Suyunun suyu lezzetli olur. Sayın Koksal’a (İhsan Ata)

Güncel Türkçe Sözlük’te Söz
garip
sıfat
Arapça ¦ar³b

1 .     Kimsesiz, zavallı.

 

İsterseniz birde zavallıyı aratalım konu net anlaşılması adına.

 

Güncel Türkçe Sözlük’te Söz

zavallı
sıfat (za’vallı)

1 .     Kimsesiz, zavallı.

 

Ayrıca ölürken cebinde sadece 38 krş çıkmasını da örnek olarak gösterebiliriz. Ama nesnelciliğin yerini öznelliğin alması beni rahatsız ediyor.  Kaldı ki Türkiye’de yaşayan hangi edebiyatçımız bolluk ve bereket içerisinde yaşadı? Türkiye’nin sanatçısına gösterdiği değer ortada.  

 

Diğer taraftan oyunu anlatan kısım, neden sahiplenme ihtiyacı hisseder?

Burada duyguların değil tanıtımın yapıldığı bir bolüm. Orhan veli’yle özdeşleşmiş Müşfik Kenter’in yorumundan sonra farklı bir oyuncu tarafından yıllar sonra sergilenmesi , elbette beni rahatsız etmedi. Kaldı ki yazımın sonunda devamlı bu edebiyatçılarımızın hayatları sergilenerek seyirciye tanıtılması gerekir diye bas bas bağırdım. Bir magazin eleştirmeni gibi, sadece işinize gelen kısımları keserek almanız ahlaklı bir kaleme yakışmaz. Sadece sayın Eraslan’ın cesaretinden dolayı bunu söyledim. Kaldı ki sayın Eraslan’ın Ağaçlar ayakta ölür adlı oyunda oyunculuğunu yere göğe sığdıramadığımı çok iyi bir oyuncu olduğunu söyledim.

 

Bknz : http://www.tiyatronline.com/yelestri163.html

 

Azizim şunu bilmelisiniz, oyun herkesin bildiği klasik bir oyunsa , eleştirmen yapıttan çok yorum üzerinde durur. Bende yapıttan çok yorum üzerinde durdum.

 

Eleştiri özneldir. Ama nesnel bir temele dayanır. Bu yüzden değerlendirmeye eleştirmenin kişisel görüşü ve beğenisi de karışır. Haliyle birbirinden bağımsız eleştirmenler bir oyunu beğenip beğenmemesi doğaldır.   Eleştirel düşüncenin ereği gerçekleri açığa çıkartmaktır. Bu nedenle otoriteye temelinden ters düşer. Benim amacım karşı çıkmak değil, açığa çıkartmaktır. Siz oyunu sahiplenerek beğeni ölçütünüz bu anlamda eleştirimle ters düşmesi kadar doğal bir şey yoktur.

 

Sahnede oyuncu karaktere bürünmelidir.

 

Ben sahnede sayın Eraslan’ı değil, Orhan veli’yi izlemek istiyordum. Yalnız bunu bir kurguyla bir tiyatro gösterisi olarak izlemek isterdim. Müşfik Kenter’in yorumu aynı olabilir, ses tonunun güzelliğinden seyirciye güzelde gelebilir. Bir seyircinin beğeni ölçütü bu kadar yadırganabilir mi?

 

Şairin yaşadığı yıllar ile oyuncunun giydiği kostümler, o donemi yansıtmalı. Kostüm hangi şartlarda olursa olsun uyumsuzdur.

 

O kadar akademik eğitim aldığınız halde Aristo mantığı-anlayışını öğrenmemişseniz ben açıklamaya çalışayım. Ölçülü-ideal-gerçeksel bir yapıya sahiptir. Diğer taraftan eleştirinin eleştirisini yaparken gereksiz, anlamsız gibi kelimeler kurarak karşıyı aşağılamanız basit ve ucuz bir yaklaşımdır.   Bir eleştiriye bu kadar kapalı olmanız , yaptığınız sanata ters düşmektedir.

 

Nalan Alaylı’yı tanımam. Kişiliği hakkında herhangi bir yorumda yapmadım. Ben yapıtını sorgularım. Beğenmediğim bir iş yaptığı için temeline inmem. Sadece o oyundaki görevi için sorgularım. Hassasiyetiniz takdire şayan ama, algılayamadığınız şu; bir oyuna ne kadar kafa yorulursa yorulsun, ne kadar müthiş hazırlanırsa hazırlansın seyirci beğenmeyebilir.

 

Eğer sayın Eraslan sahnede Orhan Veli’nin şiirlerini okuyan biriyse en başından beri, spor kıyafetle, permüjde kıyafetle de gelseydi değişen bir şey olmayacaktı.

 

Devamlı takıldığınız imla hataları işin özünden kopmanızı sağlamış. Herhangi bir sonuça ulaşmak için değil, sadece sırf beğenmediği için aşağılamaya kadar gittiğiniz eleştirmeni sorguluyor.

 

Eleştiriye açık bir iş yapıyorsanız, gelen her türlü eleştiriyi saygıyla ve nezaketle karşılamalısınız. Ağızdan köpükler akıtarak değil, sakin bir kafayla karşıyı irdelemelisiniz. Hakaret etme hakkınız hiçbir zaman bulunmuyor. Bu tutumunuz sanatınıza olan saygı değil, karşıyı suçlamak ve eleştirmeni bertaraf ettiğinizi gösteriyor.

 

Her yapıt kendi içerisin de bir bütünlüğü bozmayacak şekilde ele alınır. Ben oyunu beğenmezken, dekoru beğenebilirim, ışığı beğenebilirim. Kurunun yanında yaşta yanmaz. Oyun kotu diye ışık tasarımcısının başarısını göz ardı   edilemez. Sizde bunu anlayın.

 

Son olarak sayın koksal ; gottsched klasik Fransız tiyatrosunu örnek alarak alman tiyatrosunun kurulmasında onculuk yapmış, halk tiyatrosu iken klasik tiyatro anlayışını getirerek devrim yaratmış bir eleştirmen, lessing ise özgür ve esnek anlayışla sheaskpeare’yi alman tiyatrosuna getirmiş eleştirmenlerdir.

 

Ama maalesef Türkiye’de eleştirmenlerin varlığı hiçe sayılması bir yana yok edilmesi için uğraşılmakta.

 

Bu tutumunuzu İzmir Devlet Tiyatrosu olarak almıyorum. Aksi taktirde İzmir devlet tiyatrolarınca sahnelenen hiçbir oyunu bundan böyle izlemeyecektim. Ama madem beğenmediğiniz bir üsluba sahibim, bundan böyle   içinde yer aldığınız hiçbir proje hakkında yorum yapmayacağımı bilmenizi isterim.

 

Yazım yanlışları bana aittir. Oyuna değer verip izleme gafleti de bana aittir. Bu polemiğe dönüşmemesi için , bundan sonraki cevap niteliğindeki yazılara cevap verilmeyecektir.
 
İhsan ATA
14.01.2008

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here