Röportaj : Bennu Yıldırımlar (Zeynep Rendeci)

Bennu Yıldırımlar ile Nisan ayında şehir tiyatrolarında sahne alacak oyunu, “Üç Kız Kardeş”in provaları sırasında sohbet ettik. Bennu Hanım bu sıralar çok meşgul; televizyon çekimleri, tiyatro oyunları ve provaları arasındaki yoğun temposundan bize vakit ayırdı.  Biz de pek başını ağrıtmadık hani.  Tiyatro, sinema, güncel konular ve kendisi hakkında daha önce sorulmamış soruları yönelttik, eğlenceli bir sohbet oldu.
 

Neden tiyatroyu seçtiniz?

İlgi duydum, denemek istedim

 
Ailenizde tiyatrocu var mıydı?

Hayır yoktu.

 
Destek oldular mı?

Köstek olmadılar. Ama tabi bir mühendislik kadar keskin bir durum olmadığı için mezun olduktan sonra nelerin olup olmayacağını anladılar.

 
Tiyatronun başka bir alanıyla ilgileniyor musunuz?

Hayır, şu an oyunculukla ilgileniyorum. Kim bilir belki ilerde…

 
Belli bir birikiminiz  var, oyun yönetmeyi düşünür müsünüz?

Çok kişisel birikimler bunlar. Yönetmenlik her kesin yapabileceği bir şey değil. Kişinin kendisiyle uğraşması ile 20 kişiyle uğraşması arasında fak var.Yönetmenlik çok başka bir şey.

 
Nasıl bir izleyicisiniz?

Kötü bir izleyici değilimdir. Ben biraz abartarak her şeyi izlemeye çalışıyorum.

 
Nedir izlerken dikkat ettikleriniz , neler ararsınız oyunda?
Oyunu bilip bilmemekle, karşındaki oyuncuyu tanıyıp tanımamakla ilgili. Ben daha çok rolün nasıl değerlendirildiğine bakıyorum. Daha çok birliktelik olduğunda, daha mutlu oluyorum. Çünkü tek başına yapılan bir meslek değil,  herkesin birbirini etkilediği bir meslek bütünüyle çok iyi olmasa da bazı sahneler oluyor içten yapıldığı zaman bana da dokunuyor bir yerlerde.
 
Nasıl oyunlarda, rollerde oynadınız?

Çeşitlilik gösteriyor. Şansıma o kadar birbirine benzeyen roller düşmedi.

 
Keyif aldığınız bir tür var mı?

Tür olarak ayırt etmiyorum. Herkesin bazı doğrularda birleşip birlikte bir oyunu ayağa kaldırması hoşuma gidiyor. Herkes tam olarak yapamıyor ama kapasitesi ölçüsünde insanların bir yöne kendilerini vermesi hoşuma gidiyor.Vermediği zamanlar da oluyor çünkü.

 
Karakter tercihiniz var mı?

Tercihim yok, bu oyunun iyi yazılmış olmasına bağlı. Zorlayıcı roller de var.

Şu an “Üç Kız Kardeş” çalışıyoruz. “Masha” rolünü oynuyorum, yabancı bir yönetmeniz var. Değişik bir bakış açışı var, benim bu güne kadar bakmadığım tarzda bir “Üç Kız Kardeş” var. Kendimi buna uydurmaya çalışıyorum.

Sahne sizin için ne ifade ediyor? Bu kadar yorgunluğa değecek ne var sahnede?

Sahne zorla yapınan bir şey değil. İsteyerek yapılan bir meslek. Bu ancak sahnede hissedilen bir şey.  Tüm algıların açık olduğu bir an. Herkesin kendini kollama kendini idare etme ve daha önce provalarda gösterdiğin performansı gösterme. Her zaman aynı performansı göstermeyebilir insan ama bazı yerlerde yapmadığın şeyleri yapıp kendini şaşırtabilirsin. .Bir insanı doğru düzgün giyinebilmek ve sunabilmek baka bir şeyle bakmıyorum ve oynadığım oyundan zevk alıyorum

 
Sahnede bulunma için hiç fedakarlıkta bulundunuz mu?

Hayır.

