TİYATRO YAPMAK (S. İlker Güler)

Genellikle toplumumuzda tiyatro yapmak isteyenlere karşı oluşan bir ön yargı var. ”Tiyatro yapan açtır.”, ”Orada hep pislik var, bela var”,”Kötü yol…” gibi ağır, kaba ve bilinçsizce kullanılan laflar var. Nedense bunu söyleyen insanlar hayatında hiç tiyatroya gitmemiş ya da gidip de oyunla ilgilenmemiş kişilerdir. Hatta kızarlar çocuklarına “Sakın tiyatroya falan gireyim deme, derslerin aksar!” diye. Halbuki bilmezler ki baskıcı toplum ve eğitim sisteminde, çocuklar tiyatro yoluyla bu baskıdan rahatça sıyrılabilecek ve içinde birikenleri bu yolla dışarı atabilecek.

Aslında bu konuda onlara az da olsa hak vermiyor değilim. Çünkü seyircimiz sanatçılar tarafından ne kadar eğiltildi ki ya da okullarımız çocuklarımıza gençlerimize bu konuda ne kadar bilgi verdi ki. Hiç! Ya da çok az…


Örneğin benim başımdan bir olay geçti, sizlerle paylaşayım:

Kardeşim OKS’ye girmeden önce okuluna bakmaya gittim. Baktıktan sonra otobüs durağına geri döndüm, orada benim gibi otobüs bekleyen orta yaşlı birisi vardı. Dikkatlice beni süzüyordu. Sonra hiç vakit kaybetmeden sohbete girmeye çalıştı: “Merhaba” dedi. “Merhaba” dedim. Uzun bir laf salatasının ardından bana okuyup okumadığımı sordu, okuduğumu, ayrıca tiyatro yaptığımı söyledim. Önce bana “Orada para yokki oğlum, güzel bi hayat değil” dedi. Bu lafın üzerine sinirlenmedim desem yalan olur. Ama öyle fevri davranmadım. İlk önce ona hangi işte çalıştığını sordum. Bana “Elektrikçiyim, Tedaş’ta çalışıyorum.” dedi. “Aldığın ücretten memnun musun?” dedim. ”HAYIR” dedi. “Peki işinden memnun musun?” dedim. Cevap yine ”HAYIR”
”İşte sonuç ortada abi, çalıştığın işten de memnun değilsin aldığın paradan da…” Oysa ben yapmak istediğim şeyi yapıyorum, bugün hangi işte acemilere iyi para veriliyor ki ya da o kişide bir şeyleri görmeden ücreti tam olarak veriliyor ki? Ben her ne olursa olsun yapmak istediğim şeyi yapıyorum, yapacağım da! Bu lafın üzerine ”Aslında sanat iyi bi şey yaa!” dedi. “Peki siz daha önce tiyatroya gittiniz mi?” dedim. Cevap yine ”HAYIR.”

İnsanlarımız neden sanata önem vermiyor, neden ona sürekli kötü bir şeymiş gibi bakıyorlar ki, neden bu eğitimsizlik, neden bu insanların kendini geliştirmeme çabaları… Bu insanlar tiyatronun içeriğini bilmeden laf söylüyolar. Aslında sadece tiyatroda değil, her alanda bizler her şeyi bildiğimizi sanıyoruz. Halbuki BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR SAHİBİ OLUNMAZ!


Birincisi; hangi işte ilk başlayan ve eğitimsiz kişiler doğru düzgün para alıyor ki?
İkincisi; hangi yerde pislik yok ki, kendini korumadıktan sonra o pislik sana her zaman, her yerde bulaşır.
Üçüncüsü; tiyatroyu beğenmeyen insanlar ilk önce bu konuda biraz okuyun, acaba tiyatro neymiş diye bir bakın.

Tiyatro insanı insana insanla anlatan bir sanattır. Acaba çoğu insan o sahnede kendi yanlışlarını görmekten mi korkuyor bu yüzden mi böyle yaklaşıyor diye düşünmüyor değilim. Aslına bakarsanız ‘soytarılık’ diye baktıkları tiyatroya büyük bir saygı duyuyorlar; çünkü bizler, onların yapamadığını yapıyoruz.

Bizler yani tiyatro yapan kişiler olarak bu konuda elimizden geleni yapmalıyız, insanlarımızı bu konuda eğitmeli, onlara gerçeği göstermeliyiz. Birileri buna dur demeli! ve bunu yapacak olanlar da biziz, tiyatroyu gerçekten seven insanlar…
 

 Biz daha amatörüz, ufak bir fidanız ama bir gün büyüdüğümüzde dev bir çınar olduğumuzda çevremizde ve köklerimizde yabani otlar olmamalı.
Bence hayat bir tiyatro, yaşadığımız dünya bir sahne ve biz de oyuncularız. Tanrı ise yönetmen…

Her oyuncu o oyunun kurallarına göre sahnede özgürdür. Tıpkı gerçek hayat gibi yanlışlarımızla ve doğrularımızla biz bir oyunu bilmeden oynuyoruz…

Sevgiyle kalın…

 
S. İLKER GÜLER

02. 8. 2007

Paylaş
Tiyatro Dünyası
Yazar Hakkında: 2006 yılında kurulan Tiyatro Dünyası portalı "Türkiye'nin en popüler, en zengin ve en güncel tiyatro haber ve bilgi portalıdır..."

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here