Daire 4 – Gaziantep STO (Ümit Söğüt)

Tiyatronun o realitesini, yaşanmışlığını, renklerini ve büyük üstatlarını teker teker yitirip yerini televizyon ve sinemanın soğuk iletişimine ve sahte renklerine bıraktığı biz zamanın tam içerisindeyiz. Shakespeare in dediği “Tiyatro hayatın ta kendisi, hayat sahnede…” sözünün ilk kısmını uyguladığımız, sokakta herkesin rol yaptığı ve kendisi gibi davranmayarak işini yürüttüğü, insanların bırakın sahneye çıkıp tiyatro adına bir şeyler yapmayı, evlerinden kalkıp tiyatro salonlarına dahi gitmeye üşendiği bir devirdeyiz. Tiyatromuzun geleceği için endişeliyim.

28 Nisan akşamı bu sezon Gaziantep’te nasiplendiğim tiyatro yağmurunun -Devlet Tiyatrosu’nun sezonu kapatmasıyla- dindiğini düşündüğüm bir anda, Okul Müdür Yardımcım Sn. Murat COŞKUN’UN daveti ile adını daha önce hiç duymadığım Seyir Tiyatrosu Oyuncuları tarafından sahnelenen Daire 4 adlı oyunu izleme fırsatı buldum. Bu arada 10 yıldır Gaziantep’te ilk ve tek özel tiyatro olarak sanata hizmetini hiç aksatmadan sürdürmüş olan bu ekibin adını daha önce hiç duymamış olmak tamamen kendi kabahatimdir, kabul ediyorum.

Oyuna giderken amatör bir ekip izleyeceğimi düşünerek beklentilerimi çok da yüksek tutmamaya çalıştım çünkü bu sezon izleyeceğim sanırım 20. oyun olacaktı ve bundan önceki oyunlarımın çoğu Devlet Tiyatrosu oyuncuları tarafından sahnelenmiş temsillerdi. Bir de üzerine Büyükşehir Belediyesi adına çalışan Şehir Tiyatrosu’nun Brecht oyunculuğundan habersiz sergilemeye çalıştığı “Carrar Ananın Tüfekleri” piyesinden sonra bu şehirde amatör tiyatroların bu işi beceremediği düşüncesine kapılmıştım. Mükemmel olanaklarla ve gözalıcı bir dekor çalışmasıyla adı Şehir Tiyatrosu olan bir ekibe yakışmayan 40 dakikalık bu performans gerek kısalığı ve bilhassa oyuncuların sahnede sadece rolünü okuyup okuyup çıkmaları nedeniyle piyes kelimesini fazlasıyla hak ediyordu. Amatör bir ekip dedim fakat ben bu işi meslek edinmiş ve sadece bu işi icra ederek hayatını kazanan insanlar dışındaki bütün ekiplere amatör ekip derim. Oysa oyun izlediğim 20 oyun arasında ilk 5 e girecek kadar profesyoneldi.

Oyunu öncelikle fiziksel koşullar olarak ele aldığımda dekor açısından cılız kalmıştı. Bir emlak bürosunda aksesuar olarak akordeon panolara satılık kiralık gayrimenkul ilanları iliştirilip masanın arkasına koyulsa, masaya emlakçı ifadesi yazılması yerine, düşünüp komik bir dükkân ismi ya da tabelası eklense daha komik olurdu diye düşündüm. Ne de olsa bu dekor tek sahnede kullanılacak ve oyuncuların profesyonellikle ev sahnesini yapmaları için kullandıkları loş karanlıkta bir akordeon panoyu alıp içeri atacak kadar zamanı olacaktı. İçeri atmasalar da olurdu, ne de olsa ilk sahnedeki masa sahnenin bir kenarında hiç kullanılmasına rağmen kalmıştı ve bence kenara iyice sindirilmiş ve boş duran bu masa orda hep bir kalabalık olarak kaldı. Ev havasına katkı sağlaması için biraz daha sahneye yakın ve üzerinde çiçek gibi bir aksesuarla oyuna dahil edilebilirdi diye düşündüm. Bu arada oyunda kullanılan çekyat kırılmakla kırılmamak arasında ne kadar gidip geldiyse ben de o zor sahnelerde o kadar dua ettim bir terslik olup da oyuncuların konsantrasyonunun bozulmaması için. Diğer temsillere dayanamayabilir benden söylemesi. Yine arka fon olarak bir pencere dekoru kullanılması daha çok ev havası verirdi. Şükür belediyenin güzel bir perde tasarımı vardı da fazlaca bir eksikliğini hissetmedik oranın.

Işık daha etkili kullanılabilirdi. Salonun mevcut ışık düzenini tam bilmememe rağmen şunu diyebilirim emlakçı dekoruyla ev dekorunda kullanılan ışıklar birbirinden farklı seviyede olmalıydı. Emlakçı sahnesi daha yoğun ışık altında ev sahnesi daha kısık olmalıydı gibi. Sibel’in telefonda konuştuğu yerlerde nokta ışık kullanma imkanı varsa kesinlikle yararlanılmalı arka planda kalan diğer oyuncu arkadaşlar freze olmalı, telefonda konuşan Betül olabildiğine sahneyi açmalıydı. Oyuncuların sahneye seyirciler arasıdan girdikleri zamanlarda da salonun ara koridorunu aydınlatan bir ters ışık oyuncu girişini daha etkileyici kılabilirdi..