 
Yaprak dökümünde Fikret karakteri.. Sahnede 400 den fazla canlandırdınız bu karakteri. Bir karakteri 400 kere sahnede oynamak heyecan verici bir şey mi?

Yaprak dökümü seyircisiyle zaten buluşacağı belli olan bir tiyatro oyunuydu. Bu bir ekip işidir. Reşat Nuri’nin 1945’lerde romandan dönüştürdüğü bir tiyatro oyunu, Romanın tadına varanlar sahnede de bir tat alabiliyorsa önemli olan odur.Romanı sahneye aktarmak zordur. Zaten kendisini ifade etmiştir. Böyle bir ekiple oynamanın zevki başka.

Biz hiçbir zaman “400 oyun, uf” demedik, tekrar tekrar oyunu kurmaya çalıştık. Televizyondaki çok başka,  kurguda benzer yanlar var ama  televizyonun matematiği çok farkı. Hikayeyi daha genleştirerek anlatıyor. Dönem olmadığı için günümüz sorunlarıyla birleştirmeye çalışıyor. Roman ve tiyatrodan farklı bir Fikret var.

 

Tiyatro ve dizi oyunculuğu arasında bir fark var mı?

Bence yok, Tiyatroda  anında reaksiyon alabilirsiniz. Dizide montaj denilen bir şey var. Tiyatro da o montajı seyirci kendi gözüyle yapar. Tiyatroda biraz daha fazla yüksek ses kullanmanız lazım tek fark bu.

 
Tiyatro mesaj vermeli mi, nedir tiyatronun rolü günümüzde?

Mesaj verme kaygısı olduğunu sanmıyorum. Sanatın mesajı içindedir, bunu anlamak isteyen, algısına göre algılayan insanlar vardır. Özellikle mesaj olsun diye yapılmış oyunun olması bana çok iyi bir fikir gelmiyor.

 
Tiyatro sadece eğlence olarak görülüyor…

Geliştirilen kültürel politika seyirciyi bu tarafa doğru yönlendirmiş durumda, maalesef. İyi ve içten yapılan şeylerin mutlaka seyircisi olacaktır. Bulvar tiyatrosu da olacaktır. Onların ya yapacakları da var, onlarsız da olmaz Ama hayat sadece bulvar tiyatrosundan ibaret değil. Bu oturmuş kültür durumu ile ilgili toplumların. Bizim bunu kurcalamamız lazım.

90 küsur yıllık bir kurumda çalışıyoruz, İstanbul halkı için önemli olmalı. Dünyada eşi nadir bulunur bir kurum. Hiçbir kar amacı gütmeden İstanbul halkına hizmet vermeye çalışıyor. Ne seyircisiz ne de oyuncusuz tiyatro olur. Herkes birbirini bütünleyecek.

 
Tiyatro oyuncuları-yönetmenleri arasındaki tartışmalar hakkında ne düşünüyorsunuz? Oyuncular da sık sık eleştirmenleri eleştirmeye başladı.

Evet, ama bunlar kişisel şeyler. Eleştiri bilimsel anlamda yapılır mı bunun sorulması lazım

 
Nedir Bilimsel eleştiri?

Bence, bir eleştirmen çeşitli aşamalarda o provanın içinde bulunmalı, neler veriliyor neler sahneye koyuluyor ne kadarı yapılabiliyor ya da söylenenlerin ne kadar üstüne çıkılabiliyor bunların tartışılması lazım. Olay çorap falan değil.

 
Neden sinema da fazla göremiyoruz sizi?

Bilmem.

 
Proje mi kabul etmiyoruz?

Öyle bir lüksü var mı kimsenin. Sinema ayrı bir sektör. Ayrı beğenileri olan, Türkiye’de kendi kanatlarıyla uçmaya çalışıyor. Türk sinemasının oluşturulması konusunda endişelerim var. Tam anlamıyla hikayeler konusunda. Birkaç özel örnek dışında, sinema filmleri daha özenli çekilmiş televizyon filmleri kıvamında bir şeyler  oluyor. Oyunculuk açısından doyurucu olması lazım. Senin de o karakterde başka bir şey bulman lazım ki oynama heyecanı bulman lazım.Ben oyunculuğumu gösterebileceğim şeyleri tercih etmek istiyorum. .. Senede 12 tane film çekilen bir ülkeden bahsediyoruz. Sinema yapılıyor da biz mi oynamıyoruz

 

Sizin kurallarınız var mı?

