 $ havadan kâr elde edeceği vs. gibi kafamda senaryolar yazarken beklediğimin aksine başladığı gibi bitti.Üstelik birde aşk tragedyasını izledik.


Oyuncuların yorumu

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu tarafından sergilenen ‘‘çöplük’’ adlı oyunla, rejisine hayran olduğum Alpay Ulusoy’u, bu kez Hakan karakterindeki oyunculuğuyla izliyorum. Bu ustanın yönetmen olarak Türk Tiyatrosuna daha fazla katkısı olabileceği düşüncesindeyim. Kendisini daha iyi yansıtan,düşüncelerini daha net ifade edebilen bir reji olarak görüyorum kendisini. Bu zayıf metnin içerisinde kaybolup gitmiş sayın Ulusoy. Gelelim sahnedeki yorumuna…

Hakan (Alpay Ulusoy)
Daha oyunun ilk sahnesinde yer alan battaniyeyi, ofisin dış kapısından atmasını pek tuhaf karşıladım.Bunun yanı sıra mutfağa attığı telefon rehberi ve arkadaşını işyerinden çıkartma çabalarındaki performansı, oyundaki tek komik öğe olarak karşımıza çıkıyor.Diğer taraftan oyun boyunca sahnede taşıması gereken o sakin ruh halinden hiç çıkmıyor. En son sahnedeki Metin karakterinin aslıyı dövüp,sahneyi yıkmasında dahi bu biçemden ayrılmıyor. Tamamlayan bir karakter.

Aslı (Bengisu Gürbüzer Doğru)
Harika bir iş çıkarttığını söylemeliyim. Ruh hali, psikolojik yansımaları,tedirgin halleri,mıymıy,ve korktuğu zaman kekeme bir kadın tiplemesi oldukça iyi .Duygu dolu sahnelerdeki ağlaması,dayak yediği sahnedeki haykırışı insanın tüylerini diken diken ediyor. Üstün performansı alkışı hak ediyor.

Metin (Yıldırım Gücük)
Hakana zıt bir karakter. Oyunun en fişek adamı. Sinirli ve her an ne yapacağı belli olmayan bir adam.Dağınık ve çapkınlığı seven bir yapıya sahip. 60.000 $ nasıl kaybettiğini anlayamasam da, genel şemadaki kızgınlığı, soygun gecesi tedirginliği, son sahnedeki kadına olan öfkesi ve dekoru yıkıp geçtiği hallerdeki duygu tonları,yüzüne yansımaları,içten içe ağlayışları ve çaresizliği o kadar iyi sahneye taşıyordu ki inanmamak elde değil. Bu üçlünün böylesine zayıf ve anlamsız bir metinde harcanması çok üzücü.

Yönetmenin yorumu ve sahne üzerindeki etkisi

Ömer Naci Topçu, bu zayıf metni elinden geldiğince bir bütünlüğe sokmaya çalışsa da, metnin öne geçtigi durumlar yüzünden, oyunu zaman zaman anlamsız kılan ögelerden kaçamamış. Oyun görsel öğelerle sahneye taşınsa da yönetmenin bu anlamda metni daha iyi bir hale getirebileceğini sanmıyorum. Üzerine düşeni fazlasıyla yapmış bir reji vardı bu akşam. ‘‘Saat kaç? On dk. var’’ vs. gibi sözcüklerin anlamsızlığı ve oyun üzerindeki etkisi şüphesiz işini daha da zora sokmuş. Görsel anlamda seyirciye hitap etmeye çalışmış. Gerek dekoru ile gerek efektleri ile oyunu bir parçada olsa dinlendirmeyi başarmış. Teknik ekip ve sahnedeki oyuncularla uyumu ve üzerindeki etkisi, başarılı performansı hiç yabana atılmayacak cinste.

Sahneye yansıyan bazı hatalar elbet var. Örneğin,teypten gelen sesten sonra müziğin kesilmesine rağmen, laptoptan çıkan sinek vızırtısını andıran kısık müziğin, cümleleri kesmesini anlayamadım. Hiç lüzumu olmayan bu müzik neyin nesi?

Diğer taraftan ve kesinlikle anlam veremediğim ilk perdenin bittiği o sahne! İlk perde sonunda kadının fark edilmesi için teypten sesin yükseldiğini görüyoruz. Ve perde öyle bitiyor. Ama her nedense ikinci perde kaldığı yerden devam etmiyor. Haliyle ilk perdedeki son sahne, sorular bırakarak ikinci perde de cevap verilmeyi bekliyor. Ama cevap verilmeden atlanıyor. Bu çözümlenmeyi bekleyen sahne, kadına parayı verip göndermek olduğu ve kadının olmadığı bir anda gizlice konuşurken kadın odaya girdiğini fark ettirmek için teypten gelen sesi yükselmesi, sonrasında ne oluyor? Metinde kopuk olsa bile, neden es geçilmiş,neden bağlanmamış kavrayamadım.

Soyacakları ofiste kimsenin olup olmadığını öğrenmek için, kendi işyerlerinden aramaları tam anlamıyla bir kaos! Bir soygun gerçekleşse ve telefon kayıtlarına bakılsa birinci dereceden zanlı olarak kendilerini ele verecekler. İnandırıcılık çok zayıf. Daha kıvrak bir yol bulması gerekirdi yazarın.

Genel anlamda Metin zayıflığı oyunculuğu etkilese de başarılı bir uyum içerisinde geçti. Eğer oyun seçimleri yönetmene bırakılırsa yönetmenin kurgusu ve yorumu çok daha sağlıklı olacağı inancındayım.Son sahnedeki koltukların fırlatılması camın kırılması ve kırılan camdan gelen rüzgarın sesi insanı etkileyen bir reji anlayışı.

Dekor tasarımı
Soldaki yazı tahtası,arka sola koridor yaparak geçiş sağlayan mutfak, önünde çalışma masası sehpa ve misafir koltuğu,orta en arkada klasörleri gösteren dolap, hemen üstünde pencere, açıldığı zaman muhteşem bir gökdelen resmi koyarak insanın aklını başından alan bir tasarım sunmuş. Sağ arkada askılık, hemen yanında içki şişeleri, önünde tekli şık koltuklar, laptop,yerdeki halı, masa üstü aksesuarlarıyla en ince ayrıntılarına kadar düşünülmüş mükemmel bir dekor anlayışıyla H.Güven Öktem başarılı bir iş çıkarmış.

Giysi Tasarımında Gül Erme iyi. Işık tasarımındaki Ahmet Karademirin efektleri, oyuna başlı başına anlam katar nitelikte ve çok başarılı. Söylenecek söz bırakmamış.

‘‘Hiçbir şey’’ 7 kişilik edebi kurulu tatmin ettiyse, Anadolu’da bundan çok daha iyi metinler olduğu gerçeği unutulmamalı. Ha eğer Raşit Çelikezer ismi kendilerine referans olduysa, Refik Erduran yönetimindeki bu heyet, kendilerini bir kere daha sorgulamalılar.Zira oyun okunmadan onay almış gibi(!) ‘‘Hiçbir şey’’i izlememek hatta oynamamak onlara hiç bir şey kaybettirmez. Merak etmeyin.

İhsan Ata

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here