Efekt konusunda oyunun fazlaca bir efekti ya da efekt problemi yoktu. Zil yerindeydi. Fakat aralarda çalınan müzikler birbirine ve ortama daha uyumlu olabilirdi. Ve selamlama sahnesi de dahil daha orijinal, fazlaca bilinmeyen ve tamamıyla enstrümantal ama sağlam tempolu Can Atilla tarzı müziklerden faydalanmak yerinde olabilirdi.

Metin ve içerik tek kelimeyle mükemmel. Oyunculardan birisi olduğunu anladığım senarist en küçük detayı bile gözden kaçırmamış. Kurgusu yerinde bir metin çalışması olmuş ve bence en kısa zamanda Devlet Tiyatrosu havuzuna dahil edilmesi gereken eserler arasında diyebilirim. İnsanların ürün verme konusunda da tembelliğini sürdürdüğü bir ortamda yerinde bir çalışma olmuş. Bir yabancı dil eğitmeni olarak fazlaca batı kültürüne maruz kalmış olmanın, bütün bir İngiliz edebiyat tarihini ders olarak almış olmanın aksine tiyatroda yerli yazar ve yerli konu her zaman artı bir puan kazanmıştır benim için. Oyunun sonu klasikliğin dışında ve etkileyici, perde arası yine merak uyandırıcı bir şekilde düşünülmüş.Bu sene Devlet Tiyatrosu repertuarına girmiş Neil Simon oyunlarını (Aykırı İkili ve Artist Olmak İstiyorum) izleyenler de bana bu konuda hak verecektir. Sitcom tarzının tiyatroda ne kadar sıkıcı olduğunun mihenk taşları bu iki oyuna inat konu aşina ve kültür bizim olunca üzerine bir de STO nın oyunculukları eklenince ne kadar da zevkli bir hale geleceğini gördük “Daire 4” te. (Bu arada oyun için orijinal bir isim olmasına karşın neden başka bir rakam değil de 4 bana bilen birisi cevap verirse sevinirim.) Açık oyun geleneklerinden faydalanılması da seyirciye ayrı bir samimiyet hissi kazandırmada başarılıydı. (Lan ışıkçııı, teknik personel vs.)

Üniversite yıllarını Erzurum’da geçirmiş ve herkes gibi Hacı bir ev sahibi olmuş biri olarak da ayriyeten oyundan keyif aldım. Zira bizim ev sahibimiz pastırma tüccarı değildi ama Kayserili olmamız itibariyle bizim ev halkına potansiyel Kayserili pastırma tüccarları gözüyle bakarak kirada zam yapıyor, eve dişi sinek girse peşinden yapışıp soluğu evde alıyordu. Oyunda kendimi buldum. Bu oyunu daha önce izlemiş olsam Sertan ağabeyin yaptığı gibi hareketler geliştirme fırsatım olabilirdi belki.

Bir oyunun başarıya ulaşabilmesi için bize hep, siz sahnede zevk alırsanız sizi izleyen seyirci de sizden zevk alacaktır diyen rahmetli yönetmenimin ne denli haklı olduğuna bir kanıttı bu oyun. Oyuncular baştan sona kadar girmiş oldukları rolün, şive, jest ve mimiklerin hiç dışına çıkmadıkları gibi seyircilere sahneden pozitif bir enerji vermekte de oldukça başarılıydılar. Sürekli hareket halinde olmaları da oyunun durağan olmasını engelledi. Roller kişilere tam oturmuştu. Daha güzel oynanamazdı bence. Her bir oyuncu arkadaş kendisinin en iyisini yaptığı gibi daha önce birçok oyunda izlemiş olduğum karakterlere göre de açık ara iyiydiler. Betül karakterini canlandıran oyuncunun sesinde biraz problem vardı ama salonun arka kısımları boş olduğu için de bir yetersizliğe mahal vermedi. Oyunun perde arasında arkadaşlara iki şeyden bahsettim. Bir Ege şivesi tam oturmamış gibiydi ki sebebinin yine oyunu bir parçası olduğunu 2. perdede anladık diğeri ise manuel eski bir radyoda kanalın kumanda ile değiştirilmesine ne gerek olduğuydu bunu hala çözebilmiş değilim. Komedi unsuru olsun diyeyse çok küçük bir detay olmuş esprinin anlaşılması güç.

Sonuç itibariyle bu şehirden ayrılmama sayılı günler kala aklımın bir kenarında her zaman kalacak başarıda bir oyun izlediğim için memnunum. Önümüzdeki sene için kendi kuracağım ekipte oynatacağım oyunlar hazır fakat bu oyunu da ilerleyen yıllarda repertuarıma almak metnine ulaşmak istediğimi de yürekten belirtmeliyim. Yazımın başında belirttiğim tiyatro adına endişelerimi hafifleten Gaziantep ve tiyatro adına bütün olumsuz düşüncelerimi yıkan bu oyunun uzun süre sahnelenmesi, reklâm ve afiş desteğinin artırılası ile daha büyük kitlelere ulaşması dileklerimle;

Oyunda sahne almış sanat büyüklerimin önünde saygıyla eğilerek ve bu oyunu ayakta alkışlayarak biraz da daha erken tanışıp beraber çalışamamış olmanın burukluğu ile yazımı sonlandırmak istiyorum.

Daire 4 büyük bir daire ve tüm tiyatro severleri sıcaklığıyla bekliyor lakin emlakçı möhsiiin e biraz kaparo biraz da komisyon vermeyi göze alacaksınız.

Ümit SÖĞÜT
01.05.2008 – Gaziantep


Paylaş   

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here