Ben yapımcı değilim ki, yapımcı böyle şeylere karar verir. Tabi önceden oynayan insanları öğrenirsiniz, içinize sinen olur sinmeyen olur. Kendi kararınızı kendiniz verirsiniz. Bir şeylere güvenerek başlamak zorundasınız.

 

 

Şehir Tiyatrolarının bilet fiyatlarını 1 YTL ye düşürmesi…

İki aylık bir espriydi, bence projektörü biraz daha tiyatroya baktırmak için olabilir.İnsanlar televizyona kilitleniyor, bir yere gidip tiyatro izlemek kültür meselesi. İyi olan ürünler zaten dolduruyor; parası ne olursa dolduruyor. Olay daha çok sahiplenmek. Hem sahnedekiler tarafından hem izleyiciler televizyonun getirdiği kültürü çok ayrı  yere çekilebilirdi ama istenmedi .

 
Oynamak istediğiniz özel bir karakter var mı?

17 yıldır beklediğim Anton Chekhov (Çehov) olayı şimdi gerçekleşiyor. 2001 de  “Herkes Aynı Bahçede” bir Çehov koleji oynamıştık. Baştan sona bir Çehov oyunu oynamak istiyordum. Bitirme oyunu olarak üniversitede üç kız kardeşi oynamıştık, ben o zaman küçük kız kardeş Irina’ yı oynamıştım . Şimdi ortanca kızı oynuyorum 17 yıldır beklediğim bir şey, bu benim için özel bir durum. Bütün Çehov oyunlarında oynamak isterim.

 
Birlikte oynamak istediğiniz oyuncular var mı?

Çok sevdiğim bir sürü oyuncu var, Ama tek tek burada sayamam.İzlemekten keyif aldığım bir çok oyuncu var. İyi ki de varlar.

 
19 yıl oldu, emekli olmayı düşünüyor musunuz, ne zaman ben bu işten doydum deyip  tiyatroyu
bırakırsınız?

Bunu zamanının veremem. Eğer, gerçek anlamda tiyatro yapılırsa doyulur.
 
Tiyatro dışında neler yapıyorsunuz?

Şu sıralar pek vaktim  yok. Çekime gidiyorum, fırsat bulursam oyun seyretmeye izliyorum evimle ilgileniyorum.

 
En son hangi oyunu izlediniz?

Ölümsüz öykü, şehir tiyatrosunda oynanan. Küçük tiyatrolara kadar giderim vaktim olursa.

 
Dizi izler misiniz?

Cnbc-e de bazı dizilere bakmaya çalışıyorum, “Six Feet Under”ı izlemeye çalışıyorum. Roma, Niptak dizilerini izlemeye çalışıyordum ancak çok yorgun olduğum için şu sıralar pek onları da takip edemiyorum.
 
Son izlediğiniz sinema filmi?

Mavi gözlü dev.

 

Küçük bir oyun oynayalım. Size bir kelime söyleyeceğim, aklınıza gelen ilk şeyi söyleyeceksiniz.

Sahne – Duygu

Mutluluk – Paylaşım

Şöhret – Klişe

Para – Yaşamak

Yemek – Tat

 

Son olarak, 27 Mart ,Dünya Tiyatrolar Haftası geliyor,  ne mesaj vermek isterseniz.

Tiyatro sahneleri elden gidiyor, bu daha önemli. Bilinmezler ülkesinde yaşıyoruz ve bir şekilde tiyatro yapılmaya devam ediyor. AKM ve Muhsin Ertuğrul, bir takım açıklamalar yapılıyor ama  ne olacak belli değil. İstanbul halkı da bu tartışmaya katılmalı ve bir kamuoyu oluşturulmalı diye düşünüyorum. Sahnesiz tiyatro olmaz.

 

Teşekkürler…
 
Zeynep Rendeci

Paylaş   
Paylaş

HENÜZ YORUM YOK